Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Uğur Eleman: Yetim bir çocuğun gözleri Rabbimizle konuşacağımız kelimelerdir.




Röportaj: Ümmühan Karabulut

Uğur Eleman Hacettepe Tarih mezunu, tasavvuf tarihi doktoru. İşçi bir babanın evladı, muhafazakâr bir ailenin çocuğu… Gençliğinde neredeyse Batı’nın ve Doğu’nun bütün temel eserlerini okumuş ve iç dünyasında gürültülü bazen de merdümgiriz devrimler yaşamış. Memuriyet yapmış bir aralar. Ulus’ta bir köprünün üzerine çıkmış ve kravatını rüzgâra bırakmış. Sen beni bırakmadan ben seni bırakıyorum, diyerek rest çekmiş resmiyete. Memuriyetini sonlandırıp hayatın içinde akıp giden çarpıklıklara bir çare bulmaya imkân tanıyacak başka bir meşguliyet bulmuş. Ticaret ve danışmanlık mesleğini sürdürürken, hayatın kanayan yerlerine dilhun kalmak yerine her defasında elleriyle dokunmuş. Yetimlerle, sokak çocuklarıyla, ayyaşlarla bağımlılarla, kötü alışkanlıklara meftun olmuş kişilerle ve bilhassa kimsesiz çocuklarla yakından ilgilenmesinin, onlara ağabeylik yapmasının detaylarını dinledik. Bağımlılık tuzağına düşmüş gençlerden sarf-ı nazar edemeyişini anlatmasını istedik. Ankaralı olarak Ankara’da suç oranlarının düşük oluşunu bizlere hatırlatırken, gözlerinden taşan huzura tanık olduk.

Bu meyus derdin pençesinde olanları sevgisiyle kuşatışını; hiç hız kesmeden bir yandan da hasta ziyaretleri yapıyor oluşunu; kimsesizlerin başlarını okşama, sohbet edip dertlerini dinleme, derslerini çalıştırıp okulla kopan bağlarını yeniden kurmalarına yardımcı olma çabasına dair konuştuk.

Devamını oku...
 

Kızıl Elma Neresi? - Ömer Seyfettin

Kızıl Elma Neresi? - Ömer Seyfettin

– Kızıl-Elma’ya…

– Kızıl-Elma’ya…

– Kızıl-Elma’yacak gideceğiz!

. . . . . . . .

Zamanın Süleyman’ı, ansızın… Kükremiş bir tufan halinde akseden bu naraları duydu. Otağında yalnızdı. Yarım saat evvel dağılan Dîvân’ın cenk için gösterdiği kahraman arzuyu düşünüyordu. Bugün, yalnız vezirleri değil, kazaskerleri, defterdarları, nişancıları, “ağa, kethüdâ, serdar, yayabaşı, bölükbaşı, vekilharç” gibi, yeniçeri zâbitlerini, hatta solakları bile çağırmış, hepsini huzurunda toplamıştı. Hepsi “…. Kafdağı’na kadar arkandan gelmeye hazırız, padişahım!” diye ayaklarına kapanmışlar, gözlerinden sevinç yaşları dökmüşlerdi. İşte şimdi “sefer kararı” ordu içine yayılmış olacaktı. Otağın biraz uzağında… Küçük meşe ormanının nihayetindeki mahşerde, deminki Dîvân’ın sevinci, büyük bir heyecan ummanı gibi kaynıyor, kabarıyor, kabarıyor; bu ummanın görünmez, işitilir dalgaları, yakın ufukların bulutlu sahillerine değil, sanki bütün cihanın tâkına çarpıyordu:

– Kızıl Elma’ya…

– Kızıl Elma’ya!

– Kızıl Elma’yacak….

. . . . . . . .

