Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Ömer Özercan
Ömer Özercan

ADALET

Biz değirmenci gibiyiz, buğday getiren un, taş getiren kum alır. Adalet arayan taş getirip una talip olmaz, getirdiğiniz şeyle birlikte hakkınızdaki hükmü veren kendiniz olursunuz, değirmenci değil.

...

Medeniyet"in sayısız tanımı yapılmış. Bir tanım da biz yapalım: "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır.

Ömer Özercan



Orda...

"Orda bir köy var, uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür."

teranesiyle büyüdük. Bunların nasıl boş laflar olduğunu zamanla anladık. Gitmediğiniz, görmediğiniz, gezmediğiniz köy sizin değildir. Üşenmeyeceksiniz, gidip gezeceksiniz...

Sizin gitmediğiniz köylere misyonerler, "yardım kuruluşları", "gazeteciler", "arkeologlar", Batılı "dostlar" falan gider ve siz de bu köyün gençleri neden dağa çıkıyor diye şaşarsınız.

Devamını oku...
 

Eğitim'e dair...

ÖMER ÖZERCAN 13 OCAK 2017 CUMA

Eğitim'e dair...

- Çok iyi ilkokul öğretmeni yetiştirin.

- Öğretmenlerin itibarını iade edin.

- Sorumsuz/saygısız/kaygısız “veli”lerin ve eşkiya "öğrenci"lerin şerrinden öğretmenleri koruyun.

- Okullarda güvenlik ve disiplini sağlayın. Uyuşturucu satışını engelleyin. Öğrencilere uyuşturucu satışı yapanlar için idam cezası getirin.

- Öğretmenleri meslekleri dışında gereksiz lojistik problemlerle meşgul etmeyin, meselâ: stajyer öğrencilerin ssk bordro takibi gibi işleri konu uzmanı memurlara veya özel muhasebe firmalarına yaptırın.

- Öğretmenlere aylık en az 5.000 TL başlangıç maaşı ödeyin, bunun yanında bütün kitap, kırtasiye, dergi aboneliği, kültürel etkinliklere katılım vb. masraflarını da (sınırsız) ödeyin.

- Beceriksiz, yeteneksiz, isteksiz, ruhsuz, bilgisiz, şahsiyetsiz vb. “öğretmen”leri işten çıkarın, yerine partizanlık falan yapmadan en iyilerini alın.

- Oku(ya)mayacağı apaçık olan yeteneksiz öğrencileri üniversiteye yollamaya çalışmayın. Üniversiteye girişi aşırı zorlaştırın. Çok çok iyiler dışında üniversiteye giriş olmasın.

- Öğrenciler için erken yaşlarda yetenek/zeka/beceri teşhisi yapın; üstün yetenekli olanların bütün eğitim masraflarını karşılayın, iş garantisi sağlayın.

- Mesekî eğitime öncelik verin, lise değil orta okulda mesleki eğitimi başlatın.

- Sosyal Bilimler Liseleri’ne önem verin, en iyi öğretmen ve idarecileri bu okullarda görevlendirin, az sayıda ama çok iyi SBL olsun, bütün SBL öğrencileri yatılı ve burslu okusun.

- Okulların temel fizikî şartlarını iyileştirin, velilerden para dilenmeyi bırakın.

- ...



 

Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir


Siyaset bir doğru ve bir yanlış arasından doğru olanı seçme işi değildir. Siyaset tarihinde böyle bir tercih vakası yaşanmamıştır. Her zaman çok sayıda seçenek olur, bunlar "doğru" veya "yanlış" değildir, çeşitli doğruluk ve yanlışlık dereceleri vardır. Doğru görünen tercihin doğru ve yanlış neticeleri olur. Yem fiyatını artırırsanız yemciler sevinir sütçüler üzülür, süt alanlar üzülür. Et ithaline izin verirseniz besi hayvancılar üzülür, ucuz et alan tüketici sevinir. Vergiler düşerse esnaf sevinir ama bu defa esnafa ucuz kredi veren devlet bankasına fon aktarmak zorlaşır. Rusya ile işbirliği yaparsınız, ticaret hacmi artar, Suriye ve Kırım'da çatışma devam eder, AB ve ABD küser... İran'la işbirliği yaparsınız, gazı ucuza alırsınız, Suriye'de kapışırsınız... Filistin'e yardım edersiniz, Filistin Ermenistan'la iş tutar, Esed'i destekler.

