Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Seyâhatnâme
Seyâhatnâme

Seyahatname okumaları

Seyahatname okumaları başladı

seyahatnameEvliya Çelebi Derneği tarafından organize edilen Seyahatname okumaları, dernek merkezinde her hafta Cumartesi günü seyahat severlerle buluşuyor.

Bir grup seyahatsever tarafından kurulan Evliya Çelebi Derneği, ilk projesi seyahatname okumalarını hayata geçirdi. Dernek Başkanı Nevzat Özkaya tarafından her hafta Üsküdar’da bulunan dernek merkezinde yapılan okumalarla Evliya Çelebi’nin diliyle o zamanın coğrafyalarına tarihi seyahatler gerçekleştiriliyor.

Evliya Çelebi Derneği, yabancı gezginleri ağırlamak, yazarlar ve gezginleri buluşturmak, Türkiye’nin tanıtılmasını sağlamak, tarihi ve kültürel değerlerimiz ile tabii mekânlarımızın tanıtımını yapmak amacıyla Şubat 2015’de kuruldu.

Dernek, dünyaca ünlü seyyahımızın Evliya Çelebi’nin “asıl gayem” dediği hicaz sevdasını kendisine şiar edinmiş olup; alil, fakir ve fukara insanlar için; Hac, Umre, Endülüs, Kudüs, Semerkand, Buhara, Şanlıurfa, Diyarbakır, gibi tarihi yerlere kültürel seyahatler gerçekleştirmek, yurt içi ve yurtdışı geziler düzenlemek, her türlü kültürel, sanatsal ve eğitim faaliyetleri organize etmek üzere yeni projeler hazırlıyor.

Devamını oku...
 

İtalya’da bir Türk köyü: Moena-TURCHIA

Yazdır

İtalya'nın Moena Köyü'ne sığınan bir Yeniçeri oraya yerleşip, bir de kahraman olunca köyün adı 'La Turchia' diye anılmaya başlamış. Moenalıların en büyük isteği ise mehter takımını görmek.

İtalya'daki Türk köyünden davet var.

İtalya'nın Manzori Dağları'nın eteğindeki 'La Turchia' adıyla da bilinen Moena Köyü, 323 yıldır hoşgörü örneği sergiliyor. Türkçe bilmeyen ama kendilerini Türk olarak tanıtan Moenalılar, Türkler'i bekliyor.

Bu şaşırtıcı öykü tam 323 yıl önce başlar. 2. Viyana kuşatması sonrası bir Osmanlı askeri, İtalya'da küçük bir kasabaya sığınır. Ölmek üzere olan bu Yeniçeri askeri, köylüler tarafından tedavi edilir. İyileşince de köyden bir kızla evlenir. Kasaba halkının 'Il Turco' adını verdiği asker, o dönem dükalığın halktan istediği haksız vergilere karşı köyü ayaklandırır ve korur. Kendini ve Türk adetlerini bu yörenin insanlarına öyle sevdirir ki ölümünden sonra bile bu Türk gelenekleri yaşatılır.

Devamını oku...
 

Kâşgarlı Mahmud'un Türbesi

Kâşgarlı Mahmud'un Türbesi

Kâşgarlı Mahmud’un mezarı bugün türbe hâline getirilmiştir. Opal köyünün 4 kilometre kuzeybatısındaki türbenin tam yeri, 39 derece 18 dakika 51.11 saniye Kuzey enleminde, 75 derece 30 dakika 36.03 saniye Doğu boylamındadır. Bir bahçe içerisindeki türbe bakımlıdır. Uygur Türklerinden Yasin Kari, ailesinden kalma türbedarlık geleneğini sürdürmekte ve Kâşgarlı Mahmud’un mezarıyla, türbesiyle yakından ilgilenmektedir.

Bahçenin girişine Kâşgarlı Mahmud’un yaklaşık 4 metre yüksekliğinde bir heykeli dikilmiştir. Külliye şeklindeki türbede hacet yeri, halvet yeri, çilehane, tilavethane yer almaktadır. Bahçede bugün müze hâline getirilmiş bir bölüm ve bir mescit bulunmaktadır. Türbenin 1829 ve 1897 yıllarında iki kez onarım gördüğü kitabelerde kayıtlıdır. Yakın zamanda da binaların onarımdan geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu onarımlarla türbenin ve külliyenin asıl biçiminin zaman içinde değişikliğe uğradığını söylemek mümkündür.

Devamını oku...
 

Estergon’dan, Budapeşte’ye

Estergon’dan, Budapeşte’ye
Zeki Önsöz

Estergon adını ve Estergon türküsünün öyküsünü ilk defa ortaokulda İstikâl Savaşı gāzisi olan târih öğretmenimden duydum. Yıllar sonra eski Osmanlı ülkeleri ve şehirlerini gezmeyi düşündüğümde, öncelikle Estergon’a gitmeyi istedim.

*
Bir sonbahar ayında uçakla Budapeşte’ye geldik. Ertesi sabah, metro ile Arpad köprüsü yakınındaki garaja gittik. Oradan bir otobüsle Estergon’a doğru hareket ettik. Yolculuğumuz Tuna nehri kıyısından Macar ovaralarını seyrederek bir buçuk saat sürdü. Yeşillikler içindeki, temiz, bakımlı köy ve şehirlerden geçerek Estergon’a vardık.

Estergon kalesi, Tuna nehri kıyısında bir kartal yuvası gibi yükseliyordu. Önce kalenin müzesini gezdik. Müzede Estergon’un târih içindeki mâcerâsını gösteren eşyâlar; özellikle Türklerle ilgili silâhlar, resimler ve diğer eserler vardı.

Müzeyi gezdikten sonra kalenin en yüksek burcuna çıktık. Aşağıda Tuna nehri, Estergon kalesi eteklerinde kıvrılarak akıyordu. Estergon kalesi, türküde söylendiği gibi “Subaşı duraktı”. Tuna’ya, kaleye anlatılamaz duygularla baktım. Kimbilir benim bulunduğum bu serhat kalesinin burcunda hangi subayımız, hangi askerimiz Tuna’ya baktı? Burada nasıl mücâdeleler oldu? Hangi askerimiz “Îlâyı kelimetullah” için, “vatan” için burada şehitlik şerbetini içti? Şühedâ için ellerimi açıp, fâtihalarımı onların rûhuna gönderdim. Buraya gelmeden, bir kere daha okuduğum Estergon kalesi için atalarımın o Estergon Kalesi zamanki târihî gerçeklere ve mantığa uygun şanlı mücâdelelerini hatırladım.

Devamını oku...
 




Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.