Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Ömer Özercan Ömer Özercan
Ömer Özercan


Toprakta Senelerdir Bekleyen Tohumların Yeşermesidir

E-posta


Dünyanın bugünkü düzeninde en büyük rol oynayan tarihi hadiselerden biri "çok uzak ülkelerle yapılan büyük ölçekli ticaret ve bunun lojistik ve güvenlik meselelerinin halli"dir. Şimdi tarih bu konuda tekerrür ediyor. Çin'in OBOR projesi (Yeni İpek Yolu) dünyanın geleceğini şekillendirmeye başlamıştır. Bunun önemini Zeki Velidi Togan 1923 gibi çok erken bir tarihte dile getirmiştir. Türkiye'nin Katar, Somali gibi ülkelerdeki operasyonları, yatırımları, üsleri vb. bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bazı zirzopların "ne işimiz var orada?" soruları büyük bir cahillik, ufuksuzluk, kifayetsizliktir.

Devamını oku...
 

Büyük insanlar

PDF


Büyük insanlar kimsenin "malı" değildir. Sever, sayar, yolunda gidersiniz ama onların sahibi olamazsınız. Büyük insanları cephenizin mühimmatı haline getirmeyin. Onlar sizin kullanacağınız eşya/silah değildir. Öyle görürseniz o kişilere en büyük saygısızlığı ve düşmanlığı yapmış olursunuz, en büyük zararı verirsiniz. Bu ülkede Atatürk'e en büyük zararı Atatürk düşmanları değil, onu kendi malı gibi görüp bazen putlaştıran bazen de eşyaya dönüştürenler vermiştir. Tıpkı İslamiyete en çok zararı ateist veya İslam düşmanlarının değil, akılsız ve kötü niyetli "müslüman(?)"ların vermesi gibi.


Ömer Özercan

 

"Eşhedü..."

Yazdır

"eşhedü..."


Müslüman "şahit olan" kişidir. "eşhedü..."nün manasını bilmeyen müslüman olabilir mi? Gereğini yapmayan iyi bir müslüman sayılır mı?

...
Türkiye'de fikir(?) üretiminin umumî hali şudur: Şikayet, hakaret, ümitsizlik ve birilerine iş buyurma. Bunların tefekkürle hiç bir ilgisi yok, aksine, bunlar tefekkürün düşmanları. Bunların yerine şöyle bir yol izlenmeli:


Merak, ilgi, araştırma, öğrenme, iyi şeyleri takdir ve teşekkür, kötü şeyleri anlama, tenkit ve tavsiye, "ne yapılabilir/yapılmalı?" ve bilhassa "ben ne yapabilirim/yapmalıyım?" sorularını sorma, cevaplarını verip gereğini yapma, böyle yapan kişileri arama/bulma ve teşrik-i mesai...


Ömer Özercan

 

Etimolojiye Dair Paylaşımlar

Ömer Özercan'dan etimolojiye dair paylaşımlar;


"Şemsiye Arapça şems "güneş", umbrella Latince umbra "gölge" kelimesinden türetilmiş. Eskilerin derdi yağmurdan değil güneşten korunmakmış."
..
İngilizce "safari" kelimesinin kökeni, Arapça "sefer" veya "seferî".

..

candle - chandelle (fr.) - kandil
..
"Günümüz orkestra şeflerinin kullandığı çubuğun (baton) kökeni, mehterbaşının elinde tuttuğu "çevgan"dır (püsküllü, çıngıraklı uzun değnek)."
..
"Araplar mendil kelimesini Latinceden almış. Latince manutergium, manus "el" ve tergere "silmek" bileşiği. Deterjan da buradan geliyor. Deterjan Latince detergere "silmek, temizlemek"ten geliyor. Kök tergere "silmek" kelimesi. Mendil de deterjan da bir şeyleri temizliyor."
..
Kafadâr: Kafâ+dâr'dan. Kafa bizden farklı olarak Ar. "ense" demektir. "Dâr" Farsçada "sahip." Yani "aynı düşüncede ve yardımcı olan."
..

Hârikulâde: Ar. "yırtan, "delen" anlamında خارق "hârık" ve "el-âde"den. Alışılmışı delen, yırtan. Benzeri az görülen.

..

Çarşı: Farsça olup "dört" demek olan "çehâr" ve "taraf, yol" anlamındaki "sû" birleşimi. Çehârsû'dan çarşı. Dört yolun birleştiği merkez.
..

Mütâlaa: Ar. "doğdu, ortaya çıktı" fiili طَلَعَ "tala'a"dan. Bir eseri/metni dikkatlice inceleyerek yeni bilgi ve fikirler çıkarmak.
..


"Meydan" kelimesinin aslı, "medyan." Anlamı "ara, orta". "Medium", "mezzo", "middle", aynı kökten. Medyum: Farklı dünyalar arasında "ara"cı.


