Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Eğitim'e dair...

ÖMER ÖZERCAN 13 OCAK 2017 CUMA

Eğitim'e dair...

- Çok iyi ilkokul öğretmeni yetiştirin.

- Öğretmenlerin itibarını iade edin.

- Sorumsuz/saygısız/kaygısız “veli”lerin ve eşkiya "öğrenci"lerin şerrinden öğretmenleri koruyun.

- Okullarda güvenlik ve disiplini sağlayın. Uyuşturucu satışını engelleyin. Öğrencilere uyuşturucu satışı yapanlar için idam cezası getirin.

- Öğretmenleri meslekleri dışında gereksiz lojistik problemlerle meşgul etmeyin, meselâ: stajyer öğrencilerin ssk bordro takibi gibi işleri konu uzmanı memurlara veya özel muhasebe firmalarına yaptırın.

- Öğretmenlere aylık en az 5.000 TL başlangıç maaşı ödeyin, bunun yanında bütün kitap, kırtasiye, dergi aboneliği, kültürel etkinliklere katılım vb. masraflarını da (sınırsız) ödeyin.

- Beceriksiz, yeteneksiz, isteksiz, ruhsuz, bilgisiz, şahsiyetsiz vb. “öğretmen”leri işten çıkarın, yerine partizanlık falan yapmadan en iyilerini alın.

- Oku(ya)mayacağı apaçık olan yeteneksiz öğrencileri üniversiteye yollamaya çalışmayın. Üniversiteye girişi aşırı zorlaştırın. Çok çok iyiler dışında üniversiteye giriş olmasın.

- Öğrenciler için erken yaşlarda yetenek/zeka/beceri teşhisi yapın; üstün yetenekli olanların bütün eğitim masraflarını karşılayın, iş garantisi sağlayın.

- Mesekî eğitime öncelik verin, lise değil orta okulda mesleki eğitimi başlatın.

- Sosyal Bilimler Liseleri’ne önem verin, en iyi öğretmen ve idarecileri bu okullarda görevlendirin, az sayıda ama çok iyi SBL olsun, bütün SBL öğrencileri yatılı ve burslu okusun.

- Okulların temel fizikî şartlarını iyileştirin, velilerden para dilenmeyi bırakın.

- ...



 

Serdar Okuyucu -Esselamu Aleykum

Merdivenden çıkarken asansör bekleyen sekiz on yaşlarında iki çocuğa "esselamu aleykum" diye selam verdim. Çocuklar tuhaf tuhaf yüzüme bakmakla yetindi. Şaşırmışlardı. Tebessüm edip yoluma devam ettim. Birkaç basamak uzaklaşmıştım ki arkamdan sevinçle bağırdılar: "Aleykum selaaaam!"

Çocuklara selam verin. Bu, onların kendilerini önemli ve değerli hissetmelerini sağlar. Kendilerini değerli hisseden çocuklar değerli işler yapar. Adam yerine koymadığınız çocuklardan adam olmalarını bekleyemezsiniz.

Devamını oku...
 

Kızıl Elma

"Kızıl Elma, tarihte Türk cihan hâkimiyeti idealini temsil eden bir semboldür. Bu idealin esasını i’lâ-yı kelimetullah da denilen gazâ ruhu teşkil eder. Bu da İslâm dininin her yerde işitilmesini temin etmek demektir. Kızıl Elma, Eski Türklerden beri hükümet erkânının da, askerin de, halkın da haberdar olduğu bir ideal idi."

Eyüp Camii’ndeki geleneksel kılıç kuşanma töreninden sonra padişah Şehzade Camii’nin karşısında eski kışlalar önünden geçerken artık varolmayan Yeniçerileri şöyle selamlardı: “Kızıl Elma’da yine görüşeceğiz.”

