Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Resim - Heykel
Resim - Heykel

Giovanni Jean Brindesi

Giovanni Jean Brindesi (1826 - 1888)

Ressam Giovanni Jean Brindesi , 20 Nisan 1826’da doğdu. İstanbul‘un gün be gün yaşantısını ve tarihi atmosferini eserlerine taşımış olan ressamın hayatı hakkında çok detaylı bir bilgi yoktur.

Galatasaray'da Yeniçarşı Sokağı'ndaki bir evde yaşadığı bilinmektedir. Abdülmecid döneminin (1839-1861) İstanbul'unu, sivil ve askeri tiplerini çizdi. Yaptığı suluboya ve yağlıboya resimleri sonradan taş baskı tekniğiyle çoğaltarak iki kitapta topladı.

1860'larda Paris'te basılan Souvenir de Constantinople (İstanbul anıları) adlı ikinci albümünde İstanbul'un günlük yaşantısı, bunun içindeki eğlenceler, Galata Kulesi fonu önünde şekerci, haremde kadınlar ve halayık, Göksu'da kadınlar, mezarlıkta neyzen gibi pitoresk konuları canlandıran 20 tane renkli oymabaskı yer alıyordu. Resimlerinin bazı orijinal guajları Topkapı Sarayı Müzesi ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi‘nda bulunmaktadır. Sanatçı 7 Mayıs 1888‘de İstanbul‘da ölmüş olup oryantalist manada önemli eserler bırakmıştır.

Devamını oku...
 

Fatih Sultan Mehmed'in Portresi Geri Gelmeli

Fatih Sultan Mehmed’in Bellini’ye yaptırdığı bir portresi vardır. Daha önce National Art Gallery'de bulunan bu eser bir süreliğine Victoria ve Albert Müzesine getirme kararı alınır. Bu resmi bakın Sâmiha Ayverdi nasıl anlatıyor:

Fatih Sultan Mehmed 1458 Ağustosunda Atina’ya girmiş ve şehri gördüğünde çok beğenmiş. Zira sanattan anlıyor, iyiyi kötüden, sahteyi gerçekten seçebilecek bir anlayışa sahip bulunuyordu.

Ne ecdadı arasında, ne de çevresinde yağlıboya resimleri bulunan kimse mevcut değil idi. Buna rağmen İtal’ya’dan Bellini’yi çağırtıp kendi potresini yaptırmaktan geri kalmamıştı.

Amma onun bu şâhâne târihi teşebbüsüyle yapılan resmini muhâfaza etmeyi bile bilmeyen torunları, Bellini’nin eserini attılar mı, sattılar mı bilinmez neden, ellerinden kaçırarak, ta Londra’ya kadar, âdeta atıverdiler.”

Sene 1966, Ayverdi, bir tedavi için Londra’ya gider. Hiçbir siyasi sıfatı olmadığı halde bu portreyi bulmak için çırpınıp durduğunu anlatır ve ne olursa olsun bu âbide eseri aramakta devam edeceğini söyler. Bulur da..

Devamını oku...
 

Sanatsal Matematik : Bir Biyografi

Sanatsal Matematik: Bir Biyografi
H. Kemal İlter
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
ELYAD – DAL Araştırma Laboratuvarları
www.elyadal.org

Sanatı, sanatçının evreni betimlemesi olarak gören birçok kişi için; bilimin de, bilim insanının evreni betimlemesi olarak ele alınması, doğal bir düşünce yapısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanatçının araçları ile bilim insanının araçları arasındaki farklar, çoğu durumda bu betimlemeleri değiştirmemektedir. Ancak çok az insan her ikisini de etkili ve yeterli derecede kullanabilir olmuştur. Matematiğin; topoloji, permütasyon teorisi, geometri, stereometri gibi özel alt dalları ile uygulanması son derece zor olan çeşitli baskı tekniklerini kullanarak ortaya çıkardığı eserlerinde, evrene bakış açısını izleyebildiğimiz nadir sanatçılardan olan M. C. Escher, baskı ressamları ve özellikle matematikçiler için bir ekoldür.

Hollandalı sanatçı Maurits Cornelis Escher (1898-1972); teknik ressam, kitap ressamı, duvar kilimi tasarımcısı ve duvar ressamıydı, fakat her zaman öncelikli işi baskı1 ressamlığı oldu. Leeuwarden-Hollanda’da inşaat mühendisi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi, çocukluğunun büyük kısmını Arnhem’de geçirdi.

