Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Annales Ekolü

Tarih Yazıcılığının Dönüm Noktası:
ANNALES EKOLÜ

Ünlü tarihci Peter Burke’nin, Fransız Tarih Devrimi diye adlandırdığı Annales Ekolü, tarihin disiplinlerarası karşılaştırmalı yazılması ve hatta bilim olarak kabul edilmesi iddiasıyla ortaya çıkmış olan bir tarih okuludur. “Annales d’Histoire Economique et Sociale” adlı dergiden adını almış olup, 20.yy ortalarına doğru tarih anlayışını ve yazımını baştan başa değiştirmeyi başaracaktır. İktisat tarihçilerinden Otto Hintze’nin “biz sadece sıradağları ve dorukları değil, dağların eteklerini de; yalnızca yüzeyin derinliklerini değil, bütün kıta ülkesini bilmek istiyoruz.” çağrılarını yapmaları da işte tam da bu döneme denk gelmektedir.

1929 yılında M.Bloch ve L. Fevre adlı iki Fransız tarihçi, ortak kurucu müdürlük görevlerini üstlenerek, 20yy’ın en büyük tarih okulu olacak olan Annales okulunun isimbabası olacak “Annales d’Histoire Economique et Sociale” (İktisadi ve Toplumsal Tarih Yıllığı) dergisini, “markçılığın önemle üzerinde durduğu toplumların yaşamlarının uzun süre gölgede kalmış olan çehrelerine ışık tutmayı” amaç edinerek çıkarmaya başlamışlardır.

Ekol, mümkün olan bütün disiplinleri (psikoloji, sosyoloji, yerbilim, edebiyat…) tarih biliminin içeriğine alarak, yüzyıllar boyunca hakim olmuş olan vakanüvist (olayanlatıcılık) tarih yazımını ve 19.yy’da hüküm sürmüş olan “olgucu ve deneyci tarih anlayışı”nı değiştirmeyi başarmıştır. Kurumsal ve yapısal tarih, ardından yerbilimsel, iklimsel, kırsal, hatta ve hatta düşünceler tarihi, ırkbilim, nüfus bilim tarihi gibi çeşitli dalları da içine alarak “bütünsel tarih anlayışı”na çevirmiştir.

Böylece tarih bilimi ile sosyal bilimler disiplinlerinin kapsamlı bir şekilde beşeri bilimler içerisinde bütünleştirilmesi gerçekleştirilmiş olmaktadır. Annales tarihçiler, tek tek kişileri yani komutanları, padişahları, hükümdarları ve kralları, siyasi olayları, hukuksal ve dini kavramları değil de ilişkiler kompleksini incelemeye başlamışlardır. Kısacası; olaylar ve karizmatik adamların hayat hikayeleriyle kurgulanan tarih yazıcılığı bakış açısını siyasi ve askeri olaylardan toplumsal olana doğru genişletmiştir.

Tekdüze bir tarih yazıcılığı yerini, toplum içinde yaşayan sıradan insanları, onların yaşamlarını, giyimlerini, yediklerini ve içtiklerini, aşklarını, tutkularını, zaaflarını da tarihe dahil edip, çok yönlü olarak tarihi konuları zenginleştirmiştir. Böylece, sosyal tarih araştırmalarıyla devletlerin ya da orduların ihtişamlı başarıları veya başarısızlıkları yerine, ihmal edilmiş ve gölgede kalmış olan; kadınlar, köylüler, etnik gruplar ve cemaatler, hatta değişen ve modernleşen dünyada ortaya çıkmaya başlamış olan entelektüeller, işçiler, anarşistler ve feministlerde tarihe konu olmaya başarmıştır. Tarih; giderek tozlu raflarda kalmış, bizden ve içimizden olan bu sessiz grupların da sesi olmuş, tarih yazıcılığında da bir devrim yaşanmıştır.

