Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Batı ve Osmanlı

(Bu yazı bir mail grubundan alınmıştır. "Batı" karşısında, kendi geleneğini, kültürünü, icadlarını beğenmeyen ve Türkleri yağmacılıkla itham edenlere verilen cevaptır.)

"Sadece İstanbul’da suyolları, çeşme ve şadırvanları yapmak ve korumak için kurulmuş 1535 vakıf vardır."

1.BÖLÜM

Merhaba,

Anadolu’da inşa edilmiş olan, her kim gelirse dinine ırkına falan bakılmaksızın, atlarıyla develeriyle ücret ödemeden konaklayabildiği yüzlerce han, kervansaray acaba “yağmalanan” malları saklamak için miydi? Ticaret yapmak, ticareti güvenli ve kolay hale getirmek için kanunlar, anlaşmalar yapmak, vakıflar, sigorta sistemleri geliştirmek; yollar, bedestenler, kervansaraylar, limanlar, köprüler, çeşmeler vs. inşa etmek ve bunları yaşatmak, ticaret kervanlarının güvenliğini sağlamak acaba makul ve meşru bir zenginleşme yolu değil midir? Türkler Anadolu’da yerleştikleri köyleri şehre dönüştürmedi mi? Şehirleri geliştirmedi mi? Hangi şehri yağmaladı ve yok etti? Zamanın savaş hukuku gereği, savaş yoluyla fethedilen yerleşimlerden alınan bazı ganimetlerden sonra yöre halkı yok mu oldu, fakirlikten bitap mı düştü, köle mi oldu? Balkanlar böyle mi fethedildi? Fethedilen toprakların bir kısmı orada yaşayanlara tımar vs. şeklinde temlik edilmedi mi? Halkın daha önce ödediği vergiler azaltılmadı mı? Yağmayla geçinen devlet neden böyle bir şey yapsın. Ivo Andriç söylemiyor mu: “Osmanlı aldığı vergiden daha fazla yatırım yaptı” diye.

Yemen’i yağmalamaya mı gitti Türkler, harcadığı kan ve cana karşılık ne taşıdı buraya? İstanbul fethedilmeden önce demografi ve iktisadi olarak ne durumdaydı, fetihten on sene sonra ne hale geldi? Nüfus ve zenginlik arttı mı azaldı mı? İstanbul’u asıl yağmalayanlar (kiliselerin eşyasına kadar) vahşi latin haçlı sürüleri değil miydi? Kardinal kavuğuna Osmanlı sarığını neden tercih ediyorlardı? Kimin diline, dinine, kültürüne, bağına bahçesine karışıldı? İngilizlerin Hindistan’da yaptıklarına bir bakın. Çin’deki afyon savaşlarını düşünün. Afrika’daki insan avcılığını Turanîler mi yaptı? İsterseniz günümüze bakın. Türkler Afrika’da köylere su temini için bila bedel kuyular açarken “yağmacı” batı kabileler arası savaşları körükleyip milyonlarca insanın ölmesine sebep oluyor mu? Geçmişten ve günümüzden verilebilecek örneklere kolaylıkla erişebilirsiniz.

Her sene Mekke ve Medine’ye develer yüküyle (surre alayı) altın ve kıymetli eşya yollamak nasıl bir “yağma yapmak”tır?  “Yağma yoluyla” geçici zenginlik sağlanır ama yüzyıllarca sürdürülemez. Üretimi ve zenginleşmeyi mümkün ve sürdürülebilir kılan doğru işler yapılmadan hiçbir toplum/devlet varlığını devam ettiremez. Bir yeri vatan kılmakla yağmalayıp harabeye çevirmek farklı şeylerdir. Hadi Moğolları anladık, Türkleri bu genellemeye dahil etmek insafa da ilme de sığmaz.

Yanlış ezberleri bozmanın, tarihi peşin hükümlerden uzak, daha ciddi ve yapıcı bir şekilde okuma ve değerlendirmenin zamanı gelmedi mi?

Selam ve saygılar.