Padişah, tahtından yavaşça ayağa kalktı. Sağ elini altın koltuğa dayadı. Gökten inen, mânâsı anlaşılmaz bir sese kulak verir gibi başını büktü. Ordunun velvelesini dikkatle dinledi. “Kızıl Elma, Kızıl Elma….” Bu ismi şehzadeliğinden beri binlerce defa duymuştu. Sonra tekrar tahta oturdu. Gözlerinin üstüne kadar eğilmiş yusufiyesini geri itti. Gayet çıkık, geniş alnını, esmer uzun parmaklarıyla tuttu. Düşündü. Düşündü.

Devamını oku...
 

"Mahallemizin Hayvanları - Açık park BAKIM alanı"


Gönüllümüz Arife hanımla birlikte Ankara büyük şehir belediye başkanı sayın Mustafa Tuna ile görüştük.
Başkanımıza ilettiğimiz konuyu aşağıda özetledim.


"Mahallemizin Hayvanları - Açık park BAKIM alanı" projesi sokaklardaki hayvanlara ilişkin vatandaştan gelen şikayetleri azaltacaktır. Çünkü hayvanların insan peşinde dolaşmalarının sebebi AÇLIKTIR. Karnı doymuş olan hayvanlar insanlara yaklaşmaz ve kendi bölgelerinde bir köşeye kıvrılıp yatar .


Sokak hayvanlarına bakmak bir gönüllülük işidir. Gönüllü insanlarımız mahallemiz için velinimettirler ve bu insanların desteklenmesi gerekir.


Gönüllü olarak sabah-akşam karınlarının doyurulması, düzenli aşıları, sağlık sorunları takibi vs ile ilgilenmekteyiz. Bunun yanında kuşlar, zaman zaman tilkiler ve kirpi gibi hayvanlar da karınlarını doyurmaktadır.

Devamını oku...
 

Toprakta Senelerdir Bekleyen Tohumların Yeşermesidir

E-posta


Dünyanın bugünkü düzeninde en büyük rol oynayan tarihi hadiselerden biri "çok uzak ülkelerle yapılan büyük ölçekli ticaret ve bunun lojistik ve güvenlik meselelerinin halli"dir. Şimdi tarih bu konuda tekerrür ediyor. Çin'in OBOR projesi (Yeni İpek Yolu) dünyanın geleceğini şekillendirmeye başlamıştır. Bunun önemini Zeki Velidi Togan 1923 gibi çok erken bir tarihte dile getirmiştir. Türkiye'nin Katar, Somali gibi ülkelerdeki operasyonları, yatırımları, üsleri vb. bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bazı zirzopların "ne işimiz var orada?" soruları büyük bir cahillik, ufuksuzluk, kifayetsizliktir.

Devamını oku...
 

Zeki Velidî Togan

Zeki Velidî Togan / İlmi Hayatı - Eserleri - Siyasi Faaliyetleri - Hatıralar

Editör:  Serkan Acar / Akçağ Yayınları

Sayfa Sayısı: 480

Baskı: 1Basım Yılı: 2017

Müterakki camia medeniyet yaratmanın kaidelerini kendisi vazeder, bunu yapamayan camia ölüdür. 

Zek Velidî Togan

Zeki Bey fazla dalkavukluk sevmediğimi bilirsiniz; samimî olarak diyorum ki sizin bu eseriniz [Türk ve Tatar Tarihi] cidden bir hazinedir.

YUSUF AKÇURA


Dünya ilim âleminde Orta Asya Türk tarihi üzerinde yegâne otorite olan merhum Zeki Velidî Togan Kâzım Alöç'ün emriyle iki gün aç bırakılmış daha sonra da başka işkencelere uğratılmıştır.

ALPARSLAN TÜRKEŞ


Zeki Velidî Togan hiç şüphesiz tarihe "büyük bir tarihçi" olarak geçecektir. Hatta genç tarihçi Yılmaz Öztuna onun için "şimdiye kadar gelmiş en büyük Türk müverrihi" tabirini kullanmıştır.

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ


Devamını oku...
 

