Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa İnsana Değer Saygı ve Sevgi
İnsana Dair - İnsana Değer Saygı ve Sevgi

İnsan haklarını koruyan kanunlar, İNSAN meselesini çözmek için yeterli değildir. kanunların temelinde yatan şey sevgi değil tehdittir..

Milli ve manevi şuura sahip kişiler yetiştirdiğin sürece bu gibi sorunlar kendiliğinden yok olur.

"Eski Türk, devirler ve asırlar değişse de, belki anasının kanı ile damarlarına geçmiş bâzı değişmez kaidelerin hudutlarını kırmayı düşünmezdi. İçtimaî bünyenin en küçük, fakat en sağlam hücresi olan aile içi hiyerarşi, bunlardan biri idi. Bir evlât, sakalına ak düşse dahi, baba ve anasının karşısındaki evlâtlık mesuliyet ve mükellefiyetinden bir şey kaybetmezdi.

işte bu oğul, bu babanın elini öpüp yola ve yolculuğa çıkarken, genç de olsa, gençliğini tüketmiş de bulunsa, hayır duâ edip arkasını sıvazlayan babası, çok defa ona: "Gittiğin yerlerde han yap oğlum, han yap!" diye Öğüt verirdi.

Eski Türk anlayışında "han yapmak" demek, insan aramak demekti.
İnsan, yâni insanlığa lâyık olmayan hırs ve zaaflardan arınmış kimse... Çünkü insanı bulan, her şeyi bulmuş demekti. Çünkü insan bulmak ve onun insanlık mirasına konmak, dünyâya geliş ve gidişin gayesine ermek demekti.
*
Türk milleti, insana değer verdiği müddetçe büyük millet şuurunu kaybetmedi."

Samiha Ayverdi


“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!”


İnsan İsrafı Tehlikeli ve Zararlıdır

Fikir/düşünce insanının kolay yetişmediği ve çok kıt olduğu bir ülkede Alev Alatlı'yı hafife almak doğru değil. Bir yazarın, mütefekkirin bütün fikirlerine katılmayabiliriz, noksanları da olabilir yanlışları da. Bunlar o kişinin değerini azaltmaz. Ben de her konuda Alatlı ile aynı fikirde değilim, böyle olduğu için Alatlı'dan öğrendiklerim var, farklı bir gözle meselelere bakıyor olması sayesinde benim bakışımı da zenginleştiriyor. Alatlı iyi bir yazardır, bilgilidir, ufuk ve vizyon sahibidir. Kurduğu Kapadokya MYO başarılı bir hizmettir, Batı ve Doğu'nun klasik metinlerini neşretmeleri de öyle.

İnsanları bu kadar kolay eleştirmek/harcamak kime ne kazandırır bilmiyorum, insan israfı en tehlikeli/zararlı israftır.

Devamını oku...
 

E-Nabız - Sağlık Verilerinize Her Yerden Ulaşın

E-Nabız uygulaması Sağlık Bakanlığı tarafından yeni çıkarılan hizmetlerden biridir.

e-Nabız’a bilgisayarınızdan ulaşabileceğiniz gibi Windows Phone, IOS ve Android işletim sistemine sahip tüm akıllı cihazlarla da bağlanabilirsiniz. Böylece gittiğiniz farklı sağlık kuruluşlarında yapılan muayene bilgisi detayları, reçete ve ilaç bilgileriniz, farklı laboratuvarlarda yapılan tetkikler ile tıbbi görüntüleriniz ve bunların raporları gibi size ait daha birçok sağlık bilgisine her an, her yerde ulaşabilirsiniz.

https://enabiz.gov.tr/

Kayıt olmak için bir E-Devlet portalı şifresi, mobil imza veya e-imza sahibi olmanız gerekiyor. E-Devlet ile Giriş yaparak kullanacağınız şifreyi oluşturun.

e-Nabız
e-Nabız muayene, tetkik ve tedavilerinizin nerede yapıldığına bakılmaksızın, kendi adınıza üretilmiş sağlık bilgilerinizi yönetebileceğiniz, tıbbi özgeçmişinize tek bir yerden ulaşabileceğiniz sistemin bütünüdür. Bizzat sizin verdiğiniz, süresi ve sınırı belirlenmiş yetki çerçevesinde sağlık kayıtlarınızın hekimlerce değerlendirilebildiği, böylelikle teşhis ve tedavi sürecinin kalitesini ve hızını artıran, sizinle hekiminiz arasında güçlü bir iletişim ağının kurulmasını sağlayan, güvenli bir şekilde internet ve mobil cihazlar üzerinden erişebileceğiniz dünyanın en geniş ve kapsamlı sağlık bilişim alt yapısıdır.
Devamını oku...
 

