Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Satranca Dair
Satranca Dair

 

"Satranç sadece bir oyun değildir, hayatın sınırlı bir zaman ve mekânda temsilî olarak yaşanmasıdır." Ö.Özercan



Satranç, Terbiye ve Hocalığa Dair Hatırladıklarım

Ömer Özercan

Satranç, Terbiye ve Hocalığa Dair Hatırladıklarım

Ortaokul ve lisede talebe iken satranç meraklısıydım. Okulda “eğitsel kol” adı altında çeşitli konularda ders harici faaliyetler vardı ve ben de “satranç kolu”ndayım. Aynı zamanda okulun satranç takımındaydım. İlk satranç hocam, okulun satranç faaliyetlerinde sorumlu olan ve lisede felsefe dersimize gelmiş olan Erdinç Bağdadi(1) idi. Erdinç Hoca, Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı kurucularından idi. Bir süre, kol faaliyeti saatinde İzmir Satranç Kulübü’nden Joan Arbil ve Ergun Gümrükçüoğlu okulumuza gelmiş ve takım oyuncuları başta olmak üzere meraklı bir guruba eğitim vermişlerdi.

Ergun Gümrükçüoğlu Türkiye Satranç Millî Takımı oyuncusu ve Türkiye şampiyonu idi. Joan Hanım da kadınlar Millî Takımı’nda ve Türkiye satranç şampiyonu idi.

Joan Hanım Amerikalıydı ve emekli büyükelçi Erdinç Arbil’in eşiydi. İzmir Alsancak’ta evlerinin bodrum katını Satranç Kulübü’ne tahsis etmişlerdi, evleri de kulüp gibiydi. Hafta sonları vaktimin büyük bir kısmı kulüpte veya Joan Hanım’ın evinde satranç oynamakla geçerdi. Evde muazzam bir “satranç kütüphanesi” vardı. Bildiğim bütün dünya şampiyonlarının ya kendi kitapları veya sonradan haklarında yazılmış ve oyunlarının analizlerinin yer aldığı kitaplar, ansiklopediler, teori ve analiz çalışmaları, kısacası satranca dair ne ararsanız vardı. İstediğim kitabı ödünç alıp okur, sonra iade ederdim. Joan Hanım üşenmeden çay, kola, yemek vs hazırlar, sorularımı cevaplar, oyunlarımı analiz eder, hatalarımı düzeltirdi. Kulüpte Ergun Bey ile de oynardık ve bu oyunlarda sadece strancın teknik yanlarını değil, “ustalığa” ve “üsluba” dair şeyler de öğrenirdim.

Devamını oku...
 

Işık ve Işıl Kardeşler Dünya İkincisi

Işık ve Işıl Kardeşler Dünya İkincisi

24 Kasım – 5 Aralık 2014 tarihlerinde Juiz De Fora Mata, Brezilya'da gerçekleşen Dünya Okullar Satranç Şampiyonası kapanış töreni ile sona erdi. Şampiyonada Işıl Can ve Işık Can 9 yaş kategorisinde dünya ikincisi olurken, 17 yaş kategorisinde Hilal Öztürk 7. , 7 yaş kategorisinde Adar Tarhan 10., 11 yaş kategorisinde Kağan Aydınçelebi 10. oldular. Sporcularımızı tebrik ediyoruz.

 

Türkiye satrançta "Avrupa Şampiyonu"


Türkiye, Yunanistan'da düzenlenen 2014 Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası'nda 21 madalya ve 9 derece ile Avrupa Şampiyonu oldu.

Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Başkanı Gülkız Tulay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk sporcuların Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası büyük başarılar elde ettiğini söyledi.

Yunanistan’dan gelen müjdeli haberlerle büyük sevinç yaşadıklarını anlatan Tulay, şöyle konuştu:

"Türk sporcularımız 19 ülke arasından 21 madalya ile birinci oldu. Geride bıraktığımız ülkeler çok önemlidir. Turnuvaya 163 sporcu ile katılan Rusya ikinci, Azerbaycan üçüncü oldu. Biz de 65 sporcumuzla ipi göğüsledik. Rusya satrançta çok önemli bir ülke. Rusya’yı geçerek elde edilmiş birincilik, bizim için son derece önemlidir. TSF’nin geldiği noktayı Rusya’yı geçmiş olmakla ölçecek olursak, gerçekten çok iyi bir konumdayız. Güzel bir haber. Bu yıl Spor Genel Müdürlüğü’ne 35 madalya hedefi vermiştik. Henüz ilk turnuvada 21 madalya aldık. Demek ki çok iyi yoldayız."

