Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Dans - Müzik Dans - Müzik Dark Eyes (Ochi Chernye)

Dark Eyes (Ochi Chernye)

 

Siyah Gözler II. Eski ev

Ev pek bir sessiz,
Karanlığa gömülmüş,
Yedi bucaktan
Esen gözükara rüzgarlar,
Bütün camlardan
Kuytu köşelere dek ulaşırken,
Kapılardan esenlerse - Geri mi dönerler?

Ah, yoruldum ben, yoruldum, - daha atların koşu takımı çıkacak
Hey, canlı biri var mı, çıkın, yardım edin!
Kimse yok, - geçitte bir gölge görünüp kayboldu,
Akbaba alçalıp daireler çiziyor.

Eve giriyorsun
Sanki meyhaneye girer gibi,
Arkadaşlık, dostluk dersen...-
Üç kişiden biri düşman.
Yüz vermiyorlar hiç,
Davetsiz misafir!

Kıyıda köşede kalanlar -Onlar bile başlarını çeviriyor.

Belli belirsiz, garip bir konuşma başladı,
Biri bir şarkı sayıkladı, gitarı tırmaladı,
Küçük bir nöbet geçirerek - aptal ve hırsız -
Gizlice bana masa örtüsünün altından bıçak gösterdi.

"Kim cevap verecek bana -
Ne biçim bir ev bu,
Neden karanlıkta,
Veba barakaları gibi,
Lambanın ışığı sönmüş,
Havasız...
Ya da sizin evde
Yaşanmıyor mu artık?

Kapılarınız ardına kadar açık, gönülleriniz kapalı.
Kim buranın sahibi? - Şarap verse ya".
Bana cevap olarak: "Anlaşılan uzun zamandır yoldasın -
İnsanlarını unutmuşsun. - biz hep böyle yaşıyoruz!

Ot yiyoruz ,
Yüzyıldır - kuzukulağı ile yaşıyoruz
Ruhlarımız kokuştu
Sivilcelendik
Şarap tafralarına doyduk
Evi harabeye çevirdiler
Savaştık, asıldık".

"Atlarım dondu, - kurtlardan kaçtık.
Bana bir yer gösterin, lamba ışığı altında.
Bana bir yer gösterin, istediğim gibi.-
Şarkı söylenen, inilti olmayan, yerin altımdan kaymayacağı".

"Böyle bir ev
Hiç duymadık biz,
Dehlizlerde yaşamaya,
Alıştık biz.
Şafağımız bile karanlık
Kötülük içinde ve fısıltılarla
İkonların altında
Kara kurumlara battık biz".

Atların beni getirdiği, gözlerimle gördüğüm,
Ve insanların nasıl yaşayabildiklerini anlamadığım,
O kokuşmuşluktan, o şekillerin eğri durduğu yerden
Kamçımı fırlatarak, paldır küldür uzaklaştım.

Ne çok şey kaybolup gitti, ne çok şey yitirildi!
Hayat savurdu beni - hala savurmakta.
Şarkınızı pek bir acemice mi söyledim
Siyah gözler , beyaz örtüler?!

 

Ochi chernye ; II. Staryi dom (Очи черные II. Старый дом)

Что за дом притих,
Погружен во мрак,
На семи лихих
Продувных ветрах,
Всеми окнами
Обратясь в овраг,
А воротами -
На проезжий тракт?

Ох, устал я, устал, - а лошадок распряг.
Эй, живой кто-нибудь, выходи, помоги!
Никого, - только тень промелькнула в сенях,
Да стервятник спустился и сузил круги.

В дом заходишь как
Все равно в кабак,
А народишко -
Каждый третий - враг.
Своротят скулу,
Гость непрошенный!
Образа в углу -
И те перекошены.

И затеялся смутный, чудной разговор,
Кто-то песню стонал и гитару терзал,
И припадочный малый - придурок и вор -
Мне тайком из-под скатерти нож показал.

"Кто ответит мне -
Что за дом такой,
Почему - во тьме,
Как барак чумной?
Свет лампад погас,
Воздух вылился...
Али жить у вас
Разучилися?

