Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Romantizm

Yazdır

Klasik'e tepki olarak doğmuş bir edebiyat akımıdır.

Bu akım XVIII (18. YY) yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye başlandı.

XIX. (19.yy ) yüzyılın ilk yarısında yaygınlaştı. Romantik kelimesini ilk defa J.J. Rosseau kullanmıştır. Almanya'da Geothe, Schiller Schlegel kardeşler, Heine vb.; İngiltere'de Lord Byron, S. Helley, Keats, Fransa'da Mme de Stael (Almanya Üzerine, 1810) romantik özellikler taşıyan eserler yazdılar. Victoı Hugo, 1827'de Cromwell adlı tiyatro eserinin beyanname mahiyetindeki önsözünde romantizmin kaidelerini tesbit etti.

1830 yılında Victor Hugo'nun Harnani piyesinin oynanmasından sonra romantiklerle klasik edebiyat taraftarları arasında Kemani Savaşı adı verilen tartışma başladı. Bu tartışma, romantiklerin klasizmin karşısında kesin zaferiyle sonuçlandı. Chateaubrıand, Lamartine, Muasset, Alfred de Vigny gibi sanatkârların romantizmin Avrupa'da yayılmasında büyük katkıları oldu.

Romantizmin tesiri 1950'ye kadar sürer. Bu tarihten sonra Avrupa'da yeni yönelişler görülür. Aslında romantiklerde de 1830'larda "Sanat, sanat içindir", "Sanat toplum içindir" diyen iki görüş ortaya çıkmıştı. Romantik şair ve yazarların bir çoğu "sosyal romantizm" de diyebileceğimiz "Sanat toplum içindir" görüşünün içinde yer alırlar. Bu görüş giderek parnasizmi oluşturur. 1850'den sonra sosyal romantizmden realizm ve naturalizm gelişir.

Romantizmin tesiriyle meydana getirilen edebî eserlerin başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Klasik edebiyatın şekle ve muhtevaya ait bütün kaideleri kırılmıştır.

2- Klasizmde akılcılık ön planda iken romantizmde ölçü tanımayan şahsî duygu ve heyecanlara yer verilmiştir. Hatta dehanın akılda olduğuna inanan klasiklere karşı dehanın kalpte olduğunu belirten şairler çıkmıştır.

3- Romantizmi savunanlar edebî eserde belli bazı konular yerine insan ve toplum hayatı ile ilgili her şeyin işlenebileceğini, dram ile trajedinin gülünç ile acıklının bir arada bulunabileceğini söylemişlerdir.

4- Şair ve yazarlar eserlerinde kendi şahsiyetlerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve düşüncelerini daima öne geçirmişlerdir.

5- Romantizmde tabiatın önemli yeri vardır. Tabiat, sanatkârın ilham kaynağı, eser kahramanının sığmağıdır. Tabiat, romantiklerin âdeta yeni bir din anlayışı getirmiş, "Tann'nın ülkesi" diyebileceğimiz bir kimliğe bürünmüştür.

6- Romantikler, millî ve mahallî hayatın anlatılmasına önem vermişlerdir. Klasizmin alışılmış ve değişmez tipleri yerine ferdiyete dayanan yeni toplumun içinde yürütebilecek şahsiyetler meydana getirmişlerdir.
7-  Eserlerde millî duyguların işlenmesine önem verilmiştir.

8- Millî tarihe dönülmüştür. Mazi yüceltilmiş, olay ve kahramanlar tarihten seçilmiştir. Maziye hasret duyulmuş, tarih yaşanılan bir duygu halini almıştır.

9- Din duygusu önemlidir. Eski Yunan ve Latin mitolojisi yerine Hıristiyanlığın mucizeleri, millî destanlar, efsaneler ya motif veya başlı başına konu olarak eserlerde işlenmiştir.

10- Aşk temi romantiklerde geniş yer tutar.

Romantik edebiyatta özellikle şiir, tiyatro, roman, deneme, gezi, tenkit ve tarih türlerinde önemli eserler verilmiştir. Klasizmin üç birlik prensibi (zaman-mekân-vak'a birliği) terkedilmiş, sadece vak'ada birlik korunmuştur. Oynanmanın yanında okunmak için de piyesler yazılmıştır.

Romantizmin tesiri edebiyatın yanında diğer sanat dallarında da görülür.

Tanzimat sonrası Türk edebiyatında Fransız romantizmin, özellikle Victor Hugo'nun ve Lamartine'nin tesiri büyüktür.

Türk romantikleri arasında Namık Kemal'in Abdulhak Hâmid'in, Recaizade Mahmud Ekrem'in isimlerini sayabiliriz.

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.