Fransa’da ortaya çıkan bu ekol, tarihte bir devrim yarattı. Tarihçiler de “yanıbaşlarındaki tarihi” aramaya koyuldu. Aile, bina, şirket, kurum, mahalle, eşya gibi yanıbaşlarında duran ve beraber yaşadıklarının tarihini merak etmeye başladı. Artık insanı ve dolayısıyla da toplumu ilgilerinden ve oluşturan her şey tarihe konu olmaya başladı. Buna birkaç örnek verebiliriz ki bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.

Michel Faucault- Deliliğin Tarihi
Michel Faucault- Cinselliğin Tarihi
M.A. Kılıçbay-Ahşabın Öyküsü
Michel Foucalt- Hapishanenin Doğuşu

Annales Ekolü’nün belli başlı tarihçileri ise; Marc Bloch, Lucien Fevre, Bernard Braduel, George Duby, Marc Ferro, Eric Hobsbawn, Michel Foucault…diye sıralanabilir. Ekolün Türkiye’deki ilk temsilcisi Ömer Lütfi BARKANdır. Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık‘da, ekolün Türkiyedeki en önemli temsilcilerindendir.

Annales ekolünün Türk tarih yazıcığına etkisine gelecek olur isek; bu başlı başına bir yazı konusudur ki kısaca değinmekte yarar vardır. Fransa’dan dünyaya yayılan bu ekol ile Türkiye; Ömer Lütfi Barkan’ın Strasbourg Üniversitesine gidip Marc Bloch, Maurice Halbwachs, Henri Baulig gibi hocalardan ders alması ve bu ekolün ışığında yazdığı makaleleri ile tanışmıştır. Türkiye’de baskın olan “resmi tarih yazıcılığı”nın önüne geçememiştir, fakat son yıllarda daha hızlı bir ivme kazandığını söyleyebiliriz. Sosyal tarih alanında yapılan çalışmalar Türkiye’de artmış olsa da, tarih kitaplarına ve tarih eğitimine yansıdığını söylemek mümkün değildir. 21.yy’da olmamıza ragmen Türkiye’deki tarih eğitimi hala; devletlerin, komutanların, hükümdarların kazandığı zaferleri ve sonunda yaptıkları antlaşmaları tarih silsilesi içerisinde konu edilmekten ve anlatmaktan öteye gidememiştir.

Can Dündar‘ın Gölgedekiler kitabının başında da dediği gibi “tarihi asıl vareden gölgedekilerdir…” bu bağlamda aşağıdaki şiir de okumaya değerdir.

OKUMUŞ BİR İŞÇİ SORUYOR

Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,
kim yapmış Babil’i her seferinde?
Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar
altınlar içinde yüzen Lima’nın?
Ne oldular dersin duvarcılar
Çin Seddi bitince?
Yüce Roma’da zafer anıtı ne kadar çok!
Kimlerdir acaba bu anıtları dikenler?
Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Yok muydu saraylardan başka oturacak yer
dillere destan olmuş koca Bizans’ta?
Atlantik’te, o masallar ülkesinde bile,
boğulurken insanlar
uluyan denizde bir gece yarısı,
bağırıp imdat istedilerdi kölelerinden.
Hindistan’ı nasıl aldıydı tüysüz İskender?
Tek başına mı aldıydı orayı?
Nasıl yendiydi Galyalılar’ı Sezar?
E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağladı derler
batınca tekmil filosu.
Ondan başkası ağlamadı mı?
Yediyıl Savaşı’nı 2. Frederik kazanmış?
Yok muydu ondan başka kazanan?
Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.
Ama pişiren kim zafer aşını?
Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.
ama ödeyen kimler harcanan paraları?
İşte bir sürü olay sana
Ve bir sürü soru.
BERTOLT BRECHT

meraklısına bibliyografya

1-Peter Burke, Fransız Tarih Devrimi:Annales Okulu
2- George Iggers, Yirminci Yüzyılda Tarihyazımı Bilimsel Nesnellikten Postmodernizme
3- Edward Carr, Tarih Nedir
4-Myron A. Marty ,David E. Kyvig, Yanıbaşımızdaki Tarih
5- Peter Burke, Tarih ve Toplumsal Kuram
6-Jhon Tosh, Tarihin Peşinde

Kaynak: www.hafif.org

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.