Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa İstiklâl Marşımız Mehmet Akif'in Yazdığı Marş TBMM Kürsüsünde Okunuyor

Mehmet Akif'in Yazdığı Marş TBMM Kürsüsünde Okunuyor

Şimdi o günün TBMM zabıtlarına eğilip okuyalım, "Reis Mustafa Kemal Paşa'nın işaretişle Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) kürsüye çağrılır.

Reis Paşa -İstiklâl Marşlarından bir tanesinin kürsüden okunmasına Heyeti Celile karar vermişti.

Hamdullah Suphi Bey (Antalya) -Arkadaşlar, hatırlarsınız Maarif Vekâleti son mücadelemizin ruhunu terennüm edecek bir marş için illerimize müracaat etmiştir. Birçok şiirler geldi. Arada yedisi en fazla evsafı haiz olarak görülmüş ve ayrılmıştır.

Salih Efendi (Erzurum)  - İsimleri nedir?

Hamdullah Suphi Bey - Ayrıca arz edilecektir. Yalnız Vekâlet yapmış olduğu tetkikatta (incelemelerde) fevkalade kuvvetli bir şiir aramak lüzumunu hissettiği için ben şahsen Mehmet Akif Beyefendi'ye müracaat ettim ve kendilerinin de bir şiir yazmalarını rica ettim. Kendileri çok asil bir endişe ile tereddüt gösterdiler. Bilirsiniz ki bu şiirler için bir ikramiye vaadedilmiştir, halbuki bunu kendi isimlerine yaklaştırmak arzusunda bulunmadıklarını ve bundan çekindiklerini gösterdiler. Ben şahsen müracaat ettim. Lazım gelenleri alırız ve icap eden ilanı yaparız dedim. Bu şartla, dini şairimiz fevkalade nefis bir şiir gönderdiler. Diğer altı şiirle beraber arz edeceğiz. Seçim size aittir..."

Bundan sonra Hamdullah Suphi ( Tanrıöver)  tannan (gürleyen, çınlayan) sesiyle kendine has bir ahenkle marşı okur.

Korma! Sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak,

(Şiddetli alkışlar)

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

(Alkışlar)

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

(Şiddetli alkışlar)

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

(Şiddetli alkışlar)

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

(Şiddetli alkışlar)

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

(Alkışlar)

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

(Alkışlar)


Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

(İnşallah sadaları)


Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

(Alkışlar)

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

(Sürekli alkışlar)

TBMM zabıtlarından aynen aktarılan yukarıdaki satırlarda o günün heyecanı ne güzel dile gelir.

O günleri yaşamış bir büyüğümüz o havayı, TBMM'nin o andaki ruhunu şu güzel cümleleriyle anlatırken kendimizi bir anda o meclisin içinde buluruz.

"Mebusların alkışlarından meclisin tavanları sarsılıyordu. Ruhları  o kadar heyecen kaplamıştı ki bütün Meclis Yekpare bir kalp halinde dalgalanıyordu. Akif mahcubiyetinden başını kollarının arasına sokmuş  sıranın üstüne yumulmuştu.

Meclis'in o günkü heyecanı fevkalade idi. Mebusların hissiyatı şu huruşa gelmişti. Herkes imanının yükseldiğini görüyordu. Milletin hürriyet ve istiklâl yıldızının dünyalar durdukça parlayacağına bütün gönüller imanla dolmuştu. Vecd içinde titreyen bütün kalpler bir kalp olarak, bütün sesler bir ses olarak bağırıyordu.:

Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet,
Kakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl.

0 gün fezalar yalnız bu sesle dolmuştu.
Tarih Büyük Meclisin CUMHURİYET kelimesinden sonra en çok alkışladığı mefhumun İstiklâl Marşı olduğunu kaydediyor.

...

Bu yazı Bergama İmam-Hatip Lisesi Müdürlüğü - İstiklal Marşımızın 62. yıldönümü için hazırlanmış bir kitapcığın bazı bölümlerinden alınmıştır.

Hazırlayan: Fadıl Ünal - 14 mart 1983

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.