Önemli olan ADALETTİR

PDF

Şu "eşitlik" saçmalığından vazgeçelim. İnsanlar eşit falan değildir. "Eşit olmama", birinin diğerinden "üstün" olması değil, "farklı" olması manasına gelir.

Eşit muamele gerekli olmadığı gibi zararlıdır, hatta zulümdür.

Önemli olan ADALETTİR.

Eğitimde öğencilere eşit muamele, eşit müfredat, eşit soru, eşit sınav yanlıştır. Öğretmenlere eşit maaş yanlıştır. Her öğrenci kendi şartları, kapasitesi, istidadı, hevesi, çabası vb. istikametinde kendisinin en iyi seviyesine çıkarılmaya çalışılmalı.

"Diğer öğrencilerden daha iyi olmak" öğrenciler için hedef olmamalı, bunun çok yanlış bir şey olduğu anlatılmalı.

Satrançta çok iyi olan birini çok iyi tenis oynayan biri ile mukayese yanlıştır. Bütün sınıfı birbiri ile satranç/matematik yarışına sokmaya gerek yok. Kim neyi iyi yapabilecekse onu en iyi şekilde yapabilmesi için eğitim/destek verilmeli, uygun şartlar sağlanmalı. İlkokul bitene kadar sınav yapılmamalı. Önce okuma, anlama, ifade becerileri kazandırılmalı. Cesaret, kendine güven, iletişim becerileri, farkındalık, saygı gibi değerler geliştirilmeli. İlkokul sonuna kadar iyi eğitim verilen çocukların geleceğinden endişe etmeye gerek kalmaz. Sonraki eğitim sürecindeki hata ve noksanları çocukların kendileri telafi edebilir.

Ömer Özercan


 

ALTUN ÇAĞDA KALMIŞ BİR KOPUZ TELİ: DİLÂVER CEBECİ

Ulu çınarların düşüne daldığımız bir Nisan akşamında haddim olmayarak Dilâver Cebeci’yi yazmak istedim.

Dilâver Cebeci, biz ‘’yeni neslin’’ kolay kolay idrâk edemeyeceği birisidir bana göre. Şiirlerinde, yazılarında, araştırmalarında kendisindeki farklılığı hissedeceğiniz nâdir büyüklerimizdendir. Dilâver Cebeci iliklerine kadar Türk’tür, İslâm’dır. İslâm’ın ve Türk medeniyetinin şiirlerinde şahlandığını görürsünüz.

Cebeci’nin şiiri; sembolik, sanatlı ve çokça mânâ barındıran bir yapıya sahiptir. Kendisinin de ifâde ettiği üzere onun için sanat, sanat içindir. Şiir hissedilmek için vardır. Zaten Cebeci’nin her şiirinde bu sanatı görürsünüz, hissiyat yoğunluğu hat safhadadır.

İnsan okuduklarına göre okunabilir görüşünü savunan biri olarak diyebilirim ki Dilâver Cebeci’nin okuyucusu da az olmakla birlikte özdür ve Dilâver Cebeci’yi okuyanlar birbirine benzer. Aynı dizelerden benzer yorumları yapmak ve aynı şeyleri hissetmek ancak bu benzerlikle mümkün olabilir.

Dilâver Cebeci, câmiamızın hisli şâiridir, bazı şiirleri vardır ki insan kendini ‘’Acaba nasıl yazmış, ne hissetmiş?’’ diye sormaktan alıkoyamaz. Abdurrahim Karakoç’u, Arif Nihat Asya’yı, Gençosmanoğlu’nu Dilâver Cebeci’de bulabilirsiniz. Belki Cebeci’nin Sitâre’si Karakoç’un Mihriban’ıdır. Yahut Cebeci’nin Tatar Güzeli Gençosmanoğlu’nun Avşar Kızı’dır, Fetih Marşı sinmiştir tüm şiirlerine. Ve Hüve’l-Bâki’de Gençosmanoğlu’nun Malazgirt Marşı’na bir telmih vardır. Cebeci’de Bâki’yi, Fuzuli’yi bulursunuz.

