Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Sevgi ve Aşk Medeniyeti - Gelenek ve Görenek

Hoca Ahmet Yesevi, kurduğu irfan ocağında yetiştirdiği Alperenlere Allah ve Resul sevgisini aşıladıktan sonra onları Anadolu'ya ve Balkanlara gönderdi. Anadolu'ya ve Balkanlara gelen Alperenler, sevgi ve aşk medeniyetini, nefis terbiyesini, edepli olmanın tüm hallerini, ömrün beşikle mezar arasında çok kısa olduğunu insanlara halleriyle göstererek rehberlik ettiler.

Onların yaşayışları Anadolu insanında örf ve adet oldu. İnsanlar, her geçen gün Allah ve Resulüne yaklaştı. Helal lokma yemeye dikkat edildi. Ölüm çoook çok hatırlandı. Aşık Veysel'in, "Benim sadık yarim kara topraktır" dediği gibi.

Şimdi aklımdan bunlar geçerken Anadolu'nun bir köyünde öğretmenlik yaparken şahit olduğum bir örf ve adet aklıma geldi. Anadolu'da ne güzel insanlar yaşamış ve yaşayacak. Bu güzel insanların ne güzel örf ve adetleri var diyerek sizlere bir hatıramı anlatmak istiyorum. Bebek dünyaya gelmeden annesi bebeğe bir ana yaşmağı yapıyordu. Bu ana yaşmağına da areyçin deniliyordu. Bebek doğunca kulağına ezan okunuyor, bu ana yaşmağı salavatla, besmeleyle çocuğun yüzüne örtülüyor, yine salavat ve besmeleyle açılıyordu. Bebeğin, Cennet Bahçelerinden bir koku getirdiğine, bu kokunun kırk gün bebeğin üzerinde kaldığına inanılıyordu. Areyçin diye adlandırılan ana yaşmağı da bebek uyurken yüzüne kırk gün örtülüyordu. Kırkıncı günün sonunda salavatla besmeleyle bebeğin gül yüzünden alınıyor, bebeğin çeyiz sandığına konuluyordu. Bu yaşmağın, yani areyçinin çeyiz sandığına konulmasının sebebini sorduğumda, "Beşikle tabut arasındaki ömür çok kısa. Bebek büyüyecek, yaşlanacak ve ölecek. İşte o zaman areyçin denilen bu yaşmak çene bağı olarak kullanılacak" demişlerdi. Bu arada bebeğin annesi namaz kılmaya hazır bir şekilde abdest alarak bebeğine süt verirdi. Abdestli süt verme işi bebeğin kırkından sonra da devam ederdi. Anne, bebeğinin iyi bir kul olması, olur olmaz şeylere öfkelenmemesi, nefretten, zilletten, küfürden uzak olarak yaşaması için dua ve niyazlarla sallardı bebeğinin beşiğini. Böyle dua ve niyazlarla büyüyen yavru, içinde hak, adalet, iyilik, güzellik, dürüstlük taşır. Ahlakıyla, merhametiyle iyi insan olur.

Devamını oku...
 

İyimserler ve kötümserlere dair


İyimserler ve kötümserlere dair...

Her gün çok sayıda kişiyle çeşitli konular ve bilhassa ülke meselelerine dair konuşuyoruz. Çevremde iyimserler ve kötümserler var. Bu örnekleme ve başka araştırmalarıma dair sınırlı gözlemlerim şunlardır:


Kötümserler asabî, iyimserler daha sakin
Kötümserler çatışmacı, iyimserler daha uzlaşmacı
Kötümserler iyimserlere karşı suçlayıcı, eleştirici, bazen hor gören, tepeden bakan bir tutuma sahip; iyimserler daha mütevazi
Kötümserler bütün kötülüklerin faturasını birilerine çıkarıyor, iyimserler kendi iyi/kötü rolleriyle daha ilgililer
Kötümserler kendileriyle barışık değil, iyimserler daha barışık
Kötümserler geçimsiz, iyimserler daha geçimli
Kötümserler her kişide, her işte kusur kabahat arıyor, iyimserler daha hoşgörülü
Kötümserler yobaz, iyimserler ikna edilebilir

...

Bunlar mukayeseli ve kendi gözlemlerime, araştırmalarıma dayalı neticeler, mutlak ve değişmez hakikatler değil; siz başka bir örnekleme dayalı olarak farklı neticelere varabilirsiniz.

Ömer Özercan




 

Üniversiteler Arası Hikaye Yarışması

İSTANBUL TÜRK OCAĞI

ÜNİVERSİTELER ARASI HİKÂYE YARIŞMASI


YARIŞMA ŞARTLARI:

1. Eserler 12 punto, Times New Roman fontu ile, 1.5 satır aralığında, bilgisayar ile yazılmış olmalı,  hikaye ve denemeler A4 ebadında 5 sayfayı geçmemelidir.

