Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Londra ve İstanbul

FALİH RIFKI ATAY (1894 - 1971) Bu yazı bir gezi yazısıdır, onun "Taymis Kıyıları" adlı eserinden alınmıştır.

LONDRA VE İSTANBUL

Sanayi memleketleri ile ziraat memleketleri arasında esaslı bir üslup ayrılığıı görülür: Biri topraklarına kadar makineci, öbürü şehirlerine kadar toprakçı!

İngilizler ise, tabiatı da duman gibi, kanlarına karıştırmışlardır. Bu hayat, et, demir ve ottan yuğurulmuştur: Gıda, iş, rahat! Tabiat bizim havamız kadar bol; en sıkışık caddenin kenarındaki Savoy otelinin salon pencerelerini ağaç dalları okşuyor. Bu sözü İngiltere'de duydum:

— Bir asfalt yolun önüne ağaç dikilirse, yol bükülür.

 

Yeşile koşan Londra'yı gördükçe, hep denizi kovan istanbul'u düşündüm. Bir gün Bebek kıyılarında mavi suyu görmek için, asansörle beşinci kata çıkacağız. Kara taşta yeşil ot bitiren İngiliz zevki, eski osmanlı zevkinden başka türlü değildir. Bir Fransız şehircisi, kitabının fasıl başı altında şu cümleyi yazmıştı:

—  Osmanlılar bina kurdukları yere ağaç dikerlerdi; biz bina kurmak için ağaç söküyoruz.

İstanbul, zevksizlik ve fensizlik eline sonradan düştü. Biz, dağları yeşil kabuğundan soyup kayalaştıranlar, bahçeli evlerde doğduk ve iki ağaç arasında sallandık.

Uzak Taymis kıyılarını dolaşırken. Göksu, Kâhtane, Kurbağalıdere gözümün önüne gelir. Bizim çayırımız İngiliz kırı idi. Hyde (Hayd) Park'ta grup grup piknik sepetleri üzerine çömelen insanlar, Beykoz çayırının cumalarını hatırlatıyor.

Birgün herkes yaratılmış tabiat görmek için Londra'ya gelecektir. Ve öldürülmüş bir tabiatın mezarı üstünde ağlamamak için Istanbu'a uğramayacaktır.

Eski Fransız Başvekili Sarraut (Saro) bizim sefaretteki ziyafette diyordu ki:

istanbul... Kürenin en güzel parçası! Siz ona yalnız milletiniz namına değil, bütün insanlık hesabına bakmalısınız.
Kürenin en güzel parçası! Bunu elinde bulundurmanın zevki kadar mesuliyeti de yok mudur?

TÜR

GEZİ YAZISI: (Seyahat yazısı, Seyahatname) Yazarın gezip gördüğü yerlerin ilgi çekici yönlerini, kendi görüş ve düşüncelerini katarak anlattığı yazılara denir.

BİLGİ

- Osmanlı kültüründe çocuk doğduğu zaman ağaç dikilirdi, genellikle kavak ya da  çınar  olurdu. Çok ağaç ekenler de olurdu, çocuğun evlenme yaşı geldiğinde kesilir, evlilik ihtiyaçları için kullanılırdı.

Şu türküden de hatırlayacağımız gibi;

Hop Hopun Olsun Oğlum
Gül Topun Olsun Oğlum
Sıralı Kavak Dibinde
Toyluğun Olsun Oğlum

- Osmanlı kültüründe Sultan ll. Abdulhamid devrinde, Belgrat ormanlarına zarar verip ormanı tahrip ettikleri için bir köy kitle halinde sürgün edilmiştir.

- Osmanlı’nın doğaya çok önem verdiğini anlatan Anıt Ağaçlar Budama ve Restorasyon Şefi İbrahim Dedeoğlu "Her doğan için bir çınar her ölen için de bir selvi dikilirdi. Bu kültür Orta Asya’dan beri devam ediyor. Kervansarayların bahçelerinde, çeşme başlarında uzun ömürlü olduğu için çınar ağacı dikilirdi. Bugün Osmanlı’nın yaptırdığı çeşmelerin, camilerin hemen yanında mutlaka çınar ağacı görürsünüz”

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.