Birçok kişi tarafından “matematik kafası” olan bir çocuk olarak görülmesine rağmen, bu özelliği, eğitimi sırasında hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Bu konudaki yorumu ise şu şekilde olmuştur2:

“Arnhem’deki lisede, sayılar ve harflerle yapılan işlemlerde, bugün de olduğu gibi, çok zorlandığımdan dolayı aritmetik ve cebir derslerinde çok zayıftım. Daha sonra, stereometri3 [katı geometrisi] benim yaratıcı düşünce yapımı ortaya çıkarmak için bir fırsat oldu; fakat okulda bu konuda hiçbir zaman iyi olamamıştım. Hayatımız, böyle ilginç dönüm noktalarıyla şekilleniyor.”

Devamını oku...
 

Osman Hamdi Bey’in Hayatı

OSMAN HAMDİ BEY'İN HAYATI

30 Aralık 1842 de İstanbul'da doğar. Osman Hamdi Bey, İlk öğreniminden sonra 1856'da Mekteb-i  Maarif-i Adliye'de öğrenime devam eder. Osman Hamdi Bey’in babası Edhem Paşa kendisi gibi oğullarının da Batı’da eğitim görmesini çok arzu etmiş ve bunu sağlamak için de elinden geleni yapmıştır. Bu nedenle 1857 yılında Osman Hamdi Bey’i hukuk öğrenimi için Paris’e göndermiştir.

Bir süre burada hukuk öğrenimi gördükten sonra resme olan tutkusu daha ağır basarak sonunda resmi tercih ederek Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmiştir. Osman Hamdi Bey’in hocaları zamanın ünlü ressamları olan  Gerome (1824-1904) ve Boulanger (1824-1888) dir. Osman Hamdi bu iki ressamdan etkilenmiş ve dönemin  iyi eğitim görmüş ressamlarından biri olmuştur. Onun paris’te eğitimi sırasında 1862 yılında Şeker Ahmet Paşa (1841-1907) ve Süleyman Seyyid (1842-1913)  Paris’e resim eğitimi için gelmişlerdir. Osman Hamdi Bey Paris’te oniki yıl kalmıştır. Osman Hamdi Bey paris’te Marie adlı bir kızla evlenir Türkiye’ye döndükten 4-5 yıl sonra ayrılır ve bu evlilikten Fatma ve Hayriye isimli iki kızları olur.

1869 tarihinde Osman Hamdi İstanbul’a döner. Mithat Paşa’nın Bağdat Valiliğine atanması ile O da Bağdat vilayeti Umur-u Ecnebiye Müdürlüğüne (Yabancı İşleri Müdürlüğü) getirilir. Bağdat’tan çeşitli görüntülerin yer aldığı tablolar ve karakalem desen çalışmalarını bu dönemde yapmıştır.

Devamını oku...
 

Fevzi Karakoç

Prof. Dr. Fevzi Karakoç (1947 - .... )

1947 yılında Çankırı’da doğan Fevzi Karakoç, 1968-72 yılları arasında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda okudu. 1974 yılında aynı kuruma asistan olan sanatçı, 1979 yılında Salzburg Yaz Akademisi’nde çalıştığı litografileri ile Salzburg Şehir Ödülü’nü aldı. 1983 yılında Özgün Baskıresim dalında Sanatta Yeterlilik alan Karakoç, 1986 yılında Doçent, 1993 yılında Profesör oldu; şu anda Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmaktadır.

Fevzi Karakoç’un resimlerinde başından bu yana var olan insanlar, duruş ve hareketleriyle bizim insanlarımız. Ancak onlar herhangi somut bir tipin, yöresel bir olayın öyküsünü anlatmak için değil, evrensel insan kavramına ve her insanın değerli bir varlık olduğuna dikkati çekmek için resme giriyorlar. Çizgi, şekil ve renklerin öğesel dilini zorlamadan resimdeki yerlerini koruyan insanlar ve diğer canlılar… Sanatçının son tablolarında insan ve at figürlerinin görsel dinamiğe katkıları daha da artmış, resmin şekil ve renklerine doğallığı aşan öğesel bir hareket kazandırmışlardır.

Devamını oku...
 

İlke Kutlay Kimdir?

1982 yılında İzmir'de doğdu. Liseyi İzmir Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi'nde okudu. 2001 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazandı.

Eğitimine 1 no'lu atölyede Devrim Erbil ,Yalçın Karayağız ve Aydın Ayan önderliğinde başladı. Fakültedeki 2. yılında Devrim Erbil'in özel atölyesinde çalıştı. 2007 yılında mezun oldu. İlk ödülünü fakülteye girdiği 2.senede aldı ve takip eden senelerde de ödül almaya ve sergilere katılmaya devam etti. 2. kişisel sergini actı. Şu an Casa Dell'Arte Sanat Galerisi ile 3. kişisel sergisi için yeni çalışmalarına atölyesinde devam ediyor.

