Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Beydebâ - Bülbül İle Bağcı

Bülbül  ile  Bağcı

— Bağcının bağında, gayet güzel bir gül açmış. Bağcı gülüne âşık olmuşcasına, esen rüzgârdan onu korurmuş. Bir gün bakmış ki, bülbülün biri gül dalına konmuş, yapraklarını birer birer koparıyor! Bülbülü ürkütüp kaçırmış. İkinci gün, Bülbül yine gelmiş, Bağcı onu yine kaçırmış. Üçüncü gün Bülbül tekrar gelerek, gülde hiç bir yaprak komamış! Bunun üzerine, Bağcı bir kapan kurarak Bülbülü tutmuş. Kafese koyup bir güzel hapsetmiş. Bülbül:

— Ey insafsız adam! demiş. Ben sana ne yaptım ki, beni kafese koydun? Eğer sesimi beğendiğin için yaptınsa, ben zâten senin bağının bülbülü değil miyim?» diye kafese kapatılmasının hikmetinden suâl edince, Bağcı:

— Sen, benim o kadar sevdiğim gül'ü berbat ettin! Cezalandırmak için, kafese kapattım!» deyince, Bülbül:

— Zâten bir kaç gün zarfında perişan olacak bir gülü telef ettim diye, hürriyetimi esarete çevirmek insafa sığar mı?» cevâbında bulunmuş. Bunun üzerine Bağcı, Bülbül'e acıyıp serbest bırakmış. Bülbül sevinerek:

— Bana geri vermiş olduğun hürriyetime karşılık, ben de sana haber veriyorum ki, bağın filân tarafında bir hazîne vardır!» demiş. Bağ sahibi, orayı kazarak hakîkaten hazîneyi bulmuş. Fakat merakına mucib olduğu için sormaktan da kendini alamamış:

— Gömülü hazîneyi biliyorsun da, otlar arasına koyduğum kapanı neden bilemedin?» Bülbül cevâp vermiş:

—    Senin kapanın, kaza ve kaderin bir icâbı ve iktizâsı idi. Ona karşı hikmet gözü kapanır. Hüküm ve kazaya karşı, insân ne kadar açıkgöz olsa, yine de kördür.»

Kaynak:Kelile ve Dimne / Hint Filozofu Beydebâ
Mütercim: Selâhaddin Alpay

Bülbül  ile  Bağcı

Bağcının bağında, gayet güzel bir gül açmış. Bağcı
gülüne âşık olmuşcasına, esen rüzgârdan onu korurmuş.
Bir gün bakmış ki, bülbülün biri gül dalma konmuş, yap­
raklarını birer birer koparıyor! Bülbülü ürkütüp kaçırmış.
İkinci gün, Bülbül yine gelmiş, Bağcı onu yine kaçırmış.
Üçüncü gün Bülbül tekrar gelerek, gülde hiç bir yaprak
komamış! Bunun üzerine, Bağcı bir kapan kurarak Bülbü­
lü tutmuş. Kafese koyup bir güzel hapsetmiş. Bülbül:

«— Ey insafsız adam! demiş. Ben sana ne yaptım ki, beni kafese koydun? Eğer sesimi beğendiğin için yaptınsa, ben zâten senin bağının bülbülü değil miyim?» diye kafese kapatılmasının hikmetinden suâl edince, Bağcı:

«— Sen, benim o kadar sevdiğim gül'ü berbat ettin! Cezalandırmak için, kafese kapattım!» deyince, Bülbül:

«— Zâten bir kaç gün zarfında perişan olacak bir gülü telef ettim diye, hürriyetimi esarete çevirmek insafa sığar mı?» cevâbında bulunmuş. Bunun üzerine Bağcı, Bülbül'e acıyıp serbest bırakmış. Bülbül sevinerek:

«— Bana geri vermiş olduğun hürriyetime karşılık, ben de sana haber veriyorum ki, bağın filân tarafında bir ha­zîne vardır!» demiş. Bağ sahibi, orayı kazarak hakîkaten hazîneyi bulmuş. Fakat merakına mucib olduğu için sor­maktan da kendini alamamış:

«— Gömülü hazîneyi biliyorsun da, otlar arasına koy­duğum kapanı neden bilemedin?» Bülbül cevâp vermiş:

Senin kapanın, kaza ve kaderin bir icâbı ve iktizâs»
idi. Ona karşı hikmet gözü kapanır. Hüküm ve kazaya kar­
şı, inşân ne kadar açıkgöz olsa, yine de kördür.»

Şetrebe'nin bu hikâyesi üzerine, fesatçı Dimne, bîçâre öküzü kat'î olarak Arslan aleyhine ikna etmek için, tekrar söz almış. Arslan'm kendisine olan kasdı, ne kibir ne aza-

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.