Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Türk Halk Tiyatrosundan Bir Örnek (Kavuklu İle Pişekâr)

Orta Oyunu - Uçmak  (Kavuklu İle Pişekâr)

  • KAVUKLU: Sorma Tosun'cuğum, bir felâket atlattım ki tarif kabul etmez.
  • PÎŞEKÂR: Aman, geçmiş olsun Hamdici'ğim...
  • KAVUKLU: Geçmiş olsun ki, geçmiş olsun!
  • PÎŞEKÂR: Naklet bakayım, merak ettim.
  • KAVUKLU: Canım, geçende fırtına çıkmadı mıydı?
  • PÎŞEKÂR: Evet, hattâ ben korkudan evin bodrumuna kaç­mıştım; sen nerede idin?
  • KAVUKLU: Ben göklerde...
  • PÎŞEKÂR: Deme!...
Devamını oku...
 

Orta Oyunu

Orta Oyunu, Karagöz gibi geleneksel bir seyirlik oyun olmakla birlikte, Karagöz’e göre daha yeni bir sahne sanatıdır.

Orta oyunu adına ilkin 19. yüzyılda rastlanmaktadır. Ancak Türkler arasında bu türden “söyleşmeli oyunlar”ın varlığı, farklı adlarla, eskiden beri bilinmektedir. Bunlara “oyuncu kolları” denilmektedir. Evliyâ Çelebi çeşitli adlarda on iki oyuncu kolunun varlığından söz etmektedir. 1825 yılında Şehzâde Abdülmecid’i eğlendirmek üzere temsil edilen bu tür bir oyunu ve tiplerini anan ilk eser, Enderûn Tarihi’dir. Ortaoyunu adı ise, ilk olarak, Saliha Sultan’ın 1834 yılındaki düğününü anlatan Sûrnâme’de geçmektedir. Ortaoyunu da, tıpkı Karagöz gibi, “söyleşmeli” bir temsildir.

Ortaoyununda Pişekâr tiplemesi “dişi konuşan”dır ve Karagöz’deki Hacivat’a karşılık gelir. Karşısındakine söz fırsatı vererek oyunun gelişmesini sağlar. Buna “anahtar vermek” denilir. Pişekâr’ın anahtar vermesine, tıpkı Karagöz gibi, Kavuklu karşılık verir. Ortaoyununda söz sanatı ikinci planda kalmaktadır. Söz burada dayanak işlevi görmekten öteye gitmez. Bu nedenle ezberlenmek üzere önceden hazırlanmış, yazılı metinleri yoktur. Oyun taklit ile gelenekselleşmiş belirli kalıp ve tipler üzerine gelişir. Oyuncu oldukça basit bir eylem çizgisi izleyerek, geleneğin öngördüğü gibi, belirli yerlerde söylenmesi gereken kalıpları tekrar eder. Bunun dışında herşeyi irticalen söylemekte özgürdür. Ancak ortaoyununda söz yarıştırma, Karagöz’e göre daha önemli bir yer tutar ve ustalık ister. Bu söz yarıştırmaya jes ve mimiklerin yarıştırılması da eşlik eder. Bütün bu karşılıklı çekişme “çene yarışı” olarak anılır. Orta oyunu çok oyunculu ve çalgılı bir seyirliktir.

Devamını oku...
 

Meddah

Meddah

Meddah, aslında bir halk hikâyecisidir. 15. yüzyıldan beri varlığı, başka isimlerle de olsa, bilinmektedir. Meddahlar, tarih içinde kıssahân, şehnamehân gibi isimlerle de anılmışlardır. Saraydaki eşdeğerleri ise mukallit, mudhik ve maskara gibi isimlerle anılırlardı.

Tamamen halk gösterisinin bir parçası olan meddahlar, Karagöz ve ortaoyunundan pek çok unsuru kendi anlatılarına katmışladır. Meddahlar hikâye ile taklidi birleştirmişler ve meddah hikâyesi olarak adlandırılan bir halk temaşası tarzı yaratmışlardı. Bu tarzdaki meddah anlatısı 18. yüzyıldan itibaren gelenekselleşmiştir. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın meclisinde düzenlenmiş olan helva sohbetinde onlara ilişkin ilk kayda rastlanmaktadır. 19. yüzyıla ilişkin metinlerde meddahlardan daha sık bahsedildiğine tanık olmaktayız.

Örneğin Ebuzziya Tevfik kahvelerde İstanbul hayatını anlatan, taklit katarak ince hikâyeler anlatan ve bunu naklettiği tarihten yirmi beş yıl kadar önce ölmüş Yağcı İzzet adında bir meddahtan bahseder. Bu gelenekselleşmiş biçiminde meddahlık, daha çok şehir hayatına ait tek aktörlü bir temsildi. Meddah anlatısında bütün temsilî unsurlar hikâyenin çerçevesi içinde yer almaktadır.

Devamını oku...
 

Edebiyat Devlerinden Cengiz Dağcı Vefat Etti

Kırımlı Yazar Cengiz Dağcı (92), İngiltere'de vefat etti.

Dağcı'nın kitaplarını yayınlayan Ötüken Yayınevi'nden yapılan açıklamaya göre Dağcı, Londra'daki evinde dün hayatını kaybetti.

EDEBİYATÇI İSA KOCAKAPLAN'IN GÖRÜŞLERİ

Dağcı'nın ölümüyle ilgili AA muhabirine açıklama yapan Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Dağcı'nın eserleri üzerine araştırmaları bulunan, araştırmacı-yazar İsa Kocakaplan, Dağcı'nın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Kocakaplan, 2009 yılında Dağcı ile görüştüğünü aktararak, ''Cengiz Dağcı, Londra'da Türkiye Türkçesiyle yazan önemli bir romancıdır. Kırım Türklerinin acılarını ve şahsi acılarını yazı yoluyla bütün dünyaya duyurmuştur. Dağcı, Türk dünyasına Türkiye Cumhuriyeti'nden bir kuruş almadan hizmet eden nadir insanlardan biridir. Londra'da İngilizce yazabilecekken, hatta Kırım Tatarcası ile yazabilecekken Türkiye Türkçesi ile yazmayı tercih etti. Türk edebiyatına, kültürüne ve dünyasına hizmet etti. Bu bakımından Dağcı'nın vefatıyla Türk dünyasında büyük bir boşluk meydana gelecektir, edebi bakımdan'' şeklinde konuştu.

Devamını oku...
 

Cumhurbaşkanlığı 2011 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri

Cumhurbaşkanlığı 2011 Kültür ve Sanat büyük ödülünün Karakoç, Eyice, Hızlan ve Çelebi'ye verilmesi kararlaştırıldı.

2011 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü kazanan isimler açıklandı. Bu yıl edebiyat dalında büyük ödül şair Sezai Karakoç'a verilirken, sanat tarihi dalında Prof. Dr. Semavi Eyice, eleştiri alanında Doğan Hızlan, geleneksel sanatlar dalında Hasan Çelebi büyük ödüle layık görülen diğer isimler oldu.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü hizmet ve eserleriyle Türk kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulunan, Türk kültür ve sanatının yüceltilmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişileri ve kurumları, devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla veriliyor. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden bu konuda yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Gül'ün; ödülün her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatını verdiği belirtilerek, bu çerçevede bir değerlendirme kurulu oluşturulduğu bildirildi. Ödül töreni Cumhurbaşkanlığı'nca daha sonra duyurulacak bir tarihte yapılacak.

 

 

 


Sayfa 27 - 27


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.