Nene Hatun -Acil Müdahale Gemisi

Acil Müdahale Gemisi anlamında Türkiye’deki ilk gemi özelliğini taşıyan Nene Hatun Acil Müdahale Gemisinin, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığı’na devri düzenlenen protokol töreni ile gerçekleştirildi.

GEMİ HAKKINDA

Türk mühendis ve işçiler tarafından iki yılda inşa edilen Acil Durum Müdahale Gemisi ”Nene Hatun” 87.80 metre uzunluğunda 18 metre genişliğinde 19,5 metre kalıp genişliğindedir. Azami Draft 7,40 m. 45 personel ve 20 Kazazede taşıma kapasitesinde.
Söz konusu Gemi tarafından her türlü hava koşulunda deniz üzerinde; Gemi Kurtarma, Çeki, Yangın Söndürme, Dalış Hizmetleri, Dinamik Konumlama (DP II) Hizmetleri, Kazazede Barındırma, Deniz Kirliliği Tespit ve Mücadele, Deniz Kirliliği Analiz, Helikopter Hizmetleri, Açık Deniz Kontrol ve Komuta, Stand-by bekleme gibi hizmetler veriliyor. .

Gemi içerisinde, acil durumlarda kurtarılan kazazedelerin ya da Gemi personelinin acil bakım ve tedavilerinin yapılacağı 20 yatak kapasiteli bir hastane bulunuyor. Hastane Gemi içerisinde ana güverte kısmından rescue-zone’dan erişimi kolay bir lokasyonda oluşturuldu.

Rescue Zone’dan ana güverteye açılan bağlantı koridorları ve kapılar sedye taşımaya uygun genişlikte yapıldı. Hastane içerisinde; Hastane Çağrı Sistemi, Lavabolar, Tıbbi Dolaplar, Banyo, Tuvalet-lavabo, 20 adet hasta yatağı, yetere sayıda sandalye, yatak sayısı kadar etajer, her yatağın başına çekilmiş sabit oksijen hattı, her yatak başında priz ve tedavi hizmetlerinde gerekli olan tüm ilaç ve tıbbi malzemeler bulunuyor.

”Nene Hatun” Acil Durum Müdahale Gemisinin ulusal ve uluslararası sularda göstereceği tüm faaliyetlerde ihtiyaç duyulması halinde Gemi içerisinde 7/24 sağlık hizmeti sunulması sağlanacak. İmzalanacak protokol ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri personelinin Gemi Hastanede görev yapması sağlanacak."

 

Tartışmak

TARTIŞMAK

Yazar: İhsan Töre

Toplumumuzu parçalayan ciddi bir sorunumuz var, fikirlere gerekenden fazla önem vermek, tartışmayı bilmemek, değişememek. Konuları tartışırken bir anda kurbağa yutmuş gibi heyecanlanıp alevlenme, küsme, varını yoğunu ortaya koyma, bağırma çağırma gibi şeyler memleketimizde pek yaygın. Daha ileri gidip, şiddetin devreye girmesi de var ki. Konu birden bire tartışılan olgu, olay, fikir olmaktan, sen ben kavgası ve haklılık davasına, maalesef bazen de kan davasına döner.

İnsan beyni garip bir alettir. Örnek: Birbirine zıt şeyleri barındırma yeteneği . Kendi içinde işlem yapar, dönüşür, fiziksel ağlarını tekrar tekrar dokuyarak gençleşebilir, plastik bir organdır. Hayat, içinde bulunduğumuz serüven, insanı oradan oraya sürüklerken bazen kendimiz bile nerden başladığımızı unutabiliriz. Ne idik, ne olduk? Amaç neydi yahu? “Burası” nere ve “Şimdi” ne zaman? Sağlam sorulardır bunlar. Hayata uyum sağlayabilmek için zihnimiz gelişebilen bir sistem. Teoride… Pratikte ise gördüğüm bazı fikir – ideoloji – akımlara kazık kakmış plastisiteye veda eden “taşlaşmış” beyinler. Eyvâh ki eyvâh.

Gerçek “evrim” yani dikkatle incelememiz ve etkilerini, nasılını öğrenmemiz gereken şey, düşüncelerimizde yaşadığımız evrimdir.

İnsanı niyetleri tanımlar. Olaki eylemlerinde, fikirlerinde çuvallasa bile niyet esastır. İyi niyetli bir insan fikirlerinin veya eylemlerinin hatalı olduğunu anladığında bunları olumlu yönde değiştirebilmelidir. Fikirden veya eylemden dönmek bu bağlamda “döneklik” değil “evrim”, “devrim” ve “erdemdir”. İnsanlar niyetlerinden de vazgeçebilir ve farklı bir kişiye dönüşebilirler. Burada “iyi” nedir tartışmayacağım ve bu kasti faulümü hakemlerin görmemesini rica ve umut ediyorum.

