Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Kitap Tanıtımı Kitap Tanıtımı Yılmaz Soyyer - Şu Bizim Bektaşiler ve Mevlevi adlı kitapları

Yılmaz Soyyer - Şu Bizim Bektaşiler ve Mevlevi adlı kitapları


Dr. A. Yılmaz Soyyer
POST YAYINEVİ

Şu Bizim Bektaşiler

Şu Bizim Bektaşîler, Bektaşîlerce “Nasipsiz Bektaşî” olarak nitelendirilen Dr. A. Yılmaz Soyyer’in yeni bir çalışmasıdır. Nasip ya da ikrar, Bektaşî olabilmenin ilk adımındaki törendir ve Bektaşîler bu “Nasipsiz Bektaşî” nitelendirmesiyle Dr. A. Yılmaz Soyyer’i ne kadar da benimsediklerini ortaya koymakta; bir nasip âyininden geçmemesine rağmen fahren kendilerinden saymaktadırlar. Kitabın tamamında ya 19. Yüzyıl mezar taşlarından ya da muhtelif el yazması eserlerden yola çıkılarak “Bektaşî yolu”na dâir mühim meseleler ele alınmaktadır. Yazma eserlerden elde edilen veriler genç nesillerin rahatlıkla anlayabilmesi için mümkün mertebe sadeleştirilmiştir. Bu ilmî eser sizi 19. Yüzyıl Bektaşî tekkelerine ve mezarlıklarına götürecek inancın mermer taşa kazınışına şâhitlik ettirecektir. A. Yılmaz Soyyer, “Çerağlar Uyanırken” ve “Semah Aşka Doğrudur” adlı ve yine Bektaşîlik Bektaşîlik konulu iki romanından sonra, bu defa ilmî bir kitapla okuyucunun karşısına çıkmaktadır.




Dr. A. Yılmaz Soyyer
POST YAYINEVİ

Mevlevi


Yıl 1925, cumhuriyet henüz ilan edilmiş ve bütün Mevlevî tekkeleri kapatılmış; Galata Mevlevîhânesi’nin aşçı dedesi Âlî Dede, kapatılış kararıyla beraber işsiz kalmıştır. Hem Çanakkale hem İstiklâl savaşı gâzisidir, vatanı kurtarmışlardır ama kendisi işsiz ve yuvasızdır artık. Eşi Mehpâre hanımın öğretmenlik diplomasını çeyiz sandığından çıkararak onun memleketine giderler.

Roman böylece başlar. İttihatçı, Türk Ocaklı Âlî Dede bu ücra Anadolu vilayetinde de milletinin yardımında olacaktır. Yazar bu romanda öncelikle Mevlevîliği tartışmaktadır. Kendisi Mevlevî dostlarının biraz şaşıracaklarını, bu eserle bir tür “at sinekliği yapmak” istediğini belirtmektedir; onları rahatsız etmek, uyandırmak arzusundadır. “Klasik metodlarla yetişmiş Tasavvuf ehli bu tartışmaları yapamaz, ancak bir sosyolog yapmaya cesaret edebilirdi bunları, henüz ucundan kıyısından başladım, devam etmeliyim” sözleriyle hedeflerini koyuyor ortaya…

A. Yılmaz Soyyer Türk Ocaklarını, dâhilî ve hâricî düşmanları, felsefeyi, kısacası çok şeyi tartışıyor bu romanında… Romanın başkahramanı Âlî Dede… Yüzbaşı Nejat ve felsefe öğretmeni Nesrin de iki mühim şahsiyet. Esere damgasını vuran karşılıksız, ölümüne bir kara sevdayı hiç öyle yabana atmamak lâzım. Zevkle okuyacaksınız…

Kaynak: Kitapyurdu


 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.