"Türkiye’ye Avrupa şampiyonluğu yaşatmanın gururu var"

Türkiye’nin uluslararası arenada düzenlenen turnuvalarda en iyi yerlerde olması için mücadele ettiklerini anlatan Tulay, "Ülke olarak birçok branşta maalesef istediğimiz neticeyi alamıyoruz. Ama bugün TSF olarak Avrupa birinciliğini yaşatmış olmaktan dolayı çok gururluyuz. Son derece önemli, ülke adına sevinçliyiz. Gelinen bu noktada büyük katkısı olan Spor Genel Müdürlüğü ve ana sponsorumuz Türkiye İş Bankası’na çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

AA

 

Yeni dünya satranç şampiyonu Carlsen

Norveç'in "dahi çocuğu" Magnus Carlsen yeni dünya satranç şampiyonu oldu.

Eski Dünya Şampiyonu Viswanathan Anand'ı, FIDE 2013 Dünya Satranç Şampiyonası'nda yenen Norveçli Büyük Usta Carlsen, yeni şampiyon ilan edildi.

Hindistan'ın Chennai kentinde 12 oyun üzerinden yapılan maçı Carlsen 6.5-3.5 kazandı.

Beyazlarla oynadığı ve yaklaşık 5,5 saat süren zorlu 10. karşılaşmayı berabere bitiren Carlsen, maçın bitimine 2 oyun kala dünya satranç şampiyonluğu unvanını kazandı.

Ve 2.24 milyon dolarlık para ödülünün sahibi oldu.

"Satrancın Mozart'ı"

Anand, unvanını kaybeden dünya şampiyonu olduğu için yeni dünya şampiyonunu belirlemek için yapılacak FIDE Dünya Şampiyonası Adaylar Turnuvasına, hiçbir eleme turnuvası oynamadan doğrudan katılabilecek.

Oyunun ardından düzenlenen basın toplantısında kaybettiği 5. oyunun ardından maçın koptuğunu anlatan Anand, maçı kendisi için bir düş kırıklığı olarak niteledi.

Carlsen de 10 oyunda açılışta sağlam oynamaya çalıştığını ve açılışın ardından istediği gibi sağlam bir pozisyon elde etmeyi başardığını söyledi.

Karşılaşmanın çok iyi bir mücadeleye sahne olduğunu ifade eden Carlsen, "Anand uzun yıllardan beri dünya şampiyonluğunu elinde tutan, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri" dedi.

Çok mutlu olduğunu dile getiren Carlsen, zorlu karşılaşmalara sahne olan maça bir noktadan itibaren alışmaya başladığını ve maçın sonuna doğru asıl gücüne eriştiğini belirtti.

Devamını oku...
 

Satranca Dair

Ömer Özercan - Satranca Dair

“Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır.”
Pierre Mac Orlan

Bu günlerde, Rusya’nın Sochi şehrinde, dünya satranç şampiyonu Magnus Carlsen ile Vishy Anand arasında ünvan karşılaşmaları yapılıyor. Türkiye’de son senelerde satrançta ciddî gelişmeler yaşanmış olmasına rağmen bu karşılaşmalar pek ilgi görmedi. TV ve gazeteler herhalde çok önemli(?) ve öncelikli(?) konularla uğraşmaktan zaman bulamadı. Maalesef gençlerimiz de; kitap okumak kadar, satranç oynamaya da, ciddî oyunları takip etmeye de pek zaman ayır(a)mıyor. Okul ve dershane arasında koşuşturmaktan ve diğer meşgalelerden herhalde pek fırsat kalmıyor.

Bu vesileyle satranca dair düşündüklerimizi ifade edelim.

Satranç bütün dünyada bilinen ve oynanan, tarihî bir oyun. MS 6. asırda Hindistan’da ortaya çıktığı ve 10. asıra kadar Asya, Orta Doğu ve Avrupa’ya yayıldığı kabul edilir. Tabiî burada niyetimiz satrancın tarihini veya oyun kurallarını anlatmak değil. Dikkat çekmek istediğimiz husus, satrancın çocukların ve gençlerin eğitiminde tesirli ve faydalı bir vasıta olarak kullanılabilir olmasıdır. Bir süredir ilköğretimde seçmeli ders olarak okutulmakta ama hem müfredatın geliştirilmesi, hem de iyi öğretmenlerin yetişmesi gerekiyor.

Bildiğiniz gibi, satranç oyununda “eşit hak ve kaynaklara sahip” iki kişi belli bir süre sessiz, sakin, saygılı biçimde akıl, zekâ, bilgi, muhakeme, cesaret vb. yarıştırır; gözlem yapar, tahmin yürütür, hayal kurar, risk alır, karar verir. Neticede kaybederse gene saygılı biçimde rakibini tebrik eder. Galibiyete sevinmek de, mağlubiyete üzülmek de satrancın felsefesini idrak etmiş kişilerce pek hoş görülmez. Bu süreçte oyuncu kendisini, kendi yetenek ve sınırlarını, zihnî performansını tanır, geliştirir, aynı zamanda rakibini de anlamaya çalışır.

 

Devamını oku...
 




Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.