2. Konu ve anlatım serbesttir, ancak genel ahlak kurallarına uygun bir dil kullanılmalıdır.

3. Son başvuru tarihi 14 NİSAN 2017 Cuma mesai bitimidir.

4. Sonuçlar 01 MAYIS 2017 Pazartesi günü www.istanbul-turkocagi.org sitesinden duyurulacaktır.

5. Hedef kitle ve yarışmaya katılacaklar, İstanbul’daki üniversite öğrencileridir.

6.  Başvuru internet üzerinden mail yoluyla  Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresine yapılacaktır.

7. Yarışmaya katılan eserler, internet ortamı dâhil hiçbir yerde yayımlanmamış ve ödül almamış olmalıdır.

Devamını oku...
 

Eğitim'e dair...

ÖMER ÖZERCAN 13 OCAK 2017 CUMA

Eğitim'e dair...

- Çok iyi ilkokul öğretmeni yetiştirin.

- Öğretmenlerin itibarını iade edin.

- Sorumsuz/saygısız/kaygısız “veli”lerin ve eşkiya "öğrenci"lerin şerrinden öğretmenleri koruyun.

- Okullarda güvenlik ve disiplini sağlayın. Uyuşturucu satışını engelleyin. Öğrencilere uyuşturucu satışı yapanlar için idam cezası getirin.

- Öğretmenleri meslekleri dışında gereksiz lojistik problemlerle meşgul etmeyin, meselâ: stajyer öğrencilerin ssk bordro takibi gibi işleri konu uzmanı memurlara veya özel muhasebe firmalarına yaptırın.

- Öğretmenlere aylık en az 5.000 TL başlangıç maaşı ödeyin, bunun yanında bütün kitap, kırtasiye, dergi aboneliği, kültürel etkinliklere katılım vb. masraflarını da (sınırsız) ödeyin.

- Beceriksiz, yeteneksiz, isteksiz, ruhsuz, bilgisiz, şahsiyetsiz vb. “öğretmen”leri işten çıkarın, yerine partizanlık falan yapmadan en iyilerini alın.

- Oku(ya)mayacağı apaçık olan yeteneksiz öğrencileri üniversiteye yollamaya çalışmayın. Üniversiteye girişi aşırı zorlaştırın. Çok çok iyiler dışında üniversiteye giriş olmasın.

- Öğrenciler için erken yaşlarda yetenek/zeka/beceri teşhisi yapın; üstün yetenekli olanların bütün eğitim masraflarını karşılayın, iş garantisi sağlayın.

- Mesekî eğitime öncelik verin, lise değil orta okulda mesleki eğitimi başlatın.

- Sosyal Bilimler Liseleri’ne önem verin, en iyi öğretmen ve idarecileri bu okullarda görevlendirin, az sayıda ama çok iyi SBL olsun, bütün SBL öğrencileri yatılı ve burslu okusun.

- Okulların temel fizikî şartlarını iyileştirin, velilerden para dilenmeyi bırakın.

- ...



 

Serdar Okuyucu -Esselamu Aleykum

Merdivenden çıkarken asansör bekleyen sekiz on yaşlarında iki çocuğa "esselamu aleykum" diye selam verdim. Çocuklar tuhaf tuhaf yüzüme bakmakla yetindi. Şaşırmışlardı. Tebessüm edip yoluma devam ettim. Birkaç basamak uzaklaşmıştım ki arkamdan sevinçle bağırdılar: "Aleykum selaaaam!"

Çocuklara selam verin. Bu, onların kendilerini önemli ve değerli hissetmelerini sağlar. Kendilerini değerli hisseden çocuklar değerli işler yapar. Adam yerine koymadığınız çocuklardan adam olmalarını bekleyemezsiniz.

Devamını oku...
 

Kızıl Elma

"Kızıl Elma, tarihte Türk cihan hâkimiyeti idealini temsil eden bir semboldür. Bu idealin esasını i’lâ-yı kelimetullah da denilen gazâ ruhu teşkil eder. Bu da İslâm dininin her yerde işitilmesini temin etmek demektir. Kızıl Elma, Eski Türklerden beri hükümet erkânının da, askerin de, halkın da haberdar olduğu bir ideal idi."

Eyüp Camii’ndeki geleneksel kılıç kuşanma töreninden sonra padişah Şehzade Camii’nin karşısında eski kışlalar önünden geçerken artık varolmayan Yeniçerileri şöyle selamlardı: “Kızıl Elma’da yine görüşeceğiz.”

Altın Elma (küre) Türk mitolojisinde cihan hâkimiyetini ifade eder. Halk kültüründe de bilinir ve dile getirilir. Destan şöyle:

Atam olur öğrendim ata binmeyi
Pirimden öğrendim kılıç çalmayı
Dilerim Mevlâdan Kızılelmayı
Yan anam yan, bana derler Genç Osman.