Gümüşhane’nin -Atsız gibi- yiğit evlâdıdır Cebeci. Türkiye’nin yoluna baş koymuştur, Tanrı Dağ’ın çevresini sarmaktadır yüreği. Kahdehar Dağları’nda uçan bir çakır kuşunun gözlerindedir ruhu. ‘’Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?’’ derken belki de hem çağa hem de bu bölünmüşlüğe isyan ediyordur. ‘’ Bir ülküye gönül veren/Ölür mü Bozkurt ölür mü?/Oğuz soyu cenkten ırak/Kalır mı Bozkurt kalır mı?’’ dizeleriyle onun hangi arzular içinde olduğunu belki anlayabiliriz. Cebeci, Türk kültürünü, Türk ananesini her dizesinde işlemiştir, ‘’Bir çocuk çağrısına her çileyi çekerim’’ derken bu büyük medeniyetin içinden çıktığını bize hissettirir.

Devamını oku...
 

Prof.Dr. Kenan Gürsoy hakkında...


Bazı gazete ve Twitter hesaplarında bir süredir Prof.Dr. Kenan Gürsoy hakkında haksız, mesnetsiz, mantıksız, tutarsız ithamlar yayınlanıyor. Bunlar, gazetecilerin ve bazı millet(?)vekillerinin ilkesizliği ve cahilliğinin hangi seviyesizliğe inebileceğini gösteren vahim haberler/yazılar. Kenan hocanın bizim savunmamıza ihtiyacı yok, kendisi muhtemelen bu iftira sahipleri ile polemiğe girme tenezzülünde bulunmayacak, gereken cevabı hukukî yollarla verecektir.

Hocanın hemen hemen bütün kitap ve makalelerini okumuş, TV konuşmalarını dinlemiş ve hakkında makale yazmış biri olarak kendi adıma bazı hususları ifade etme ihtiyacı duydum.

1. Kenan hocanın akademik hayatı ortadadır; tezleri, makaleleri, kitapları, konferansları... Bunların yeterliliği, intihal yapıp yapmadığı, başarılı olup olmadığının değerlendirilmesi iddia sahiplerinin bilgi, eğitim ve zekâ seviyelerini aşar. Hocanın -eserleri bir yana- en açık ve özet özgeçmişini dahi okumadıkları, ne zaman nerede nasıl Prof. olduğundan dahi haberdar olmadıkları anlaşılmaktadır.

2. Kenan hocanın herhangi bir kitabını okusalar, konuşma kayıtlarını dinleseler, iddia ettikleri gibi filanca kişi ve guruba mensup, muhip, hayran falan -olmadığı bir yana- olamayacağını kolayca görebilirlerdi.

3. Hoca; köklü bir hikmet geleneğini tevarüs etmiş, aile ortamında İslâm tasavvufunu en rafine biçimde müşahade edip yaşamış, felsefe sahasında lisans, yüksek lisans doktora yapıp Prof. olmuş, bütün eserlerinde bu hikmet mirasını akademik dil, üslup ve usul ile yazmış/söylemiştir. Hocanın ufku, bilgi birikimi, şahsiyeti, fikirleri, eserleri vb. herhangi bir cemaat/gurup çerçevesi ile sınırlandırılamaz.

4. Hoca devletine ve milletine bir akademisyen, diplomat ve mütefekkir olarak hizmet etmiş ve etmektedir. Devlet/millet düşmanları ile birlikte anılması ayıptır, günahtır, suçtur.
Devamını oku...
 

TOKİ

Yazdır


"Modern" kafes tavuklarının yumurtaları bile sağlığa zararlı. Aileleri, tavuk kafesleri gibi istiflenmiş hücrelere tıkıp huzur sağlamak, mahalle inşa etmek mümkün mü? Önce TOKİ'yi yeniden inşa etmeli.

Ömer Özercan

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 27


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.