Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Ruh Adam

Adı: Ruh Adam
Yazarı: Hüseyin Nihâl Atsız
Yayınevi: Ötüken Neşriyat

Okuyup da çok etkilendiğim kitaplardan biridir. Kitabın başında bir masal anlatılır, bu masal Selim Pusat'ın macerasının özeti gibi gelmiştir.

Kitabın içinde çok sevdiğim bir romanın adı da geçmektedir. Bu sebeple kitap daha da heyecanlandırmıştır beni. Romanın konuşulduğu bölümü kopyalıyorum, yalnız yazarı ve romanın adını yazmayacağım.

"-Ya en çok beğendiğin roman hangisi Güntülü?
-Roman hususunda galiba biraz müşkülpesentlik ediyorum efendim. Manzumeler kısa olduğu için tesiri ani ve kuvvetli oluyor. Roman uzun olduğundan herhangi bir yerindeki aksaklık, kuvvetli taraflarının tesirini gideriyor ve ben hissi hareket ettiğim için onun güzel ve kuvvetli kısımlarını da inkar ediyorum. Bu yüzden, en çok beğendiğim roman, bir kadın romancının o kadar tanınmamış bir eseri oldu efendim. Güntülü biraz durdu ve Ayşe üzüntüyle içinin burkulduğunu hissetti. Güntülü’nün çocukça bir tercih yaparak bayağı romancılardan birinin bayağı bir eserini söylemesinden korkuyordu. Bu kızı ilk görüşte o kadar beğenmişti ki onun bilmeyerek kötü bir romanı sevmesini bile istemiyordu. Bu suali sorduğuna pişman olmuştu. Alacağı cevaptan çekinerek:
"-O romanı söyler misin Güntülü?", dedi.

"Ruh Adam, Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihi romanlarını okumuş olanlar, tarihi bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. 'Ruh Adam', kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır. Edebi-ruhi tahlilini yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli tereddüde düşeceklerdir.
(Arka Kapak)

Önyargısız olarak mutlaka okunmalı. Önyargısız diyorum çünkü siyasi görüşünden dolayı Atsız'ı sevmeyen insanlar var. Yazarın kim olduğuna bakmaksızın okursanız kitabı çok seveceksiniz.

Bir erkek, "Istırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?" diye ağlıyor, bir kadın da buna "Sus sus! Ben de ıstırap çekiyorum." diye cevap veriyordu. Kitap bitince insanın kulaklarında çınlayarak kalan cümle.. Bu arada, Selim Pusat'ın mahkemeye çıkış sahnesi gerçekten çok etkileyicidir. Sahne diyorum çünkü kitabı okurken aynı zamanda seyrediyordum.

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.