Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Haberler
Haberler

Tanpınar'ı okumak Almanları da zenginleştirir - Beatrix Caner

Beatrix Caner, Tanpınar'dan Ömer Seyfettin'e kadar birçok önemli yazarın eserlerini Alman diline kazandırdı. Macaristan doğumlu Caner, Türkler hakkındaki önyargıları destekleyen yazarların gördüğü ilgiden rahatsızlık duyuyor.

Almanya'da 70'li yıllarda acı vatan ve gurbet, son yıllarda ise namus cinayetleri ve zorunlu evlilikleri konu edinen kitaplarla tanınan Türk edebiyatı, kabuğunu kırmaya çalışıyor. Orhan Pamuk'un Nobel alması ve Türkiye'nin 2008'de Frankfurt Kitap Fuarı'na onur konuğu olarak katılması, edebiyatımıza olan ilgiyi artırmada iki önemli etken. Fakat bir kişi daha var ki, popüler kültürün dayatmalarına aldırmayıp yıllardır çok önemli Türk eserlerini Alman diline kazandırıyor.

Macaristan doğumlu Beatrix Caner, Tanpınar'dan Tomris Uyar'a, Ömer Seyfettin'den Sadık Yalsızuçanlar'a birçok önemli yazarın eserlerini Almancaya çeviren bir Türk edebiyatı âşığı. Beatrix Caner'in ilk çevirdiği eser, Tomris Uyar'ın bir öyküsü olmuş. Bu çeviriyi yayımlatmayı başaramayınca çareyi Türk eşi Mesut Caner ile birlikte Literaturca Yayınevi'ni kurmakta bulmuş. O dönemde yayınevlerinin Türkler söz konusu olduğunda eşini eve kapatan erkeklerle kızını zorla evlendiren babaların hikâyelerine rağbet ettiğini söyleyen Caner, halen İlber Ortaylı'nın üç eserini Alman diline kazandırmaya çalışıyor. Frankfurt'ta görüştüğümüz Beatrix Caner, akıcı Türkçesi ile karşımızda bir Macar hanım olduğunu unutturdu bize.

Türk diline ilginiz nasıl başladı?

Almanya'ya geldiğim zaman okulumdaki Türk arkadaşlarımdan duyduğum bazı Türkçe kelimelerin bana tanıdık geldiğini fark ettim. Osmanlıların Balkanlar'da hüküm sürdüğünü biliyordum. Ama Türkçe kelimelerin Macarcaya geçtiğini düşünmüyordum. Sonra anladım ki büyük ninem büyük ihtimalle Ermeni asıllıydı. Ve ben ilk Türkçe kelimeleri ondan öğrenmiştim. Mesela ibrik kelimesini... Sonra Türkoloji okumaya karar verdim.

Devamını oku...
 

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi

Günay, Bakanlığın yeni müzecilik konseptinin son örneklerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'ni hizmete açtı.

Bakan Günay, İstanbul’da okur-yazar çevresine, yayın dünyasına yakın bir alanda ve tarihi doku içinde bir edebiyat müze kütüphanesi yapmak istediklerini söyledi. Günay, Gülhane Parkı’nda yer alan Alay Köşkü’ndeki Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nin İstanbul’daki okurlar ve edebiyatçılar için çalışma, buluşma mekanı olması için de düzenlemeler yaptıklarını kaydetti.

Devamını oku...
 

Ahmed Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ AÇILDI 

Yazar:  Doğan Hızlan

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın edebiyat müze kütüphane dizilerinden Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi, cumartesi günü düzenlenen törenle açıldı.

Alay Köşkü’nde restorasyon sonucu yapılan bu kütüphanede; İstanbul’un dışında Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Kocaeli, Sakarya ve Yalova illerinde yaşamış yazarların da yapıtları yer alıyor. Özellikle İstanbul’a dair bir araştırma yapmak isteyenler bu kütüphaneden yararlanabilir.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, açılış konuşmasında, bu binanın Bakanlık çalışmaları için yapıldığını ama en uygun olanın burada bir edebiyat müze kütüphane kurulmasına karar verildiğini söyledi.

Devamını oku...
 

Dizi İhracatında Rekor

DİZİ İHRACATINDA REKOR

Eskiden bir çok pembe diziyi yurt dışından ithal eden Türkiye artık yurt dışında 20’nin üzerinde ülkeye dizi ihraç eder oldu. Türk kanallarında artık yabancı dizilere pek rastlanmazken dizi ihracatından bir yıda tam 60 milyon dolar kazanıldı.

Muhteşem Yüzyıl'dan, Adını Feriha Koydum'a, Öyle Bir Geçen Zamanki'den Aşk-ı Memnu'ya, Ihlamurlar Altında'dan Gümüş'e, Kavak Yelleri'nden Kurtlar Vadisi'ne kadar, beğeniyle izlenen 100'ün üzerinde Türk dizi filmi, 20'nin üzerinde ülkede izlendi ve 2011 yılında bu alanda ihracat rekoru kırıldı.

Özellikle ortadoğuda ilgiyle izlenen diziler, Türkiye’nin tanıtımına da olanak sağlıyor. Dizilerin bölge halkı tarafından sevilmesi tekstil, turizm ve daha bir çok sektörü de olumlu yönde etkiliyor.

 

Ömer Lütfi Mete Vefat Etti

Geçirdiği kalp krizinin ardından sağlığı bozulan ve bir süredir tedavi gören gazeteci-yazar Ömer Lütfi Mete İstanbul'daki evinde vefat etti.