Ömer Özercan

Yukarıdaki yazı şu epostaya cevaben yazılmıştır:

"Bir toplum icin zenginlesme ve refaga giden iki temel yol tasarlanabilir:
1- Tasarim, icat ve uretim yaparak zenginlesme.
2- Yagma yaparak zenginlesme.
Anadoluyu ve Anadoludaki gorkemli kentleri isgal eden cadirlilarin (Araplar, Turani kabileler ve Moğollar) bu topraklarda kurulmus olan kadim ve gorkemli uygarliklari yagmalamasi sonucunda  bu guclerin yagma kulturu siyasi, askeri ve ekonomik kulture de egemen oldu.
Tasarlamak, icat etmek ve uretmek gibi zor zahmetli ve nitelik gerektiren ugrasilarin yerine baskalarinin elindeki zenginlikleri yagmalamak kestirme yol olarak kabul edildi ve hatta kutsandi. inanc ve ideolojiler de bu bicimde sekillendi."

2.BÖLÜM

Merhaba,

Avrupalı vahşiler kuzey, orta ve güney Amerika’ya gittiklerinde çok uzun geçmişi olan gelişmiş uygarlıklarla karşılaştılar ve neredeyse hepsini acımasızca talan ve yok ettiler. Hastalık ve ölüm götürdüler, kana bulanmış altınları taşıdılar Avrupa’ya. Kuzey Amerika’daki yerlilerin başına gelenleri iyi bilirsiniz. Evet, yeni şehirler kurdular ama öncekilerin kemikleri üzerine diktiler gökdelenlerini. Parası olmayanların yaşama şansı bulamadığı, devasa yapılar karşısında insanın bir araca dönüştürülüp, özünden uzaklaştırıldığı, sayılan ölçülen alınıp satılan bir iktisadî nesneye dönüştürüldüğü Sodom, Gomore, Lut ve Gotham City’ler, Las Vegas’lar inşa ettiler. Bütün bunları kara derili kölelerin emeklerine dayalı pamuk üretiminden kazandıklarıyla; rekabet edemesinler diye ellerini kestikleri Hintli 30.000 dokumacı ustasının lânetini alarak, sattıkları afyonu almak istemeyen Çinlilerin şehirlerini gemilerle bombalayarak yaptılar. 6 milyon Yahudiyi sabun yaptılar ama ellerindeki kanı temizlemeye yetmedi, yaktıkları insanların altın dişlerini sökerek kurdular yollarını fabrikalarını.

Batı şehirler kurdu ve o şehirleri 2-3 sene içerisinde bombalayarak yok etmelerine sebep olan insanlık-düşmanı felsefe, siyaset ve tekniği de üretti.

Hitler ve Nazi mantığı bir Batı icadıdır.
Musolini faşizmi Batı icadıdır.
Gaz odaları Batı teknolojisidir.
Atom Bombası Batı ürünüdür.
Avrupa’nın ortasında daha yeni yaşanmış olan soykırım Batı marifetidir.
Bizans’ın kiliselerinin, Kudüs’ün yağmalanması Haçlı & Batı işidir.

Türklerin insanlık düşmanı tek bir icadını söyleyebilir misiniz?

Yoğurt mu?
Pastırma mı?
İğne oyası mı?
Bektaşilik mi?
...

Endülüs’deki muhteşem medeniyeti kim kurdu? Kim barbarlık ötesi akıl almaz vahşetle yok etti?
Engizisyon kaç masumu diri diri yaktı?
1600’de Bruno neden yakıldı?
Hiroşima? Nagazaki? Vietnam?
Bağdat?
Serebrenitsa?
Rodezya?

Osmanlı hakimiyetindeki Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar’ın Osmanlı sonrası yaşadıkları ile Osmanlı dönemini mukayese edin.

Osmanlı yönetimindeki Kudüs’ün şimdiki haline bakın.…

Osmanlı, akıl hastalarını bıldırcın eti ile besleyip musiki ile tedavi ederken sizin uygar Batı ruhuna şeytan girmiş diye bu insanları yakmıyor muydu? Cadı diye yakılan kadınların sayısını tahmin edebiliyor musunuz?

