Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa İslâmiyet - Tasavvuf
İslâmiyet

 

 

 

 

 

 

 

 

Fâtiha Sûresinin Anlamı

1. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
2. Hamd Alemlerin Rabbinedir.
3. Rahman ve Rahimdir.
4. Din gününün malikidir.
5. Biz yalnızca sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz.
6. Bizi doğru yola ilet;
7. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.



Mevlana'nın Aşk ve İnsan Felsefesi

MEVLANA’NIN AŞK VE İNSAN FELSEFESİ

Anadolu insanı, 700 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen halen Mevlana’nın düşüncelerine ilgi ve sevgisini sürdürmeye devam etmektedir.

Mevlana’nın sevgi ve aşk felsefesi yalnız Türk halkının değil, çeşitli din ve kültürlerden bütün dünya insanlarının ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Mevlana’yı anlamak için öncelikle onun etkilendiği “tasavvuf” felsefesinin bilinmesi gerekir.

Tasavvuf bir anlamda İslam mistisizmi demektir. Felsefede mistisizm aklın kavrayamayacağı gerçekleri “mistik sevgi” ile bilmek anlamına gelir. Hindu, Yahudi ve Hıristiyan inanışlarının tümünde de mistisizm vardır.

Tasavvuf söz (kal) yolu değil, hal (iyi ahlak) yoludur. “Hakikat”e ulaşmayı amaçlamaktadır. Kafanda ne varsa atmak, elinde ne varsa dağıtmak, önüne ne çıkarsa çıksın ona yüz çevirmemektir. Yani zihni kötü düşüncelerden arındırmak, cömert olup başkalarına ikramda bulunmak, karşısına hangi çeşit insan çıkarsa çıksın (iyi – kötü, güzel – çirkin, kadın – erkek, dinli – dinsiz) hepsine iyi gözle bakabilmektir. Herkese dost olmak, gül bahçesinin gülü olmak dikeni olmamaktır.

Tasavvuf, ilahi ahlakla ahlaklanmak, bencillikten kurtulup, kendisinden çok başkasını düşünmektir. Bir diğer anlatımıyla tasavvuf; sevgi ve aşk felsefesidir. Allah mutlak cemal ve kemal sahibi olarak her türlü güzelliğin kaynağıdır. Nitekim peygamberimiz bir hadisinde “Allah güzeldir, güzelliği sever, kibir ise hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir” buyurmuştur. İnsan, Allahı ne kadar tanırsa (Marifet) ona karşı olan sevgi ve aşkı da o oranda artar.

Devamını oku...
 

Muharrem-i Şerif Hakkında

Muharrem-i Şerif Hakkında

Muharrem ayı, eski hicrî veya kamerî dediğimiz ayın hareketine göre hesap edilen aylardan ilkidir.

Bu bakımdan Muharrem ayının birinci günü bizim yılbaşı diye bildiğimiz hârika bir geleneğimiz teşekkül etmiştir. Ama bu son 50-60 sene içinde unutulmuştur.

Muharrem'in birinde büyükler tarafından bereket parası verilirdi. Bu âile arasında olduğu gibi, dervişan arasında da olabilirdi. Bu hem yeni bir senenin muhâsebesi, eski senenin yeni bir sene ile karşılaştırılması, hem de yeni senede kazanılacak hayâtın her yönden bereketli olmasının ilk tembihi idi.

Çünkü hayat çok kazançlı olabilir ama, bereketli olmayabilir. Hayat çok sıhhatli geçebilir ama, sıhhatinin bereketi olmayabilir. Çok mutlu gülerek eğlenerek geçmiş bir hayat olabilir amma, hiç amma hiç bereketi olmayabilir. Mühim olan maddî ve mânevî rızkın bir arada yürümesidir. Bereketin bizde ifâde ettiği mânâ :
1. Mutlaka hayırlı olması,
2. Faydalı olması,
3. Allah'tan gelir olması. Yâni Allah'tan geldiğinin idrak edilmesidir.

Haram, işe karışmayacak. Bu rızıktan hem faydalanılacak, hem de faydalandırılacak. Ömür ve sıhhat için de bu böyle. Böylece bereketli olup hayırlı işlerde kullanılacak. Aksi halde yaşanmış hayat, diğer canlıların yaşadığı hayattan farksız hâle gelir.

Ama İslâm tarihi noktasından 10 muharremde özellikle Ehlibeytin, Peygamber soyuna saygısı olan insanların çok acıklı bir hadise ile karşılaştıklarını görüyoruz.

Devamını oku...
 

Helâl - Haram

"Dünyada yalnız helâl lokma ye!

