Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Türk Edebiyatından Seçmeler
Türk Edebiyatından Seçmeler

Düşünmek İnanmak - Nurullah Ataç

Düşünmek, İnanmak / Nurullah ATAÇ

İnsanoğlu düşünen bir varlıktır, yaradılışı gereği düşünmek ihtiyacını duyar. Ama pek sevmez düşünmeyi, korkar düşünmekten, nasıl korkmasın? Düşünmek yorucu olmakla kalmaz, şaşırtıverir kişiyi, türlü şüphelere düşürür. Bir yol düşünmeğe başladınız mı, kolay kolay kesip atamazsınız. Yüzyıllar boyunca ortaya atılmış birbirine uymaz birbirini çürütür bütün iddiaların doğru birer yanı vardır; hepsi de İnsan oğullarından birinin bir görgüsüne, bir gözlemine dayanır; nerelerinin niçin yanlış olduğunu da hemen göremezsiniz. Hangisini seçeceksiniz? Hepsinin de hem bir çekiciliği, hem bir iticiliği vardır.

İnsanoğlu çoğu zaman kaçar düşünmekten, gene de kendini düşünür gibi göstermek ister, gene de düşündüğünü sanmak ister. Bunu içindir ki geleneğe bağlanır, birtakım insanlara bağlanır, ya geçmişi yaşamış olanlardan, ya kendi çağdaşları arasından birini seçip onu dediklerine bağlanır. Rahatlar artık içi; doğrunun, iyinin, güzelin ne olduğunu öğrenmiştir, onların dışında kalanların yanlış, kötü, çirki olduğunu bilir, kapılmaz onlara. Biraz olsun ateşli, yürekli bir kimse ise onlarla çarpışmağa da başlar; yanlışa, kötüye, çirkine saplananlar bulunmasını içi götürmez. Onları yola getirmeğe çalışır; yola gelmezlerse yok olsunlar, daha iyi: Yer yüzü yanlıştan, kötüden, çirkinden temizleniverîr!...

Devamını oku...
 

Üstât - Ahmet Haşim

ÜSTÂT

Ahmet HAŞİM - Bize Göre (1928)

Bir cemiyette ahlâk ve âdetlerin ne suretle değiştiğini kelimelerin istihale[1]sinde görmeli. Üstad kelimesinin son senelerde aldığı mâna, bu itibarla küçük bir tetkike değer.

Eskiden üstad herkesçe musaddak[2] ehliyetlere verilen büyük bir pâye[3]nin ismiydi. Üstad, dâhiden bir rütbe aşağıda idi. Üstad  Ekrem, edebi meratipte[4], dâhi-i âzam[5]ın arkasından gelirdi.

Üstad, ehliyetin son olgunluk merhalesini ifade ettiğinden yaş, baş, saç ve sakal mefhumlarını da ihtiva ederdi. İhtiyarın hürmet gördüğü, sakalın çenede çirkin görünmediği devirlerde, üstad kelimesinin de utanılacak bir mânası olamazdı.

Son senelerde, maddi hayat zevkinin istilâi bir şekil almasıyla, üstad kelimesinin de tedricen itibardan düştüğü görülür.

Devamını oku...
 


Sayfa 2 - 2


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.