Atom bombasını, napalmı ve gaz odalarını icat ettiler ve milyonları yakarak öldürdüler. Gittikleri yerlere acı, zulüm, gözyaşı verdiler; bastıkları yerde ot bitmedi. Dönüşleri gidişlerinden beter oldu. “Ey Osmanlı geri gel!” diyenler çok oldu ama “Ey Sam amca, geri gel!” diyene rastladınız mı? Rodezya nire? Güney Afrika’da neler oluyor? Kuzey Afrika neden kendi dilini konuşamaz oldu da Fransızca resmi dil? Neden Afganistan’da Türk askeri silahsız dolaşabiliyorken ABD askeri zırhlı araçla zor çıkıyor sokağa, üniformasına ve aracına Türk Bayrağı takıyor? BM’de güvenlik konseyi geçici üyeliğine Türkiye 151 üye ülke oyu ile seçildi, bu size bir şey ifade diyor mu? Demirel döneminde Gürcistan neden Türkiye’ye bir il olarak bağlanmak istedi?

Anadolu binlerce yıl çok sayıda uygarlığın var olduğu, şehirlerin yolların iskelelerin ticaretin sanatın vs. yaşadığı bir coğrafya. Türkler geldiğinde dağ başında boş araziye tekkesini kurup zamanla civarını yerleşim alanına dönüştürenler de oldu ama esas olarak var olan yerleşimler korundu, yaşatıldı ve geliştirildi. Bu, yeni şehir kurmaktan çok daha değersiz ve önemsiz bir şey midir? Evet, Türkler Bizans’tan, Araplardan İran’dan, Balkan toplumlarından kelime, sanat, hukuk, teknoloji vs aldı. Çok da iyi etti. Var olan kültürleri uygarlıkları teknikleri sanatı yok etmek ve yenisini yaratmak mı marifettir yoksa kendi inanç ve töresiyle birlikte yeni gördüklerini bir senteze dönüştürmek, her iki kültürü de zenginleştirmek mi?

Ayasofya’yı Osmanlı inşa etmemişti ama Osmanlı olmasa Ayasofya kalır mıydı? İstese yıkamaz mıydı? İçindeki (İslama göre yasak olduğu düşünülen) mozayikleri bile yok etmedi, sadece badanayla örttü, şimdi restore edilerek ortaya çıkarıldı. Peki Ayasofya vardı ve kıymetli idi de; Sultanahmet, Süleymaniye, Selimiye kıymetsiz mi? Teknik veya sanat değeri, mimari kalitesi çok mu yetersiz? Dünyanın en büyük kapalı çarşısı olan Kapalıçarşı ne zaman, kim zamanında ve ne amaçla inşa edildi?

Osmanlı Bizans’ın değil, gittiği yerlerdeki bütün kültür ve uygarlıkların mirasçısıdır. İran’ın da Mısır’ın da, Balkanların da. Asıl uygarlık, asıl büyüklük de budur zaten. Bütün bu mirası hakkıyla tevarüs etmiş, hiç bir kıymeti israf etmemiş, almış kullanmış geliştirmiştir. Bu süreçte kendine özgü bir kimliği de korumuştur. Mimarisi ile, musikisi ile, kültürü ile. Çiniyi almış geliştirmiş, yaşatmış, aruzu almış kullanmış, Arap alfabesi ile harikalar yazmıştır. Harfler Arapçadır ama duvarları süsleyen hat şaheserleri Türk eseridir.

Sivas Divriği Şifahanesi’ni gördünüz mü?

Sinan’ın su kemelerini?

Hacı Bayram Camii’nin ve yanındaki tapınak duvarını? 

Kuş saraylarını, leylek hastanesini, sadaka taşlarını, aşevlerini, Büyükçekmece Köprüsünü, Blagay Tekkesini? Hiç Mevlevî ayini seyrettiniz mi? Kürsübaşı nedir bilir misiniz? 

Hüsn-ü Hat, mezar taşları, şiir, beste, vitray… 

Beyazıt, Sultanahmet… 

Birgi’yi gördünüz mü? Darende’yi? 

Şehir kurmayı bilmeyen Türkler nasıl inşa etti Safranbolu’yu, Taraklı’yı, Beypazarı’nı, Söğüt’ü..

Orta Asya’da mağara ve ağaç kovuklarında mı yaşıyorduk sanıyorsunuz?