Ömer Özercan

 

Türk Milleti'nin en büyük düşmanı


Türk Milleti'nin en büyük düşmanı komünizm veya faşizm veya Batı veya a-partisi veya b-lideri falan değildir. En büyük düşman, dert, problem, sorun, mesele, günah...

İLETİŞİMSİZLİK'tir.


İletişim özürlüyüz, iletişimi beceremiyoruz, niyet beyanı yapamıyoruz, okumuyoruz, yazmıyoruz, dinlemiyoruz, zanda bulunuyoruz, söyleniyoruz ama söylemiyoruz, anlamaya çalışmıyoruz, kastedilenle değil ağızdan çıkanla ilgileniyoruz, araba kullanırken sinyal vermiyoruz, not tutmuyoruz, maillere bakmıyoruz, kısa mesajları okumuyoruz, arayan var mı diye merek edip telefona bakmıyoruz... İletişim meselesinin Türkiye'ye maliyeti petrol ithalatından daha fazladır. Manevî maliyeti zaten hesaplanamaz.
Bu vaziyette iken harici düşmanlarla gereğinden fazla ve boş yere uğraşmanın manası yok.

Devamını oku...
 

“Nasıl benim gibi düşünmezsin?” hastalığı

Soru (daha doğrusu suçlama): Benim gördüğümü görmüyor musun?

Nasıl benim gibi düşünmezsin?

Cevap kolay: Senin gördüğünü görmüyorum, çünkü ben kendi gözlerimle ve beni ilgilendiren istikamete bakıyorum. Senin baktığın yere bakmam, gördüğünü görmem şart mı? Senin gibi düşünmüyorum, çünkü ben sen değilim; ruhum, bedenim, aklım, tecrübem, eğitimim, mesleğim, yaşadığım ortam falan seninkinden çok farklı, tabiî olarak farklı düşüneceğim. Böyle olması daha iyi değil mi?

Kim bilir, belki senin dikkatinden kaçan bir haberi okumuşumdur, elimde sende olmayan belgeler vardır, hadiseyi yaşayanlarla görüşmüşümdür ve bunlar ve benzeri farklar senden daha iyi bir değerlendirme yapabilme imkânı vermiştir (şüphesiz tersi de mümkündür). Kargadan başka kuş yok mu? Farklı bakış açılarımızı, gözlemlerimizi, yorumlarımızı, fikirlerimizi paylaşarak daha iyi, daha hatasız, daha isabetli bir görüş/kanaat sahibi olamaz mıyız? Bu tür farklardan dolayı kırk yıllık "yol arkadaşları"nı "vatan haini" olarak suçlamak, iletişimi kesmek, facebook arkadaşlığından çıkarmak, telefon rehberinden silmek, selam almamak, aramalara karşılık vermemek, arkasından konuşmak, daha ötesi düşman olmak falan neyin nesidir yahu? Bu nasıl "kardeşlik", "vatanseverlik", "ülkücülük", "münevverlik", "DERVİŞLİK"tir? "Efendiniz", "mürşidiniz", "hocanız" falan böyle mi öğretti size? "Zan'da bulunun, darılın, gücenin, küsün, selamı sabahı kesin, dedikodu yapın, fesat çıkarın, dostluğu-kardeşliği bitirin, düşman olun" mu dedi? Böyle yaparak sadece kardeşlerinize değil bağlı olduğunuzu iddia ettiğiniz efendiniz’e ve yol'a da ihanet ediyorsunuz.
Devamını oku...
 

"Mütefekkir"lere Sahabe Olmak

Gençler, yaşadığımız zamanda ve ülkede var olan bütün "mütefekkir"leri tanımak, takip etmek ve sahabe olmak (sahip çıkmak) şarttır. Namaz-oruç kadar hesaba çekileceğimiz bir "şart"tır bu.

Ömer Özercan

 

Sitem


Gençler, dostlarınıza sitem etmeyin. Sitem "zan"nın çocuğudur.


Ömer Özercan

 


Sayfa 2 - 5


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.