Altın Elma (küre) Türk mitolojisinde cihan hâkimiyetini ifade eder. Halk kültüründe de bilinir ve dile getirilir. Destan şöyle:

Atam olur öğrendim ata binmeyi
Pirimden öğrendim kılıç çalmayı
Dilerim Mevlâdan Kızılelmayı
Yan anam yan, bana derler Genç Osman.

"...Üç kıtanın birleştiği yerde devlet kurmadan evvel, Osmanlılar bunu millî vicdanlarında kurmuşlar ve bütün hamlelerinde o büyük ülkünün gittikçe uzaklaşan hudutlarına doğru atılmışlardır. Ana vatana her taraftan genişleyen bir harita çizilmiş gibidir. Gönüllerdeki bu haritanın türlü istikametlerindeki büyük merkezlerine hep Kızıl Elma denmiştir"

"Kızıl Elma'da görüşürüz."

 

Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir


Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir. Siyaset tarihinde böyle bir tercih vakası yaşanmamıştır. Her zaman çok sayıda seçenek olur, bunlar "doğru" veya "yanlış" değildir, çeşitli doğruluk ve yanlışlık dereceleri vardır. Doğru görünen tercihin doğru ve yanlış neticeleri olur. Yem fiyatını artırırsanız yemciler sevinir sütçüler üzülür, süt alanlar üzülür. Et ithaline izin verirseniz besi hayvancılar üzülür, ucuz et alan tüketici sevinir. Vergiler düşerse esnaf sevinir ama bu defa esnafa ucuz kredi veren devlet bankasına fon aktarmak zorlaşır. Rusya ile işbirliği yaparsınız, ticaret hacmi artar, Suriye ve Kırım'da çatışma devam eder, AB ve ABD küser... İran'la işbirliği yaparsınız, gazı ucuza alırsınız, Suriye'de kapışırsınız... Filistin'e yardım edersiniz, Filistin Ermenistan'la iş tutar, Esed'i destekler.

Ömer Özercan

 

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı yeni haliyle hizmetinizde....

Parkımız Kemalpaşa Mahallesinde, Darülfunun Caddesi üzerinde Beyazıt Polis Karakolu ve İÜ Edebiyat Fakültesi arasında, Avrasya Enstitüsü (Seyyid Hasan Paşa Medresesi) bitişiğinde yer almaktadır.

Eski adı TÜRKİYAT PARKI olan parkımızın adı Fatih Belediye Meclisi 05.05.2011 tarihli Meclis Kararı ile ZEKİ VELİDİ TOGAN PARKI olarak değiştirilmiştir. 26.01.2012 tarihinde RF Başkortostan Cumhuriyeti Türkiye Temsiliğinin resmi talebi ile Ahmet Zeki Velidi Togan heykeli ile ilgili çalışmalar başlamış ve parkımızın isme ve içine gelecek heykele uygun konsepte revize edilmiştir. 5 Nisan 2012 de revize çalışmalarına başlanan parkımız Mayıs ayı sonunda tamamlanmıştır. Park ile komşu olan Beyazıt Polis karakolu bahçesi de bu çalışmalar kapsamında düzenlenmiştir.

Parkımız konum itibariyle eğitim yapılarının arasında olmasından dolayı üniversite öğrencilerinin ve çevresinde bulundurduğu tarihi yapılar nedeniyle turistlerin yoğun kullandığı ana aks üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle oturma ve dinlenme amaçlı bir park olarak düzenlenerek heykel objesiyle kültürel bir vurgu sağlanmıştır.

Devamını oku...
 

Alev Alatlı


Yazar Alev Alatlı

1944 İzmir doğumlu olan Alev Alatlı, liseyi Tokyo, Japonya’da okudu.Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi & Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville,Tennessee) aldı. Bilâhare, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlâhiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Ankara Devlet Planlama Teşkilatında kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte “Bizim English” adında bir dergi çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Eserleri:

1985 ve 1986 yıllarında Edward Said’in “Haberlerin Ağında Islam” (Covering Islam) and “Filistin’in Sorunu” (The Question of Palestine ) yayınlandı. Filistin davasını duyurmak üzere yaptığı çalışmalar, 1986’da Tunus’da sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı.

