Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Özlü Sözler Özlü Sözler
Özlü Sözler




 

Bizim ne töremizde ne de kitabımızda annelere ve babalara karşı saygısızlık yapmak yoktur. "Öf" bile dedirtmeyen Allah onların ne kadar kıymetli olduğunu ve ne yapsak da hakkını ödeyemeyeceğimizin göstergesidir. Tüm anneleri saygıyla selamlıyorum.

10 Mayıs, 2015- 11:19 (Anneler günü)

Nâgehân Olşâre

 


- Gelen misafiri açık yüzle karşılarsan Allah sana sayısız nimetler ihsan eder."
- "Ey oğul, insanları dilinle incitme ki Allahı kendinden bezgin etmiş olursun."
- Bir de "Havadaki kuşlara balığı yem olarak veren Allah, küçücük bendesine de hükümdarlık devleti bahş edebilir." Molllagül bu son şiirin manasını söylemez, "büyüdükten sonra öğrenirsin der...

Ömer Özercan'ın "Zeki Velidi Togan" araştırma yazısından.

 


...99 hatası 1 doğru olsa dahi o bir doğrunun hakkını teslim etmeseniz, o nankörlük doğrunun çoğalmasına mani olur. 99 hatayı düzeltmenin yolu doğruları çoğaltmaktan geçer, eğrilere küfürden değil.

Ömer Özercan

 


Okçular dağdan inerse peygamber ordusu dahi olsa yeniliyor. Küffara yalvarmanın, boyun eğmenin, belge göstermenin hiçbir mânâsı, faydası yok. Mevzide okçu, sadakta ok, sadakatta sebat olmazsa haklılığınız da kimsenin umurunda olmaz.

Ömer Özercan

 

"Eğer çocuk, başkalarını mesut etmenin, en az kendi saadeti kadar güzel olduğunu, ailesinin içinde görerek öğrenirse iç formasyonunun teşekkülüne bundan güzel yardımcı olamaz. Dil ne kadar güzel sözler söylerse söylesin, fiil ve hareketlerin tesiri ile asla yarışamaz. Şunu da bilmeli ki yetişmeleri ile vazifeli olduğumuz kimseler yalnız kendi zürriyetimiz değildir. Suya atılan taşın yaptığı halkalar gibi, uzayabildiğimiz yerlere kadar hayırlar, iyilikler, doğruluklar ve güzellikleri dalga dalga uzatmakla mükellefiz."

(Hâtıralarla Başbaşa adlı kitabından)

Sâmiha Ayverdi

 

Biz bugün bedenimizin ve ruhumuzun esaslı ihtiyaçlarına hiç bakmadan ilerliyoruz...

İlim, maddi âlemin dökümünü yaptı. Maddi âlemin sistemli işletmesini organize etti. Teknoloji bize varlık, sağlık, konfor, geçimin bütün kolaylıklarını getirdi. Teknik bize yeni bir dünya cenneti yaratmamıza izin verdi. Fakat planımıza belli başlı bir hata hafifçe kaydı. Zira hayatın ilimlerinde cansız maddenin ilmine göre büyük bir gerileme vardı. Bedenimizi ve ruhumuzu bilmeden evvel fiziki âlemin hakimiyetine sahip oluyorduk. Bundan dolayı, makinelerin ilerlemesine çok uygun, fakat ferdi, kolektif ve neslimizle ilgili gelişmeye yaramayan bir çevre ile etrafımız çevrildi. Müesseselerimizi ilmi kavramlar üzerine yani somut realite üzerine kuracak yerde o kavramları ideolojilere göre kalıba aldık. Böylece, hakiki ihtiyacımızı gideremeyen bir âlem kuruldu. Biz orada ebediyen yabancı olarak kalacağız. Modern insan maddeye üstünlük verdi. Ruhani olanı ekonomik olana feda etti. Refahı kuvvete ve sevince tercih etti. Makinaların ruhsuz kalabalığı içinde yaşamak için dedelerimizin toprağını, naciz dostlarını, hayvanları terk etti. Güneş altında dalgalanan buğdayları ormanın dalgınlığını, gecenin sukûnunu bitkileri, ağaçların ve suların ahenkli güzelliğini unuttu. Geometrik hatları olan katı yürekli şehirlere kapandı. Fabrikaların monoton çalışmaları içinde şahsiyetini kaybetti. Hayatın bütün kanunlarını zorladı. Bizim realiteden ayrılmamız o zaman başladı..