Двери настежь у вас, а душа взаперти.
Кто хозяином здесь? - напоил бы вином".
А в ответ мне: "Видать, был ты долго в пути -
И людей позабыл, - мы всегда так живем!

Траву кушаем,
Век - на щавеле,
Скисли душами,
Опрыщавели,
Да еще вином
Много тешились, -
Разоряли дом,
Дрались, вешались".

"Я коней заморил, - от волков ускакал.
Укажите мне край, где светло от лампад.
Укажите мне место, какое искал, -
Где поют, а не стонут, где пол не покат".

"О таких домах
Не слыхали мы,
Долго жить впотьмах
Привыкали мы.
Испокону мы -
В зле да шепоте,
Под иконами
В черной копоти".

И из смрада, где косо висят образа,
Я, башку очертя гнал, забросивши кнут,
Куда кони несли да глядели глаза,
И где люди живут, и - как люди живут.

...Сколько кануло, сколько схлынуло!
Жизнь кидала меня - не докинула.
Может, спел про вас неумело я,
Очи черные, скатерть белая?!

Turkish

Siyah Gözler II. Eski ev

Ev pek bir sessiz,
Karanlığa gömülmüş,
Yedi bucaktan
Esen gözükara rüzgarlar,
Bütün camlardan
Kuytu köşelere dek ulaşırken,
Kapılardan esenlerse -
Geri mi dönerler?

Ah, yoruldum ben, yoruldum, - daha atların koşu takımı çıkacak
Hey, canlı biri var mı, çıkın, yardım edin!
Kimse yok, - geçitte bir gölge görünüp kayboldu,
Akbaba alçalıp daireler çiziyor.

Eve giriyorsun
Sanki meyhaneye girer gibi,
Arkadaşlık, dostluk dersen...-
Üç kişiden biri düşman.
Yüz vermiyorlar hiç,
Davetsiz misafir!
Kıyıda köşede kalanlar -
Onlar bile başlarını çeviriyor.

Belli belirsiz, garip bir konuşma başladı,
Biri bir şarkı sayıkladı, gitarı tırmaladı,
Küçük bir nöbet geçirerek - aptal ve hırsız -
Gizlice bana masa örtüsünün altından bıçak gösterdi.

"Kim cevap verecek bana -
Ne biçim bir ev bu,
Neden karanlıkta,
Veba barakaları gibi,
Lambanın ışığı sönmüş,
Havasız...
Ya da sizin evde
Yaşanmıyor mu artık?

Kapılarınız ardına kadar açık, gönülleriniz kapalı.
Kim buranın sahibi? - Şarap verse ya".
Bana cevap olarak: "Anlaşılan uzun zamandır yoldasın -
İnsanlarını unutmuşsun. - biz hep böyle yaşıyoruz!

Ot yiyoruz ,
Yüzyıldır - kuzukulağı ile yaşıyoruz
Ruhlarımız kokuştu
Sivilcelendik
Şarap tafralarına doyduk
Evi harabeye çevirdiler
Savaştık, asıldık".

"Atlarım dondu, - kurtlardan kaçtık.
Bana bir yer gösterin, lamba ışığı altında.
Bana bir yer gösterin, istediğim gibi.-
Şarkı söylenen, inilti olmayan, yerin altımdan kaymayacağı".

"Böyle bir ev
Hiç duymadık biz,
Dehlizlerde yaşamaya,
Alıştık biz.
Şafağımız bile karanlık
Kötülük içinde ve fısıltılarla
İkonların altında
Kara kurumlara battık biz".

Atların beni getirdiği, gözlerimle gördüğüm,
Ve insanların nasıl yaşayabildiklerini anlamadığım,
O kokuşmuşluktan, o şekillerin eğri durduğu yerden
Kamçımı fırlatarak, paldır küldür uzaklaştım.

Ne çok şey kaybolup gitti, ne çok şey yitirildi!
Hayat savurdu beni - hala savurmakta.
Şarkınızı pek bir acemice mi söyledim
Siyah gözler , beyaz örtüler?!

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.