Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Edebiyat Bilgisi Sözlü Edebiyat

Sözlü Edebiyat

Sözlü Edebiyat, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, M.Ö. 4000'li 3000'li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği XI. yüzyıl ortalarına kadar sürer. Bu uzun dönemin KökTürkler'e ait yazılı anıtların ortaya konduğu M.S. VI. yüzyıla kadar olan bölümü sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılır.

Türklerin edebiyatında da sözlü edebiyatın doğuşu dinsel temellere dayanır, dinsel törenlerde üretilmeye başlanmış, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılmıştır.

Edebiyat türleri içinde ilk doğan tür olan şiir, sözlü edebiyatın anlatımında önemli bir rol oynar. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında da şiirin önemli bir yeri vardır.

Sözlü Edebi Ürünler:

1. Koşuk: Aşk, sevgi, ve tabiat güzelliklerini anlatan şiire Koşuk adı verilir. Bu tür daha sonra halk edebiyatında koşma adıyla anılmıştır.
2. Sav: Söyleyeni belli olmayan dönemin özlü sözleridir. Savlara bugün Atasözü veya deyim adı verilir.
3. Sagu: "Yuğ" adı verilen büyük bir yas töreni yapılırdı. Bu törenlerde ozanlar, sağıtcı adı verilen ağıtcılar güzel sözler söyleyerek dile getirdikleri şiirlerdir. Sagunun tamamı dokuz dörtlüktü.
4. Destan: Milletin tarihi kahramanlıklarını anlatan halk arasında ağızdan ağıza söylenerek gelen uzun nazım türüdür.

Türk Destanları hakkındaki şu makale de ilginizi çekebilir; tıklayınız

Bu döneme yönelik elimizdeki en eski kaynak Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı eseridir.

İlk Türk Şairleri

Kaşgarlı Mahmud'un Divânü Lûgati't Türk adlı eserinde ve Turfan kazılarında ele geçirilen metinlerde geçen isimler; Aprın Çor Tigin, Çuçu, Ki-ki, Kül Tarkan, Asıg Tutung, Pratyaya Şiri, Kalun Kayşı, Çisuya Tutung'dur.

KOŞUK Günümüz Türkçesi ile

Tegme çeçek öküldü

Bukuklanıp büküldü

Tügsin tügün tüpüldü

Yargalı mat yörkeşür

 

Tümen çeçek tizildi

Bükünden ol yazıldı

Öküş yatıp üzeldi

yirde kopa adrışur

 

Her bir çiçek yığıldı

Tomurcuklar büküldü

Düğüm düğüm sarıldı

Açılmak için sarmaşır

 

Binbir çiçek dizildi

Tomurcuklar açıldı

uzun yatıp sıkıldı

yerden kopup ayrışır

 

SAV ÖRNEK

Aş tattığı tuz yuğrın yimes (Aşın tadı tuz ile.)

Böri konşısın yimes ( Kurt bile dostuna kötülük etmez.)

Ermegüye eşik art ber. ( Tembele eşik dağ beli olur.)

SAGUYA ÖRNEK

Sağuya Örnek için tıklayınız

DESTAN'A ÖRNEK

Oğuz Kağan Destanı Giriş Bölümü

Orjinali

Takı mundm song sevinç tapdılar. k(e)ne kün-lerdin bir kün ay kagannug közü yarıp bodadı, irkek oğul togurdı, oşul ogulnung önglüki çırağı kök irdi, agızı ataş kızıl irdi, közleri al- saçları kaşları kara irdiler irdi. yakşı nepsikilerdin, körüklügrek irdi. oşul oğul anasınmg közgüzünden oguznı içip,  mundın artıkrak içmedi, yig et, aş, sürme tiledi. tili kile başladı, kırık kündin song bedükledi, yüridi, oynadı

Günümüz Türkçesi ile

...Daha bundan sonra sevinç buldular. Yine günlerden birgün Ay-Kağan'ın gözü parladı. Erkek oğul doğurdu. Bu çocuğun yüzü gök; ağzı ateş gibi kırmızıydı. Gözleri ela, saçları kaşları siyahtı. perilerden güzeldi. Bu çocuk anasının göğsünden ilk sütü emdi ve bir daha emmedi. çiğ et, çorba ve içki istedi. Dile gelmeye başladı. Kırk günden sonra büyüdü, yürüdü oynadı.

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.