Yayınlanmış ilk telif eseri, “Aydın Despotizmi”dir. (Despotism of the Intellectuals) Bunu, 1985’de “Yaseminler Tüter mi Hala?” (Jasmines Smoke No More!) izledi. Yazarlar Birliğinin “Yılın En İyi Romanı” ödülünü alan “İşkenceci” (The Torturer) 1987’de geldi. “İşkenceci” izleyen “Or’da kimse var mı?” (Is there anybody out there?) dörtlüsünün öncüsüydü. 1992’de yayınlanan “Viva la Muerte” yi, 1993’de “Nuke Türkiye!” (Nuke Turkey!), “Valla Kurda Yedirdin Beni” (You Sure Made Me a Prey to the Wolves) ve “OK Musti, Türkiye Tamamdır!” (OK Mustafa, Turkey is Dealt With!) izledi. “Kadere Karşı Koy A.Ş.” (Resist Your Fate, Incorporated) 1995’de yayınlandı.


Devamını oku...
 

Necmettin Erbakan Külliyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarfından hizmete açılacak

5 bin metrekarelik büyük bir alana kurulan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Külliyesi, 25 Kasım Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan tarfından hizmete açılacak

Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kültür ve sanat merkezimiz açıldığında İstanbul kültür tarihi için de büyük bir kazanım olacak.

Devamını oku...
 

Belleten Dergisi

Türk Tarih Kurumu'nun Belleten dergisine ilk sayısından itibaren bu adresten ulaşabilirsiniz. http://www.ttk.gov.tr




 

“Nasıl benim gibi düşünmezsin?” hastalığı

Soru (daha doğrusu suçlama): Benim gördüğümü görmüyor musun?

Nasıl benim gibi düşünmezsin?

Cevap kolay: Senin gördüğünü görmüyorum, çünkü ben kendi gözlerimle ve beni ilgilendiren istikamete bakıyorum. Senin baktığın yere bakmam, gördüğünü görmem şart mı? Senin gibi düşünmüyorum, çünkü ben sen değilim; ruhum, bedenim, aklım, tecrübem, eğitimim, mesleğim, yaşadığım ortam falan seninkinden çok farklı, tabiî olarak farklı düşüneceğim. Böyle olması daha iyi değil mi?

Kim bilir, belki senin dikkatinden kaçan bir haberi okumuşumdur, elimde sende olmayan belgeler vardır, hadiseyi yaşayanlarla görüşmüşümdür ve bunlar ve benzeri farklar senden daha iyi bir değerlendirme yapabilme imkânı vermiştir (şüphesiz tersi de mümkündür). Kargadan başka kuş yok mu? Farklı bakış açılarımızı, gözlemlerimizi, yorumlarımızı, fikirlerimizi paylaşarak daha iyi, daha hatasız, daha isabetli bir görüş/kanaat sahibi olamaz mıyız? Bu tür farklardan dolayı kırk yıllık "yol arkadaşları"nı "vatan haini" olarak suçlamak, iletişimi kesmek, facebook arkadaşlığından çıkarmak, telefon rehberinden silmek, selam almamak, aramalara karşılık vermemek, arkasından konuşmak, daha ötesi düşman olmak falan neyin nesidir yahu? Bu nasıl "kardeşlik", "vatanseverlik", "ülkücülük", "münevverlik", "DERVİŞLİK"tir? "Efendiniz", "mürşidiniz", "hocanız" falan böyle mi öğretti size? "Zan'da bulunun, darılın, gücenin, küsün, selamı sabahı kesin, dedikodu yapın, fesat çıkarın, dostluğu-kardeşliği bitirin, düşman olun" mu dedi? Böyle yaparak sadece kardeşlerinize değil bağlı olduğunuzu iddia ettiğiniz efendiniz’e ve yol'a da ihanet ediyorsunuz.
Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 26


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.