Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

CANİ OLMAYALIM

CANİ OLMAYALIM

Sâmiha AYVERDİ \ Küplüce'deki köşk adlı kitabından - Birinci baskı 1989 - s:204

Avrupa, Amerika hatta Rusya, daha da ciddî ted­birler alarak memleketlerinin nüfûsunu arttırmak üzere bütün çâreleri aramakta bulunurlarken, bizim akl-ı evvel sahibi devlet adamlarımız, Türk'ün zürriyetini daha doğmadan kesmek yolunda her çeşit vâsı­ta ve tedbirlere müracaat ediyorlar. Üstelik, bu inan­dıkları sakat politikayı, münevverler nezdinde dahi geçer akçe hâline getirmiş bulunmaktalar. Şöyle ki çoğalmanın bir gerileme unsuru olduğu, âdeta siyâsî bir espri hâline getirildi.

Hayır, akl-ı evvel sahibi beyler, paşalar hayır! Çoğalmalıyız. Çoğalmamak için gösterdiğimiz gayreti, emek ve masrafları dünyâya göz açmış bebeklerin sağlığı ve yaşaması için sarf edecek olursak ancak iş­lediğimiz vebalin üstüne bir sünger geçirmiş oluruz, israil, Habeşistan'daki siyahı Musevileri tayyare köp­rüsü kurarak İsrail'e getiriyor. Bize dağ dağ para yar­dımı yaparak nüfus kontrolü yaptırıyor. Biz de utan­madan Amerika ve israil'in yardımını kabul ediyoruz.

Bir de idarecilerimizin: "Kimseden bir karış top­rak istemiyoruz. Kimseye de verecek bir karış topra­ğımız yoktur!" vecizesinin altında yatan politik gerçe­ği anlamadan idare dümenini ellerine almaları ne ya­zık.

Düşman oyununa gelerek bizden koparılıp şimdi başkalarına bahşedilmiş Türk topraklarını elbette is­tiyoruz ve istiyeceğiz. Hatay, kan dökülmeden nasıl Türk hudutları içine girdi? Girdi, çünkü Türk'tü, Türk'ün toprağı, idi. Yalnız o mu? Kerkük bizim değil midir? Neden bu öz mallarımızı türeme başka devlet­lerin pençesinde tutalım? Mîsâk-ı Milliyi böylesine yanlış değerlendirip tefsir etmek kimsenin hakkı de­ğildir. Ya Türk adaları olan Sakız'lar, Midilli'ler, Limni'ler, Semâdirek'ler, Sisam'lar, Rodos'lar, hatta ve hatta Girit, neden bir Yunan ülkesi olarak kalsın? Selanik ve Batı Trakya'nın, Türk oğlu Türk olduğunu şu eziklik içinde olan ve kendine güvenini kaybeden idarecilerimize bilmem nasıl anlatmalı? Bir gün bu çalınmış ülkelerimizi geri aldığımızda acaba oralara dağıtılacak nüfusu nereden bulacağız? Şimdi kökünü kazımaya uğraştığımız genç nesiller, bu sakim politi­ka yüzünden neden yok olmuş bulunsun?

Kürtajla, haplar ve türlü ilâçlarla daha doğma­dan öldürdüğümüz evlâtlarımızın bize ne kadar lü­zumlu olduğunu öğrenmeden devlet kademelerine yerleşmek ne hazin...

Aziz Türk milleti! Uyanalım ve artık akı karadan seçer hâle gelelim. Hele yıkıcılığı, bölücülüğü vazife hâline getirmiş muhalefetin, işin şahıslarla uğraşmak olduğunu zannetmesi ne kadar vahim. Memleketin menfaatine aykırı gelen noktalara parmak basacağı yerde onunla bununla uğraşmayı marifet hâline getir­miş muhalefet grupları her müspet ve işe yarar faali­yete bir kulp takarak inkârdan gelirken, bunun adı nasıl muhalefet olur?

Bize de dünyâya da lâzım olan, kâğıtta kalan sözler değil, bir vicdan terazisinden geçmiş demokra­sidir. Basında olsun, muhalefette olsun, uluorta ağzı­na geleni söylemek değil, teraziden geçmiş, tartısı mevcut, hesaplı kitaplı ve ölçülü bir hürriyet, Türki­ye'nin de dünyânın da adına tek çıkar selâmet yolu.

Ne yazık ki maddeye ve tekniğe yatırım yaparken, insanı ihmal etmiş olmak, Türkiye dâhil bütün dünyânın da işlemekte bulunduğu bir azim günah değil midir?

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.