Kültür üç beş günde teşekkül etmiyor. Gençlerin dikkatine:
Simit: Türkçeye Arapçadan girmiş bir kelime ama kökeni binlerce yıl öncesine kadar gidiyor. Aramice/Süryanice "samîda" un demek.
 

Önemli olan ADALETTİR

PDF

Şu "eşitlik" saçmalığından vazgeçelim. İnsanlar eşit falan değildir. "Eşit olmama", birinin diğerinden "üstün" olması değil, "farklı" olması manasına gelir.

Eşit muamele gerekli olmadığı gibi zararlıdır, hatta zulümdür.

Önemli olan ADALETTİR.

Eğitimde öğencilere eşit muamele, eşit müfredat, eşit soru, eşit sınav yanlıştır. Öğretmenlere eşit maaş yanlıştır. Her öğrenci kendi şartları, kapasitesi, istidadı, hevesi, çabası vb. istikametinde kendisinin en iyi seviyesine çıkarılmaya çalışılmalı.

"Diğer öğrencilerden daha iyi olmak" öğrenciler için hedef olmamalı, bunun çok yanlış bir şey olduğu anlatılmalı.

Satrançta çok iyi olan birini çok iyi tenis oynayan biri ile mukayese yanlıştır. Bütün sınıfı birbiri ile satranç/matematik yarışına sokmaya gerek yok. Kim neyi iyi yapabilecekse onu en iyi şekilde yapabilmesi için eğitim/destek verilmeli, uygun şartlar sağlanmalı. İlkokul bitene kadar sınav yapılmamalı. Önce okuma, anlama, ifade becerileri kazandırılmalı. Cesaret, kendine güven, iletişim becerileri, farkındalık, saygı gibi değerler geliştirilmeli. İlkokul sonuna kadar iyi eğitim verilen çocukların geleceğinden endişe etmeye gerek kalmaz. Sonraki eğitim sürecindeki hata ve noksanları çocukların kendileri telafi edebilir.

Ömer Özercan


 

Prof.Dr. Kenan Gürsoy hakkında...


Bazı gazete ve Twitter hesaplarında bir süredir Prof.Dr. Kenan Gürsoy hakkında haksız, mesnetsiz, mantıksız, tutarsız ithamlar yayınlanıyor. Bunlar, gazetecilerin ve bazı millet(?)vekillerinin ilkesizliği ve cahilliğinin hangi seviyesizliğe inebileceğini gösteren vahim haberler/yazılar. Kenan hocanın bizim savunmamıza ihtiyacı yok, kendisi muhtemelen bu iftira sahipleri ile polemiğe girme tenezzülünde bulunmayacak, gereken cevabı hukukî yollarla verecektir.

Hocanın hemen hemen bütün kitap ve makalelerini okumuş, TV konuşmalarını dinlemiş ve hakkında makale yazmış biri olarak kendi adıma bazı hususları ifade etme ihtiyacı duydum.

1. Kenan hocanın akademik hayatı ortadadır; tezleri, makaleleri, kitapları, konferansları... Bunların yeterliliği, intihal yapıp yapmadığı, başarılı olup olmadığının değerlendirilmesi iddia sahiplerinin bilgi, eğitim ve zekâ seviyelerini aşar. Hocanın -eserleri bir yana- en açık ve özet özgeçmişini dahi okumadıkları, ne zaman nerede nasıl Prof. olduğundan dahi haberdar olmadıkları anlaşılmaktadır.

2. Kenan hocanın herhangi bir kitabını okusalar, konuşma kayıtlarını dinleseler, iddia ettikleri gibi filanca kişi ve guruba mensup, muhip, hayran falan -olmadığı bir yana- olamayacağını kolayca görebilirlerdi.

3. Hoca; köklü bir hikmet geleneğini tevarüs etmiş, aile ortamında İslâm tasavvufunu en rafine biçimde müşahade edip yaşamış, felsefe sahasında lisans, yüksek lisans doktora yapıp Prof. olmuş, bütün eserlerinde bu hikmet mirasını akademik dil, üslup ve usul ile yazmış/söylemiştir. Hocanın ufku, bilgi birikimi, şahsiyeti, fikirleri, eserleri vb. herhangi bir cemaat/gurup çerçevesi ile sınırlandırılamaz.

4. Hoca devletine ve milletine bir akademisyen, diplomat ve mütefekkir olarak hizmet etmiş ve etmektedir. Devlet/millet düşmanları ile birlikte anılması ayıptır, günahtır, suçtur.
Devamını oku...
 

TOKİ

Yazdır


"Modern" kafes tavuklarının yumurtaları bile sağlığa zararlı. Aileleri, tavuk kafesleri gibi istiflenmiş hücrelere tıkıp huzur sağlamak, mahalle inşa etmek mümkün mü? Önce TOKİ'yi yeniden inşa etmeli.

Ömer Özercan

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 8


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.