Yunus, Mevlana, Nasreddin Hoca, Pir Sultan, Somuncu Baba, Geyikli Baba, Sarı Saltık, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Aşık Veysel… daha binlercesi hangi toplumda yetişti? Bütün “uygar” (!) Batı’da saydığım isimlerle mukayese edecek kaç isim biliyorsunuz? Batı’nın büyük servet sahipleri nasıl kazanmış bu servetleri araştırdınız mı? İngiltere Kraliçesi’nin serveti ile Afrika’daki insan avcılığı ve ABD’deki plantasyonlara satışı arasındaki ilişkiyi biliyor musunuz?

İstanbul fethedilmeden önce şehre kişi başına günde kaç litre içme suyu sağlanıyordu, fetihten sonra kaç litre? Yere göğe sığdırılamayan ve her yerde hamamları olan Roma’da kaç litre idi? Sadece İstanbul’da suyolları, çeşme ve şadırvanları yapmak ve korumak için kurulmuş 1535 vakıf vardır. Bir şehrin nüfusu yağma ortamında nasıl 30-40 binlerden milyonlara ulaşır? Manyak mı bu insanlar? Daha adil, özgür ve müreffeh ülkeler, yönetimler varken ne işleri vardı da Türk hakimiyetindeki şehirlere geldiler, yerleştiler, çoğaldılar. Yağmalanan kaynaklarla hayat nasıl devam eder, nüfus ve refah nasıl bu kadar artar.

“Bu gun dunya uzerinde Turk yada Turani topluluklar tarafindan insa edilmis kac sehir icad edilmis…?”

El insaf! Sadece Maveraünnehir bölgesine bakalım: Maveraünnehir bölgesinde sadece Sırderya üzerinde inşa edilen şehirlerin sayısı 50 civarındadır. Bunların 30 kadarı ya yaşamakta ya da kalıntıları bulunmuştur (internette yeteri kadar kaynak bulabilirsiniz). Google earth’a girip sadece Buhara ve Semerkant’ı inceleyin, fotoğraflara bakın. Türk şehirlerindeki medreseler, gözlemevleri, kütüphaneler, aşevleri, hastaneler, hanlar, çarşılar, atelyeler, yollar, köprüler vs… hiç dikkatinizi çekmiyor mu? Batılı seyyahları da mı okumazsınız? Buluş deyince aklınıza cep telefonu ve uzay gemisi mi geliyor?

Hindistan’da turistlerin gezdiği şehirler ve mimari şaheserler kimin döneminden kaldı? Babür kimdir?

Tac Mahal’ın mimar(lar)ı kimlerdi? İtalyanlar mı?

Çiçek aşısını kim kimden öğrendi? Bayer mi icat etti?

Dünyanın en güzel halıları, kumaşları hangi şehirlerde dokundu? Motiflerini hangi tasarımcılar icat etti? Müzikten yemeğe, konut tasarımından sıra gecelerine, ebrudan tezhibe, güzel yazıdan kitap ciltleyeme, tıbbi teşhis ve tedavi yöntemlerine kadar (son 1-2 asır hariç) sayısız konuda Türk milleti tarih önünde başarılı bir kültür/uygarlık sınavı vermiştir.

Ebul-iz El Cezerî’yi bir araştırın. Cizre’li değil mi? Hangi yıllar? Otomatlar üzerine, zamanının çok ilerisinde teknoloji çalışması. National Geographic’deki bir belgesele göre bütün teknoloji tarihindeki en büyük ikinci icat Cezerî tarafından yapılmıştır.

Algortimanın babası Harezmî, adı üstünde Harezm’li değil mi?

Mevlana’yı yetiştiren şehir Bizans Konya’sı mı? Mevlana’nın felsefesi mutfak robotu kadar değer taşımıyor mu? İnsan ve toplum hayatı için atom bombası icadından daha yararlı olmadı mı?

Uluğ Bey ne iş yapıyordu? Astronomi gözlemevinde ne seyrediyordu? Semerkant ne şehriydi?

Ali Kuşçu nerede eğitim gördü? Neler yaptı?

Birunî adı size bir şey çağrıştırıyor mu?

Mostar Köprüsü’nü gördünüz mü? Bunca gelişmiş teknolojiye rağmen Mostar Köprüsü’nün restorasyonunu kimler yaptı biliyor musunuz? Ya “Horasan Harcı”nı?