ÖDÜLLER :
2001 Talens Resim Yarışması 3.lük ödülü
2005 İpek-Ahmet Merey Resim Yarışması başarı ödülü
2005 İnönü Ünv.Resim Yarışması başarı ödülü
2005 Osman Hamdi Bey Resim Yarışması 4.lük ödülü
2005 Ümraniye Belediyesi Resim Yarışması mansiyon ödülü
2006 Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması 2.lik ödülü
2006 Nuri İyem Resim Yarışması özel ödülü
2006 Beykoz Belediyesi Resim Yarışması 3.lük ödülü
2006 Türkiye Jokey Klübü Resim Yarışması 1.lik ödülü
2007 3.Talens Resim Yarışması 2.lik ödülü

Devamını oku...
 

Osman Hamdi Bey'in Hayatı

OSMAN HAMDİ BEY’İN AİLESİ

Osman Hamdi Bey,in hayatını anlatmaya geçmeden önce, O’nun çok yönlü yetişmesini sağlayan ailesinden söz etmek gerekir. O dönemde kimsenin sahip olmadığı imkanlara sahipti. Mesela, öğrenimini Avrupa’da görmüştü. Babası Edhem Paşa da Batı’da öğrenim görmüştü.

Babası İbrahim Edhem II Mahmud zamanında Sakızlı’da bir isyanın bastırılması sırasında  İstanbul’a getirilmiş ve Kaptan’ı Derya Hüsrev Paşa tarafından alınıp yetiştirilmiştir. Kendi çocuğu olmadığı için, yanına aldığı çocukları çok iyi yetiştirmeye gayret etmiştir. İbrahim Edhem’den başka; Hüseyin Rıfkı, Ahmed ve Abdulatif üç çocuk daha vardı.

Hüsrev Paşa bu çocukları 1829 yılında Fransa’ya eğitim için gönderilmiştir. ( Avrupa’ya öğrenim için gönderilen ilk Türk öğrencilerdir.) Bu yıllarda  İbrahim Edhem 9-10 yaşlarında idi. Maden okulunda okuyan İbrahim Edhem, Fransızcayı çok iyi öğrenmiştir. Okulunu bitirdikten sonra bir süre Viyana’da bulunmuştur. Daha sonra Türkiye’ye dönmüştür.  1851 Yılında ferik rütbesi (tümgeneral), daha sonra Hariciye nazırlığına (Dışişleri Bakanı)  Daha sonra pek çok önemli görevde bulunan İbrahim Edhem Şuray-ı Devlet reisliğine ( Danıştay Başkanlığı) tayin edilir.  En son İçişleri Bakanlığı görevini yapar. Bu görevde 1885 yılına kadar kalır. (Said Paşa kabinesinin düşmesi ile) Daha sonraki yıllarını Kuruçeşme’deki yalısında geçirir. (vefatı: 19 Mart 1893)

İbrahim Paşa aslen Ispartalı olan bir hanımla evlenir ve dört çocuk babası olmuştur.

( Osman Hamdi, İsmail Galip, Mustafa ve Halil Edhem)

OSMAN HAMDİ BEY’İN HAYATI

30 Aralık 1842 de İstanbul'da doğar. Osman Hamdi Bey, İlk öğreniminden sonra 1856'da Mekteb-i  Maarif-i Adliye'de öğrenime devam eder. Osman Hamdi Bey’in babası Edhem Paşa 1857 yılında Osman Hamdi Bey’i hukuk öğrenimi için Paris’e göndermiştir.

Devamını oku...
 

Ressam İbrahim Çallı

1914 kuşağı sanatçıları arasında çeşitli nedenleri bağlı olarak adı en çok bilinen ve tanınan ressam İbrahim Çallı'dır. Adeta, kuşağının gözde temsilcisidir.

1882 yılında o zamanlar Izmir'e bağlı bulunan Çal kasabasında doğdu. (Çal kasabası bugün Denizli iline bağlıdır) 1906'da Şeker Ahmet Paşa'nın desteğiyle Sanayi-i Nefise'ye giren Ibrahim Çalli, 1910 yılında buradan mezun olduktan sonra Hikmet Onat ve Ruhi Arel'in de aralarında olduğu bir grupla Paris'e resim öğrenimine gönderildi. Ünlü ressam Paris'te L'Ecole des Beaux Arts'da Fernard Cormon atölyesinde eğitim gördü.

I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yurda dönen ressam, sanatta köklü gelişmelerden yana olduğunu her firsatta belli etmiştir. Çallı, Sanayi-i Nefise'ye hoca olarak girdikten sonra Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Feyhaman Duran, Avni Lifij, Namik Ismail de okulda hocalık yapmaya başladılar. Çallı, iyi bir ressam olmanın yanı sıra iyi bir öğretmen olduğunu da kanıtlamıştır.

Devamını oku...
 




Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.