Haram lokma, vücudda gaflet ve dalâleti besler. Helâl lokmadan ise, gönülde Allah aşkı beslenir. imân nuru parlar. mânevi hazlar gelişir.

Yanmak ve yakılmak yoliyle gönül kandilini aydınlatmayan kandil yağı, yağ değil, sudur. Tıpkı bunun gibi gönül kandiline aydınlık vermeyen lokma da haram lokmadır.

Helâl lokma vücudda hikmet, ilim ve mâfifeti besler; gönülde Allah aşkı, Allah şevki ve sevgisi olur.

Buğday ektiğin yerde arpa, arpa ektiğin yerde nasıl mısır bitmezse veya nasıl herhangi bir at, hiç birzaman eşek yavrusu doğurmazsa, tıpkı bunun gibi vücûda giren maddi mânevi her gıda sana, Hakk'ı tanıma kudreti veren helâl gıda olmazsa, ondan bir fayda göremezsin."

Şerhli Mesnevi-i Şerif - K.R.Hz.

 

İnsanlık aleminin huzur ve sukunu için

"İslâmın ve neticeleri de hayatın varılması gereken bu yücelerden yüce anlayışının ne demek olduğu sorulursa, insanlık aleminin huzur ve sukunu için, vasıl olması lazım olan son nokta; bütün yaradılış aleminde Hâkk'ı görmektir dense revadır. Nasıl mı? Ne gibi mi? Bütün yaradılışlarda Allah'ın mahluku olarak muamele etmek suretiyle insaf, merhamet ve şefkatten ayrılmamak, dürüst, faziletli olmak, zulüm ve hiyanetten kaçınmak, her işte Allah'la alışverişte olduğunu bilerek bu anlayışa göre hareket etmek ve böylece de Hâkk'ı birlemektir."

Sâmiha Ayverdi

 

Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinden

Ayıplarını gördüğünüz komşuyu kınamayınız. Sırlarını açıklamayınız. Çünkü gördüğünüz bu sır size emanettir, emanete hıyanet kötü ve çirkin bir filldir.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.

 

Namaz - Oruç - Zekat - Hac

Namaz: Namaz müminin miracıdır. Namaz kılan kimse Besmele-i Şerif'i çekip namaza durunca “Allahü ekber” demekle, İbrahim gibi olan ruh, İsmail gibi olan nefsin şehvet gerdanını katlediyor. İki elini kaldırmakla, iki cihandan geçiyor. Ellerini göğsüne koymakla, kalbini masivadan temizliyor. Peygamber efendimiz “Nur-ı didem namazdır”buyuruyorlar. (Mirac makamı)

Oruç: Oruç tutan samediyet sıfatıyla sıfatlanır.

Orucun üç mertebesi vardır: Biri avamın orucu , yemeden içmeden ve haram olan sair hallerden imsak etmektir.

Havassın , yani olgunlaşmış olanların orucu , el, ayak, göz , kulak ve cümle azasını, günah denilen şeylerden imsak etmek, geri çekmektir.

En üst derecede olanların orucu ise ,dünya zevk ve eğlenceleri içinde yaşarken sadece gönlüyle bütün masivadan perhiz etmek ve cümle heva ve hevesten sıyrılıp Allah'ın muhabbeti lezzetini bulmaktır.

Orucun ve açlığın sır ve hikmeti, şehvet ve nefsin kahrından kurtulmak ve bu suretle ruhaniyet bulmaktır.

Zekat :

Zekat'ın dış manası; mal ve mülkünden Allah'ın emrettiği ölçüde

vermektir.

İç manası ise;

Zenginlerin zekatı fukaraya ihsan etmek, mallarından vermek,

Fakirlerin zekatı da , zenginlere olan ümit ve itimatlarını kalblerinden silmek, yani verecek diye beklememektir.

Aşıkların zekatı , cananın uğrunda canını harcamak, ruhlarını Allah muhabbetine bezletmek, vermek, hep vermektir.

Ariflerin zekatı ise, kendi hallerinden ve ilimlerinden, irfanlarından ehil olana, isteyene, talep edene vermek, muhabbet etmek, aşıkları kendi hallerinden nafakalandırmaktır.

İlmin zekatı , talibine talim etmektir.

Evladın zekatı yetime ihsan,

Evin zekatı misafiri ağırlamak ve itibar etmek,

Sohbetin zekatı dedikodudan kaçmak,

Kuvvetlinin zekatı zayıflara yardım,

Nefsin zekatı , kötü ahlaklardan kurtulmaktır.

Cenab-ı Hak'da: “Zekat veren felah bulur”, (Mü'minun suresi, 1-4. ayet) diyor.

Devamını oku...
 




Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.