Devamını oku...
 

Koruyucu Aile Nedir?

Koruyucu Aile Nedir?

Koruyucu aile, çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan çocuklarımızın kendi aile ortamlarında eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan, hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen uygun aile ya da kişilerdir.

Çocukların sağlıklı gelişebilmeleri için kendilerini koruyacak, sevecek, destekleyecek, güven sağlayacak, sosyal ve maddi gereksinimlerini karşılayabilecek sıcak bir aile ortamına ihtiyaçları vardır. Çocukların yeterli sevgi alabildikleri, gereksinimlerinin düzenli olarak karşılandığı sıcak aile ortamında yetiştirildiklerinde sağlıklı bireyler olabildikleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kuşkusuz anne-babalar da çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için çaba harcarlar. Ancak yaşam her zaman düşünüldüğü gibi olmayabilir. Bazı aileler zihinsel, bedensel, ya da psikolojik sorunları veya ekonomik yetersizlikleri, boşanma, ölüm gibi sosyal sorunları nedeniyle bütünlüklerini devam ettiremeyip, çocuklarının gereksinimini karşılayamaz hale gelebilmektedirler. Böyle durumlarda, çocuklara yardım edebilmenin en iyi yolu, öz ailesinin koşulları iyileşinceye kadar başka bir ailenin yanında bakımlarının sağlanmasıdır. Bu nedenle, tüm dünyada korunmaya muhtaç çocuklar için en çok tercih edilen bakım şekli, ülkemizde de olduğu gibi koruyucu aile bakımıdır.

Devamını oku...
 

Fethi Gemuhluoğlu - Dostluk Üzerine

DOSTLUK ÜZERİNE

FETHİ GEMUHLUOĞLU'nun, 22 Kasım 1975 tarihinde 'Dostluk' üzerine irticâlen yaptığı konuşma.

Kalbimi oymuşlar, oymuşlar da şimallim
Hayâlini, resmini değil
Seni koymuşlar içine;
Onun içindir adınla atışı…

Efendim,

Evveli, âhiri, zâhiri, bâtını selamlarım. El-Evvelü Allah, El-Âhirü Allah, Ez-Zâhirü Allah, El-Bâtınü Allah. Sâhib’i selâmlarım. Sâhib-i Hakîki’yi selâmlarım. Sağımı, solumu, önümü, ardımı selâmlarım. “Levlâke Sırrının Mazharı”nı selâmlarım. Vâlidesini, Hadîce Vâlidemi, Fâtıma Vâlidemi selâmlarım. Cihâr-ı Yâr-ı Güzîn’i selâmlarım. Erkân-ı Erbaa’yı: Selmân’ı, Mikdâd’ı, Ammâr’ı, Ebu-Zerr’i selâmlarım. İmâmeyn’i Muhteremeyn’i selâmlarım. Tâife-i ecinnîyi selâmlarım, mü’minlerini ve müslimlerini. Ve sizi selâmlarım.

Peygamber-i Ekber bir hadîs-i nebevîlerinde buyuruyorlar ki, “Önce selâm, sonra kelâm”. Önce sizi selâmlıyorum. Yine Peygamber-i Ekber buyuruyorlar ki bir hadîs-i nebevilerinde, “Önce refîk, sonra tarîk”. Önce yolda yoldaş, sonra yol.

Dostluk üzerine konuşmak gibi, hiç mu’tâdım değil konuşmak. Elli üç yaşındayım. Kırk senedir söz orucu tutuyorum. En az yirmi senedir, yirmi beş senedir yazı orucu tutuyorum. Ne yazarım, ne çizerim. Zaten okur-yazar takımından da değilim. Ama bu sözleri size sanki bir vedâ gibi, sanki son sözlerim gibi… “Hâl sârîdir” buyurulmuştur. Maraz da sârîdir. Dilerim ve umarım ki, benim marazım sârî olmasın ve burada şevk sârî olsun, cezbe sârî olsun ve aşk sârî olsun.

Tabiî, ezelde aşk vardı. “Levlâke levlâke lemâ halaktü’l-eflâk”de kâinâtın aşk için halk edildiği meydanda. Onu… Eşrefoğlu diyor ki:

Yoğ idi levh ü kalem, aşk var idi
Âşık u ma’şûk u aşk bir yâr idi
Âşık u ma’şûk u aşk bir yâr iken
Cebrâil ol arada ağyâr idi

Cebrâil, Cibrîl-i Emîn, Nâmûs-ı Ekber ol arada ağyâr idi, der. Demek ki, kâinât, eflâk aşk üzere, dostluk üzere halkedilmiştir.