Sakarya'da geçen yıl geçirdiği kalp krizinin ardından İstanbul'daki evinde tedavisi sürerken bugün yaşamını yitiren araştırmacı, gazeteci-yazar Ömer Lütfi Mete iyileşince kitap yazmak istiyordu.

Ömer Lütfi Mete'nin eşi Leyla Mete, bir süre önce AA muhabirine yaptığı açıklamada, eşinin sağlık kontrollerinin düzenli olarak devam ettiğini, kalp krizi dolayısıyla beyninin oksijensiz kaldığını ve uzun süre uyutulması nedeniyle de zaman zaman unutkanlık yaşadığını dile getirmişti.

Leyla Mete, ''Eşimin sağlık durumu eskiye göre çok iyi. Doktorlar çok iyi bir gidiş olduğunu söylüyor. Ara sıra sorunlar çıksa da kontroller çok iyi gidiyor. Eşimde hastalık nedeniyle halsizlikler de oluyor. Bazen morali bozuluyor ama bizler psikolojik olarak ona destek oluyoruz'' demişti.

Dostlarının da eşini hiç yalnız bırakmadığını dile getiren Leyla Mete, özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinin eşini çok mutlu ettiğini kaydetmişti. Leyla Mete, eşinin, dostlarının ziyaretleriyle moral bulduğunu da ifade ederek, ''Günlük yaşamda eşim kitap okumaya devam ediyor. Zaten iyileştiğinde yapmak istediği ilk şey kitap yazmak. Çünkü en büyük ideali kitap... Hastalığı öncesinde bir kitap üzerinde çalışıyordu. Şu an köşe yazısı da yazamıyor'' diye konuşmuştu.

Devamını oku...
 

Meddahlık Yaşatılmaya Çalışılıyor

 

Meddahlık Yaşatılmaya Çalışılıyor

Kültür Bakanlığınca düzenlenen Meddahlık Çalıştayı'nda, meddahlığı korumak için bu mesleğin okullaştırılması fikri öne çıktı.

Stand- up’ın atası kabul edilen meddah oyunu yaşatılmaya çalışılıyor. Kültür Bakanlığı bu kapsamda Ankara’da "Meddahlık Çalıştayı" düzenledi.

Meth edici, övücü anlamına gelen meddahlık, Arap ve İran kültüründen bize gelen bir tiyatro çeşidi. Hz. Peygamberin soyundan gelenleri övmek amacıyla ortaya çıkan bu tek kişilik tiyatro türü Türk edebiyatında kendine özgü bir karakter kazanmış. 18. yüzyılda kahvehanelerin yaygınlaşması ile günlük olayların yansıtıldığı bir gazetecilik görevini üstlenmiş.

Devamını oku...
 

Edebiyat Devlerinden Cengiz Dağcı Vefat Etti

Kırımlı Yazar Cengiz Dağcı (92), İngiltere'de vefat etti.

Dağcı'nın kitaplarını yayınlayan Ötüken Yayınevi'nden yapılan açıklamaya göre Dağcı, Londra'daki evinde dün hayatını kaybetti.

EDEBİYATÇI İSA KOCAKAPLAN'IN GÖRÜŞLERİ

Dağcı'nın ölümüyle ilgili AA muhabirine açıklama yapan Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Dağcı'nın eserleri üzerine araştırmaları bulunan, araştırmacı-yazar İsa Kocakaplan, Dağcı'nın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Kocakaplan, 2009 yılında Dağcı ile görüştüğünü aktararak, ''Cengiz Dağcı, Londra'da Türkiye Türkçesiyle yazan önemli bir romancıdır. Kırım Türklerinin acılarını ve şahsi acılarını yazı yoluyla bütün dünyaya duyurmuştur. Dağcı, Türk dünyasına Türkiye Cumhuriyeti'nden bir kuruş almadan hizmet eden nadir insanlardan biridir. Londra'da İngilizce yazabilecekken, hatta Kırım Tatarcası ile yazabilecekken Türkiye Türkçesi ile yazmayı tercih etti. Türk edebiyatına, kültürüne ve dünyasına hizmet etti. Bu bakımından Dağcı'nın vefatıyla Türk dünyasında büyük bir boşluk meydana gelecektir, edebi bakımdan'' şeklinde konuştu.

Devamını oku...
 

Cumhurbaşkanlığı 2011 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri

Cumhurbaşkanlığı 2011 Kültür ve Sanat büyük ödülünün Karakoç, Eyice, Hızlan ve Çelebi'ye verilmesi kararlaştırıldı.

2011 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü kazanan isimler açıklandı. Bu yıl edebiyat dalında büyük ödül şair Sezai Karakoç'a verilirken, sanat tarihi dalında Prof. Dr. Semavi Eyice, eleştiri alanında Doğan Hızlan, geleneksel sanatlar dalında Hasan Çelebi büyük ödüle layık görülen diğer isimler oldu.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü hizmet ve eserleriyle Türk kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulunan, Türk kültür ve sanatının yüceltilmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişileri ve kurumları, devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla veriliyor. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden bu konuda yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Gül'ün; ödülün her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatını verdiği belirtilerek, bu çerçevede bir değerlendirme kurulu oluşturulduğu bildirildi. Ödül töreni Cumhurbaşkanlığı'nca daha sonra duyurulacak bir tarihte yapılacak.

 

 

 


Sayfa 5 - 5


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.