Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Sâdi Şirazi

Sâdi (1213 -1292) (Şiraz'da dogdugu için "Sâdi Şirazi" Denmektedir)

13. yüzyılda, İran edebiyatının ve dünyanın en büyük şairlerinden birisi olarak bilinen Sadi'nin, doğum ve ölüm yeri Şiraz'dır.

İyi bir öğrenim görmüş ve çok iyi Arapça öğrenmiştir. Bostan ve Gülistan adlı iki eseri çok ünlüdür. Tasavvufî yönü de kuvvetli olan Sâdi, hacı olduktan sonra yaptırdığı dergâhta şeyh olarak da görev yapmıştır. Mezarı, Şiraz'da, tekkesinin bulunduğu yerdedir.

İnsanlığın yetiştirdiği en büyük şair ve bilge kişilerinden kabul edilir. Divan'ı ile Bostan ve Gülistan dışında başka eseri yoktur. Ancak, Bostan ve Gülistan, bütün dünya dillerine çevrilmiş, yüzlerce defa basılmıştır. İslâmî kültür ile Osmanlı kültürünün temel kaynaklarından olan bu iki eser, aynı zamanda, Farsça'nın şaheserleridir. Bol şiir parçaları ile süslü olan eserlerde, insanlık ve ahlâktan bahseden, bütün insanlığa önemli prensipler telkin eden hikâyeleri vardır.

Hikâyelerin bir kısmı uzun, bir kısmı ise fıkra ölçüsünde kısadır. Ancak Sâdi, bunların sonunda vecize niteliğinde bir takım öğüt verici sözler söyleme ustalığını ortaya koyar.

Medrese öğrenimi görmüş, ünlü bir vaiz olan Sâdi, vaaz mahiyetindeki sözlerinde çok açık ve ikna edicidir. Tasavvuf ehli olduğu için yer yer tasavvuf konusunu da ele aldığı hikâyeleri vardır.

Sâdi nesirdeki başarısının yanında mesnevi üstadı olarak da kendini kabul ettirmiştir.

KARDELEN VE TİLKİ

Kalenderin biri köyden sabahleyin fırlar,
Arar nasibini, dönüşte, kırda akşamlar.
Fakat güneş batarak ortalık karardıkça
Görür ki, yer , yatılmaz, hemen çıkar ağaca.
Adam ağaçtayken bir iniltidir işitir...
Bakar ki, bir kötürüm tilkinin yanık sesidir.
Zavallı, pösteki olmuş, bacak yok işleyecek;
Boğazsa, işlemek ister...Ne yapsın...İnleyecek!
Biraz geçince, kavi dişlerinde bir ceylan,
İner yakındaki vadiye karşıdan aslan
Tabiatıyla durur hastanın da inlemesi!
Yeyip avını aslan dalınca ormanına,
Sürüklenir yanaşır iki tilki sofranın yanına
Doyar efendisinin artığıyla, sonra yatar
Adam düşünmeye başlar, eder de hale nazar.
"Canab-ı Hak ne kadar merhametli, görmeli ki;

Açım! Demekle iş göremez bir topal tilki,
Ayağına gönderiyor zırkın en mükemmelini
O halde çekmeli insan çalışmaktan elini.
Değer mi koşmaya akşam sabah dünya?
Dolaşmayan dolaşandan akıllı...Gör dünya
Horul horul uyuyor işte tilki, senden tok!
Tevekkül etmeli öyleyse, şimdiden tezi yok
Yazık bu ana kadar çektiğim sıkıntılara!..."
Sabah olunca adam dağ başında bir mağara
Tasarlayıp ebedi itikafa niyet eder.
Birinci gün bakınır:yok ne bir gelir, ne gider;
İkinci gün basar açlık, erir erir süzülür;
Üçüncü gün uyuşuk bir sinek olur büzülür.
Ölüm mü, uyku mu her ne ise sonucu, uzanır:
Fakat işittiği bir sesle silkinir, uyanır :
"Dolaş da yırtıcı aslan kesil, be hey miskin!
Niçin yatıp kötürüm tilki olmak istersin?
Elin kolun tutuyorken çalış, kazanmaya bak,
Ki artığınla geçinsin senin de bir yatalak."

SÂDİ (BOSTAN'DAN) (Çeviri: Mehmet Âkif Ersoy)

 


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.