Size bazı dostluk, remzî de olsa bazı dostluk hikâyeleri anlatmak isterim. Bu hikâyeler hakîkatın ta kendisidir. Dost ol kişidir ki, öldürülmesi muhakkak ve mukarrer olan gecede Peygamber-i Ekber’in yatağında yatar, O’na Şâh-ı Velâyet denir. Dost ol kişidir ki, Yâr-ı Gâr’dır. Kucağında, mübârek bir emânet vardır. Bütün delikleri elbisesinden muhtelif parçalarla tıkar, son deliğe tabanını dayamıştır. Kucağındaki mübârek emânet, uyumayan uyanıklık içinde uyur görünmektedir. Oradan Ebû-Bekr’i yılan sokar. Dost son deliğe tabanını, taban gibi görünen gönlünü uzatandır, gönlü ile orayı tıkayandır.

Devamını oku...
 

TÜBİTAK, Türk bilim adamlarını geri istiyor

TÜBİTAK, ABD'de yaşayan Türk araştırmacılara yönelik "tersine beyin göçü"nü teşvik etmek için ABD'nin üç önemli kentinde yeni bir çalıştay serisi başlattı.

TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi'nin, yurt dışından Türkiye'ye dönecek araştırmacılara sunulan Avrupa ve ulusal destekli fon fırsatlarının ABD'de tanıtılması ve tersine beyin göçünün artırılması hedefiyle 2010 yılından bu yana "Hedef Türkiye" başlığıyla yürüttüğü projesi kapsamında, başkent Washington yakınlarındaki Maryland Üniversitesi'nde çalıştay
düzenlendi.

Daha çok araştırmacının bu fırsatlardan haberdar olabilmesi ve Türkiye'deki akademi ve sanayi kuruluşu temsilcilerinden Türk araştırma alanı hakkında güncel gelişmeleri dinleyebilmelerinin amaçlandığı çalıştay serisinin ABD'de bundan sonraki durakları, 12 Nisan'da New York, 14 Nisan'da da Chicago olacak.

ABD'deki çok sayıda Türk bilim insanı ve Türkiye'deki akademi ve firma temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen çalıştaylarda, TÜBİTAK ve AB fonlarının ülkeye geri dönüş için sunduğu cazip imkanlar ve araştırmacıların yurt dışında kazandıkları deneyimleri Türkiye'ye aktarmalarının yolları hakkında bilgiler aktarılıyor. Çalıştaylarda kısa sunumlar eşliğinde akademi ve sanayi kuruluşlarını tanıma olanağına erişen araştırmacılar, kurulan stantlarda bu kuruluşların temsilcileriyle birebir görüşme imkanına da sahip oluyor.

"Türkiye'de büyük fırsatlar var"

Devamını oku...
 

CANİ OLMAYALIM

CANİ OLMAYALIM

Sâmiha AYVERDİ \ Küplüce'deki köşk adlı kitabından - Birinci baskı 1989 - s:204

Avrupa, Amerika hatta Rusya, daha da ciddî ted­birler alarak memleketlerinin nüfûsunu arttırmak üzere bütün çâreleri aramakta bulunurlarken, bizim akl-ı evvel sahibi devlet adamlarımız, Türk'ün zürriyetini daha doğmadan kesmek yolunda her çeşit vâsı­ta ve tedbirlere müracaat ediyorlar. Üstelik, bu inan­dıkları sakat politikayı, münevverler nezdinde dahi geçer akçe hâline getirmiş bulunmaktalar. Şöyle ki çoğalmanın bir gerileme unsuru olduğu, âdeta siyâsî bir espri hâline getirildi.

Hayır, akl-ı evvel sahibi beyler, paşalar hayır! Çoğalmalıyız. Çoğalmamak için gösterdiğimiz gayreti, emek ve masrafları dünyâya göz açmış bebeklerin sağlığı ve yaşaması için sarf edecek olursak ancak iş­lediğimiz vebalin üstüne bir sünger geçirmiş oluruz, israil, Habeşistan'daki siyahı Musevileri tayyare köp­rüsü kurarak İsrail'e getiriyor. Bize dağ dağ para yar­dımı yaparak nüfus kontrolü yaptırıyor. Biz de utan­madan Amerika ve israil'in yardımını kabul ediyoruz.

Bir de idarecilerimizin: "Kimseden bir karış top­rak istemiyoruz. Kimseye de verecek bir karış topra­ğımız yoktur!" vecizesinin altında yatan politik gerçe­ği anlamadan idare dümenini ellerine almaları ne ya­zık.

Devamını oku...
 




Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.