"...Üç kıtanın birleştiği yerde devlet kurmadan evvel, Osmanlılar bunu millî vicdanlarında kurmuşlar ve bütün hamlelerinde o büyük ülkünün gittikçe uzaklaşan hudutlarına doğru atılmışlardır. Ana vatana her taraftan genişleyen bir harita çizilmiş gibidir. Gönüllerdeki bu haritanın türlü istikametlerindeki büyük merkezlerine hep Kızıl Elma denmiştir"

"Kızıl Elma'da görüşürüz."

 

Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir


Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir. Siyaset tarihinde böyle bir tercih vakası yaşanmamıştır. Her zaman çok sayıda seçenek olur, bunlar "doğru" veya "yanlış" değildir, çeşitli doğruluk ve yanlışlık dereceleri vardır. Doğru görünen tercihin doğru ve yanlış neticeleri olur. Yem fiyatını artırırsanız yemciler sevinir sütçüler üzülür, süt alanlar üzülür. Et ithaline izin verirseniz besi hayvancılar üzülür, ucuz et alan tüketici sevinir. Vergiler düşerse esnaf sevinir ama bu defa esnafa ucuz kredi veren devlet bankasına fon aktarmak zorlaşır. Rusya ile işbirliği yaparsınız, ticaret hacmi artar, Suriye ve Kırım'da çatışma devam eder, AB ve ABD küser... İran'la işbirliği yaparsınız, gazı ucuza alırsınız, Suriye'de kapışırsınız... Filistin'e yardım edersiniz, Filistin Ermenistan'la iş tutar, Esed'i destekler.

Ömer Özercan

 

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı yeni haliyle hizmetinizde....

Parkımız Kemalpaşa Mahallesinde, Darülfunun Caddesi üzerinde Beyazıt Polis Karakolu ve İÜ Edebiyat Fakültesi arasında, Avrasya Enstitüsü (Seyyid Hasan Paşa Medresesi) bitişiğinde yer almaktadır.

Eski adı TÜRKİYAT PARKI olan parkımızın adı Fatih Belediye Meclisi 05.05.2011 tarihli Meclis Kararı ile ZEKİ VELİDİ TOGAN PARKI olarak değiştirilmiştir. 26.01.2012 tarihinde RF Başkortostan Cumhuriyeti Türkiye Temsiliğinin resmi talebi ile Ahmet Zeki Velidi Togan heykeli ile ilgili çalışmalar başlamış ve parkımızın isme ve içine gelecek heykele uygun konsepte revize edilmiştir. 5 Nisan 2012 de revize çalışmalarına başlanan parkımız Mayıs ayı sonunda tamamlanmıştır. Park ile komşu olan Beyazıt Polis karakolu bahçesi de bu çalışmalar kapsamında düzenlenmiştir.

Parkımız konum itibariyle eğitim yapılarının arasında olmasından dolayı üniversite öğrencilerinin ve çevresinde bulundurduğu tarihi yapılar nedeniyle turistlerin yoğun kullandığı ana aks üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle oturma ve dinlenme amaçlı bir park olarak düzenlenerek heykel objesiyle kültürel bir vurgu sağlanmıştır.

Devamını oku...
 

Alev Alatlı


Yazar Alev Alatlı

1944 İzmir doğumlu olan Alev Alatlı, liseyi Tokyo, Japonya’da okudu.Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi & Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville,Tennessee) aldı. Bilâhare, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlâhiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Ankara Devlet Planlama Teşkilatında kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte “Bizim English” adında bir dergi çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Eserleri:

1985 ve 1986 yıllarında Edward Said’in “Haberlerin Ağında Islam” (Covering Islam) and “Filistin’in Sorunu” (The Question of Palestine ) yayınlandı. Filistin davasını duyurmak üzere yaptığı çalışmalar, 1986’da Tunus’da sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı.

Yayınlanmış ilk telif eseri, “Aydın Despotizmi”dir. (Despotism of the Intellectuals) Bunu, 1985’de “Yaseminler Tüter mi Hala?” (Jasmines Smoke No More!) izledi. Yazarlar Birliğinin “Yılın En İyi Romanı” ödülünü alan “İşkenceci” (The Torturer) 1987’de geldi. “İşkenceci” izleyen “Or’da kimse var mı?” (Is there anybody out there?) dörtlüsünün öncüsüydü. 1992’de yayınlanan “Viva la Muerte” yi, 1993’de “Nuke Türkiye!” (Nuke Turkey!), “Valla Kurda Yedirdin Beni” (You Sure Made Me a Prey to the Wolves) ve “OK Musti, Türkiye Tamamdır!” (OK Mustafa, Turkey is Dealt With!) izledi. “Kadere Karşı Koy A.Ş.” (Resist Your Fate, Incorporated) 1995’de yayınlandı.


Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 26


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.