Boğaz’daki yalılar Bizans işi mi?

“Toplumun kulturunu ve kutsal degerlerini icat, tasarim ve uretimi kutsayacak bir sekilde yeniden yapilandirmak konusunda hemfikirsek”

Büyük ölçüde hemfikir olduğumuzu varsayıyorum. Ancak İCAT, TASARIM, ÜRETİM kavramları üzerinde de kafa yoralım. Sıra gecesi, Amin alayı, Kürsübaşı, Dua Kubbesi, Kuş sarayı, evde pişen yemekten bir tabağın komşuya gönderilmesi, Mevlevi Ayini, diş kirası, mevlüt, kına gecesi, sünnet merasimi, kündekârî, Horasan Harcı, tarhana, pestil, hilye vs. gibi şeylerin de “İCAT” olduğunu, en az pilli diş fırçası ve dvd oynatıcısı kadar saygı ve kıymeti hak ettiğini de kabul edelim.

Ayrıca, kutsal değerler araç değil amaçtır. Meselâ: “Kul hakkı yemek haramdır, en büyük günahtır.” Bu ilke kendi başına yeterli kutsallığa, öneme, anlama sahiptir. İcatla üretimle yeniden yapılandırmaya ihtiyacı yoktur. Tam tersine; icat, tasarım ve üretimi bu gibi kutsal değerler çerçevesinde sürekli gözden geçirmemiz, ilkeden uzaklaşanları yeniden yapılandırmamız gerekir.

Konuya ilgi duyan, hakikati merak edenler için Fuad Sezgin’in kitaplarını ve videolarını tavsiye ederim:

https://www.youtube.com/watch?v=o7RgXpuYEM8

https://www.youtube.com/watch?v=N0JsyIpnug4

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/newsDetail_getNewsById.action?newsId=31324

Saygılarımla.

Ömer Özercan

Yukarıdaki yazı şu epostaya cevaben yazılmıştır:

"Sevgili dostum,
Yagmalamanin bir dunya gorusu, inanc yada ideoloji olarak icat emek, tasarlamak ve uretmenin onune gectigi toplumlar hem kalici olmaz hemde kalici deger birakamaz. Mogollar bunun en guzel ornegidir.
Elbette hic bir toplum salt yagmaci olarak siniflandirilamaz ama bazi toplumlarda yagmaci ozellikler daha on plandadir bazilarinda uretici ozellikler.
Mesela Turani topluluklar arasinda Hunlar, Gokturkler yagmaci ozelligi on plana cikan siyasi topluluklardir. Cinliler bu yagmacilardan biktigi icin koskoca bir duvar orduler degilmi? Hunlularin biraktigi hangi kalici deger var?
Osmanli ise agirlikla Bizans'in mirascisidir hem kultur olarak hemde devlet sistemi olarak Bizans tarafindan sekillendirilmistir. Bu yuzden belkide Turani topluluklar arasinda uretici ozelligi en fazla olan siyasi yapiyi kurabilmistir. Digerleri cogu zaman cok kisa omurlu olmus yerlesiklerin yagmalanmasi ile gecinmislerdir.
Benim bildiğim kadari ile Anadoluda Turk olarak adlandirdigin topluluklar tarafindan insa edilmis bir tek sehir yoktur. Bu gun dunya uzerinde Turk yada Turani topluluklar tarafindan insa edilmis kac sehir icad edilmis kac bulus yada uretilmis ne kadar urun gosterebilirsin?
Butun bunlarin sebebi bize empoze edilen kulturun icat, tasarim ve uretimi degil yagmayi ( yada fethi) kutsamasidir.
Toplumun kulturunu ve kutsal degerlerini icat, tasarim ve uretimi kutsayacak bir sekilde yeniden yapilandirmak konusunda hemfikirsek Detaylara cok girmenin duygusal olmanin fazla bir yarari yok zaten.Gecmis kulturumuzde bunu destekleyen unsurlar bulup bunu on plana cikarabilirsek ayrica faydali olur. Malum bizim tarih anlayisimiz askri futuhatlar ile ovunmek askeri hezimetlere mazeret bulmak arasinda salinir...."

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.