"...İnsanoğlu, realitenin ancak bir görüntüsünü yakalar. İlim ağacı üzerinde insan yasak meyveyi toplamıştır. Fakat o meyve olgun değildi. İlim ağacı bize her şeyin bilgisini verdi, kendimizin (nefsimizin) bilgisi müstesna"

(Hayat Hakkında Düşünceler adlı kitabından - Çeviri: Cahit Beğenç)

Alexis Carrel

 

"Gaflet nedir? Sadece Allah'ı unutmaktır. Yoksa kumaş, çalgı, evlat ve kadınla olan alâka değildir. Su geminin içinde olursa onun helâkine sebeptir; altında olursa seyrine yardımcıdır. İnsanın vücudu da bir gemi; mal, rızık, şehvet ve iptilâlar ise su gibidir. Eğer bunlar kalbe girmişlerse helâk muhakkaktır; fakat bir vasıta olmak derecesinde kalırlarsa yardımcı olurlar."

(Yolcu Nereye Gidiyorsun adlı kitabından)

Sâmiha Ayverdi

 

"Nemesis, nemesis... Alnı bir mezat taşı kadar soğuk, bakışı bir cellat satırından daha korkunç ilahe, neyimi kıskandın benim? Elbette ki Promete seni çılgına döndürecektir. Dârâ'nın âzâmetine, Karun'un debdebesine, iskender'in yiğitliğine kızmakta haklıydın. Homeros, milton, Beethoven hışmına uğramakta layıktılar. Ey, yıldırımlar gibi, ulu çınarlara musallat tanrıça, ben ne erguvanlar içinde doğan Bizans prensiydim, ne gururuyla tanrıları kışkırtan bir titan. Ama madem ki yalnız uluları , yalnız mutluluları damgalayan parmakların bana kadar uzandı, madem ki beni de hışmına layık gördün, seni utandırmayacağım. Ya ölüm şarkılarımı boğacak, yahut elimden aldığın dünyadan çok daha muhteşem bir kainat yaratacağım. Sana meydan okuyorum Nemesis, senden korkmuyorum ey çılgın bakire!"

(Jurnal 1 adlı kitabından)

Cemil Meriç

 


“Biz şimdi bir aksülamel (tepki) devrinde yaşıyoruz. Kendimizi sevmiyoruz. Kafamız bir yığın mukayeselerle dolu; Dede efendi’yi Wagner olmadığı için, Yunus Emre’yi Verlaine, Baki’yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz. Uçsuz bucaksız Asya’nın, Türkistan'ın o kadar zenginliği içinde, dünyanın en iyi giyinmiş milleti bulunduğumuz halde çırılçıplak yaşıyoruz.

Coğrafya, kültür, her şey bizden yeni bir sentez bekliyor; biz görevimizin farkında değiliz. Boşu boşuna başka milletlerin tecrübesini yaşıyoruz."

(Huzur adlı kitabından)

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

"Bir zamanlar dünyâya parmak ısırtmış, yol göstermiş, ışık saçmış olan islâm dünyâsının bo­ğazında, hâlâ Muhammed ümmetinin îmânına diş bileyenlerin doladıkları çember takılı bulun­maktadır. Amma bu kölelik alâmeti, artık oldu­ğu yerden sökülüp çıkarılmalıdır. Çünkü dünya, İslâmiyet'in efendilik devrini tanımış, yaşamış, mesut olmuş, yüzü gülmüştür. Bugün de ona hasrettir. İslâmiyet'in, yolunu şaşırmış, aradığı­nı bilip bulamamış, akıl almaz maddî imkânları­na rağmen ne yapacağını kestiremez olmuş bu gökkubbe ehline, yeni bir harman, yeni bir istif ile gelip tekrar insan oğlunu selâmete çıkarması ondan beklenen bir ilâhî vecîbedir."

(Kölelikten Efendiliğe adlı kitabtan)

Sâmiha Ayverdi

 


Sayfa 2 - 3


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.