Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Dr. Alexis Carrel

Dr. Alexis Carrel

Bencillik, cimrilik ve ihtiras, şahsiyeti kısırlaştırır, manevi duyguyu karartır, zekayı söndürür.

28 Haziran 1873'de, Fransa'nın Lyon kentinde doğan Alexis Carrel çocukluğunda önceleri annesi tarafından evde eğitilmiştir. Bir işadamı olan babası o daha bir çocukken ölmüştür. Lyon'da eğitim hayatına devam etmiştir. 1904 yılında ABD, Chicago'ya gidene kadar Lyon kentinde hem üniversitede (Lyon Üniversitesi) hem de hastanede çalışmıştır. 1906'ya kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmış, 1906 yılında ise Rockefeller Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nün bir üyesi olarak araştırmalarına burada devam etti. 1912'de tam üye olduğu bu kurumda ona Nobel Ödülü'nü kazandıracak olan araştırma ve deneylerin çoğunu yaptı. Hayatı boyunca yaptığı araştırmaların çoğu transplantasyon ve göğüs cerrahisi (torasik cerrahi) üzerinedir. Özellikle transplantasyon üzerine yaptığı deneyler o dönemler için devrim niteliğindedir.

I. Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda görev aldı. Savaş döneminde yaralı askerler üzerine yeni tedavi çeşitleri geliştirilmesinde de katkıları olmuştur. Savaş sonrasında özellile fizyoloji dalındaki çalışmalarına devam etti. Doku kültürü üzerine birçok başarıya imza attı. II. Dünya Savaşı'nda Fransa'da bazı görevler aldıktan sonra, 5 Kasım 1944'te Paris'te öldü. Bilimadamı kişiliğinin yanı sıra birçok başarılı kitap yazmıştır.

Ülemizde çevrilen eserleri; '' İnsan Denen Muamma''  (İnsan Denen Meçhul) adlı eseriyle büyük yankı uyandırmıştır.

İnsan Denen Meçhul kitabının tanıtım yazısı; "Tıp, biyoloji, psikoloji, insan ruhiyatı ve insanın geleceği konusunda ortaya koyduğu bilgiler bütün dünya dillerinde alimlerin görüşlerine ışık tutmuştur. İnsanı bütün yönleri ile 'maddi, manevi ve en önemlisi ruh dünyası' ile ele alan bu eser bir yol gösterici, kendini keşfetmekten uzak ve günlük meşgalelerle gününü geçiren insanlara sırlı bünyesini keşfetme imkanını sunuyor."

"Hayat Hakkında Düşünceler" (Çeviren; Cahit Beğenç) Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları

Hayat Hakkında Düşünceler Adlı Kitabından Alıntı;

...İnsanoğlu, realitenin ancak bir görüntüsünü yakalar. İlim ağacı üzerinde insan yasak meyveyi toplamıştır. Fakat o meyve olgun değildi. İlim ağacı bize her şeyin bilgisini verdi, kendimizin (nefsimizin) bilgisi müstesna.

"İlim, maddi âlemin dökümünü yaptı. Maddi âlemin sistemli işletmesini organize etti. Teknoloji bize varlık, sağlık, konfor, geçimin bütün kolaylıklarını getirdi. Teknik bize yeni bir dünya cenneti yaratmamıza izin verdi. Fakat planımıza belli başlı bir hata hafifçe kaydı. Zira hayatın ilimlerinde cansız maddenin ilmine göre büyük bir gerileme vardı. Bedenimizi ve ruhumuzu bilmeden evvel fiziki âlemin hakimiyetine sahip oluyorduk. Bundan dolayı, makinelerin ilerlemesine çok uygun, fakat ferdi, kolektif ve neslimizle ilgili gelişmeye yaramayan bir çevre ile etrafımız çevrildi. Müesseselerimizi ilmi kavramlar üzerine yani somut realite üzerine kuracak yerde o kavramları ideolojilere göre kalıba aldık. Böylece, hakiki ihtiyacımızı gideremeyen bir âlem kuruldu. Biz orada ebediyen yabancı olarak kalacağız. Modern insan maddeye üstünlük verdi. Ruhani olanı ekonomik olana feda etti. Refahı kuvvete ve sevince tercih etti. Makinaların ruhsuz kalabalığı içinde yaşamak için dedelerimizin toprağını, naciz dostlarını, hayvanları terk etti. Güneş altında dalgalanan buğdayları ormanın dalgınlığını, gecenin sukûnunu bitkileri, ağaçların ve suların ahenkli güzelliğini unuttu. Geometrik hatları olan katı yürekli şehirlere kapandı. Fabrikaların monoton çalışmaları içinde şahsiyetini kaybetti. Hayatın bütün kanunlarını zorladı. Bizim realiteden ayrılmamız o zaman başladı..

Biz bugün bedenimizin ve ruhumuzun esaslı ihtiyaçlarına hiç bakmadan ilerliyoruz...

...Düşünce, ancak ruhtan taşarsa yaratıcı olur. İlhamın deruni hayatın sessizliğine ihtiyacı vardır. Modern insan daha aşağı duruma düşmüştür. Çünkü bu ilham modern insanda eksiktir. Medeniyetimizi tekrar kurmak için önce hayatın emrettiği modele göre kendimizi inşa etmemiz gerekir..."

Dua; 1944'de Carrel, '' Dua'' adlı eserini neşretti. Burada yazar, manevi temayüllerini ifade etmekle '' İnsan, Allah'a su ve hava kadar muhtaçtır '' diyerek, insandaki ahlak duygusu, güzellik duygusu, zeka ve diğer fiziki ve ruhi faaliyetler kadar, din duygusunun da, ferdin gelişiminde önemli bir rol oynadığını, kısaca müspet ilimler yanında dine de ehemniyet verilmesinin zaruri olduğunu göstermekte ve din duygusunun bir ifadesi olan duanın, insan ruh ve bedeninde hasıl ettiği mucizevi değişikliklere işaret ederek insanlığın bu duyguyu ihmal edemeyeceğini delilleriyle izah etmektedir.

Carrel'e göre başlıca hayat kanunları üç tanedir;

- Hayatın korunması kanunu - Hayatın idamesi kanunu - Ruhun tekamülü kanunu

Birincisi bize, hayata hürmet etmemizi emreder. Yani öldürmeyi men eder. Carrel maddi cinayetler yanında manevilerinden de sayısız örnekler vererek mübhem ihtiyaçlarımızın fiyatlarını bizzat arttıran muhtekiri, zararlı maddelerin imalatçısını, zararlı maddelere karşı işçilerini korumayan sanayiciyi, de imtihanlarına hedef tutar. Hayata kast etmek, sadece onu ortadan kaldırmakla değil, fakat onu kösteklemek, söndürmek ve ıstıraplı hale koymaklada olabilir. Fiziki veya manevi olsun, uğranılan ıstıraplar, kötü tedaviler, iftiralar, hayatiyetimizi söndüren, sinir sistemimizin ahengini bozan, hastalıklara yol açan, ömrün devamı ve saadetini azaltan düşünce, hareket ve itiyatlarda aynı mahiyettedirler. Mesela, gurur ve hiddet zararlıdır, çünkü bunlar zihin ve sinir muvazenesini altüst ederek hükümlerimizi sahteleştirir.

Kaynak: Bu yazı Wikipedia ve www.spiritualizm.com sitesinden yararlanılmıştır.


 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.